USTA SANATÇI HALÝL ERGÜN: “ÇAPSIZ BÝR SÝYASET YÖNETÝMÝ VAR VE ÜLKEMÝZ BUNA MÜSTAHAK DEÐÝL"


Tarih : 14 Aðustos 2022 Pazar 10:57

Yaprak Dökümü dizisinde canlandýrdýðý Ali Rýza Bey karakteriyle hafýzalara kazýnan usta sanatçý Halil Ergün, daha güzel, daha özgür bir dünya, daha demokratik, çocuklarýn mutlu olduðu bir ülke için hep muhalif olduðunu belirtirken, “Bugünlerde beni çok yaralayan mesele þudur: Çapsýz bir siyaset yönetimi görüyorum ve `Bizim ülke buna müstahak deðildir` diyorum. Kazanýmlar yýkýlýyor ve Türkiye`de toplumsal bir çözülme var kültürel olarak ve insani iliþkileri olarak. Bunu somut olarak görüyorum. Bu beni yaralýyor, yakýyor yani. Þimdi benim ülkemde konserler yasaklanabiliyor. Abuk sabuk gerekçelerle þarký söyletilmiyor falan” dedi.

EDDA SÖNMEZ 

Yaprak Dökümü dizisinde canlandýrdýðý Ali Rýza Bey karakteriyle hafýzalara kazýnan usta sanatçý Halil Ergün, daha güzel, daha özgür bir dünya, daha demokratik, çocuklarýn mutlu olduðu bir ülke için hep muhalif olduðunu belirtirken, “Bugünlerde beni çok yaralayan mesele þudur: Çapsýz bir siyaset yönetimi görüyorum ve `Bizim ülke buna müstahak deðildir` diyorum. Kazanýmlar yýkýlýyor ve Türkiye`de toplumsal bir çözülme var kültürel olarak ve insani iliþkileri olarak. Bunu somut olarak görüyorum. Bu beni yaralýyor, yakýyor yani. Þimdi benim ülkemde konserler yasaklanabiliyor. Abuk sabuk gerekçelerle þarký söyletilmiyor falan” dedi.

Usta sanatçý 1946 yýlýnda, Bursa`nýn Ýznik ilçesinde doðdu. Ýlk ve ortaokulu Ýznik`te okudu. Pertevniyal Lisesi`nden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi`nde okudu. Halk Oyuncularý`nda Teneke adlý oyunla profesyonel oldu. Vasýf Öngören, Mustafa Alabora ve Erdoðan Akduman ile Ankara Birlik Sahnesi`ni kurdu. 1974 yýlýnda Yýlmaz Güney`in senaryosu olan Ýzin filmiyle sinemaya baþladý. 2006-2010 yýllarýnda Kanal D`de yayýnlanan aile ve drama türündeki Yaprak Dökümü dizisinde Ali Rýza karakterine hayat veren oyuncu Halil Ergün, ANKA Haber Ajansý`na konuþtu. Usta oyuncu ile filmlerini, gençliðini, siyaseti ve bugünü konuþtuk.

Yaptýðý hiçbir þeyden piþman olmadýðýný belirten Ergün, þunlarý söyledi:

"MERAKIM ÇOK VARDI AMA HÝÇBÝR ÞEYE ÖZLEMÝM OLMADI: Muhteþem bir kasabada büyüdüm. Oranýn çok eski bir ailesinin çocuðuyum. Topraða baðlý bir aile, yerli geleneði olan. Gölü olan, panayýrlarý olan bir yerde çok mutlu bir çocukluk geçirdim. Muhteþem bir anne ile babanýn çocuðuydum, geniþ sülalelerde yetiþtik. Gölümüz vardý. Balýklarýn fýrtýna gibi, rüzgâr gibi estiði, sahillerde çok olduðu bereketli günlerdi. Merakým çok vardý ama hiçbir þeye özlemim olmadý. Ailem, þartlarýmýz. Bunu zenginlik anlamýnda söylemiyorum. Ýnsani bir ortamda yetiþtim. Ýlk çýkýþým kasaba dýþýnda Bursa`yadýr. Yani ortaokula girdiðimde þato seyretmeye geldik. Ýlk surlardan dýþarý çýkýþým odur.

HÝÇ KOPMADIM KÝ ÝZNÝK`TEN BÝRAZ ÝÞGAL ALTINDA BUGÜNLERDE ÜZGÜNÜM: Ama hiç kopmadým ki ben. Her tatilim, her dönüþüm; fakülte yýllarým, öðrencilik yýllarým, ailem, bugün de öyle. Sinema yaptýðým zaman da baþýma gelenler zamanýnda da hala oradayým. Her þeyim orada, evim, barkým, hatýralarým, ailem, kardeþlerim, hep Ýznikli kaldým ben. Hiç kopmadým ki ondan ben. Yani þehirli olmadým, o kasabanýn çocuðu olarak kaldým. Hala biraz iþgal altýnda bugünlerde. Üzgünüm yani mimari ve beton her yere saldýrdýðý gibi buraya da saldýrmýþ durumda.

HÝÇ PÝÞMAN DEÐÝLÝM YAÞADIKLARIMDAN ONLAR BANA AÝTLERDÝ: Bir þey daha söyleyeyim, hayatýmda piþmanlýk kelimesi... `Ben yaptým, benim tasarrufum` deyip, sadece tartýþmýþýmdýr veya muhasebe etmiþimdir içimde. Bir kere yaþanmýþtýr. Yani piþmanlýk ne kâr eder. Hiç piþman deðilim yaþadýklarýmdan. Onlar bana aitlerdi. Hayat ve yapýsallýðým o anda bir gün yanlýþ olduðunu fark ettiðim þey beni piþmanlýða götürmez. Bir daha tekrar etmemeyi besler bende. Hiç piþmanlýk taþýmam hayatta.

ÝLK AÞKIMIN ETEÐÝNÝN RENGÝNÝ VE DESENLERÝNÝ BÝLE UNUTMUYORUM HÝÇ: Ýlk aþkýmý anlatýyorum size. Hiçbir yerde konuþmadým þimdiye kadar. Ben baþarýlý bir öðrenciydim. Ýlkokulu bitirdik ve ortaokula baþlayacaðýz. Ortaokul resimleri var. Þapkalar falan takýp baþlamýþtýk, heyecanlýyým. Kaydýmýzý yaptýrdýk, bir de iþte modern kýzlar vardý. Yani devletin memurlarýnýn kasabadaki uzantýlarýnýn kýzlarý, çocuklarýydý, farklýlardý onlar. Bir gün koþuyorum çarþýda Ayasofya Kilisesi sonra cami olmuþ orasý. Oradan çarþýdan geliyorum karþýdan bir kýz koþarak geliyor. Eteðinin rengini ve desenlerini bile unutmuyorum hiç. Görmediðim bir kýz. Saçlarý uzun simit yapmýþ. Aþaðýya doðru bir þeyler yapmýþ sallanýyor. Elinde bir tas vardý. Baktým benim yaþýmda biri. Bir etek böyle kloþ bir etek galiba ve kavuniçi ile yeþil bilmem ne renkli desenleri var büyük, büyük. Böyle birdenbire kaldým dedim ki `O da okula gelse.` Kim olduðunu bilmiyorum. Çünkü kasabada yabancý.

YÜREÐÝMÝN ÇARPTIÐINI HÝSSETTÝM: Sonra okul açýldý. Okul bahçesinde sýra olmuþuz içeri gireceðiz. Tam sýra olmuþuz. Birden okulun kapýsýndan bir kadýn, siyah paltolu elinde kýz. Annesi getirdi mi buraya… Yüreðimin çarptýðýný hissettim. Ondan sonra ayný sýnýfta okumaya baþladýk. Sonra öðrendim ki çok eski oranýn yerlisi bir amcanýn, fotoðrafçý ünlü Pepiko amcanýn kýzýymýþ kendisi. Ve Bursa`dan gelmiþler. Sonra okula geldik ben boyuna ona bir þeyler yapýyorum, þýmarýk da bir çocuðum biraz belki. Hani þýmarýk da demeyeyim de hep ilgi gören çocuk olduðum için ilgi göstermiyor bana. Ben gidiyorum kitabýna asýlýyorum, silgisini yýkýyorum falan. Ben arkada üçüncü, dördüncü sýrada o ön sýrada oturuyor. Kýzlar daha çok önde oturur. Bir gün yine defterini çektim artýk, `Bana bak, merhaba, ne oluyor diye sor` dedim. Tabii bu aþkýn çapýný ya da derinliðini þu anda ölçemem ama `Lütfen, insanla çok uðraþýyorsunuz` dedi bana. O gün bittim yani anladýn mý? Bittim. Sonra baþka bir flörtü oldu. Baþka bir erkek arkadaþýmýzla. Böyle hep takip ediyorum. Sonra biraz þöyle bir iliþkimiz oldu. Ýliþki nedir yan yana konuþmak, bilmem ne yapmak falan gibi onu unutmuyorum. Sonra öbür aþklar iþte yaþýnla orantýlý geliþmeler oldu elbette.

BÝZ 12 MARTLARDA, 12 EYLÜLLERDE HESAP VERMÝÞ BÝR KUÞAÐIN ÇOCUKLARIYIZ: Evliliði düþünmedim aslýnda. Þöyle ama… Bizim hayatýmýz maceralar hayatýdýr. Fakülte yýllarýnda baþlayan tiyatro mücadelesi ve en iyiyi yapmak. Tiyatro da kurduk falan. Kalabalýk aile. Ýki abim birisi asker oldu. Birisi esnaftý Bursa`da. Sonra Ýsviçre`ye gitti orada kaldý. Sonra hapishane yýllarým oldu. Yýllarca biz 12 Martlarda, 12 Eylüllerde hesap vermiþ bir kuþaðýn çocuklarýyýz. Sonra sinema girdi. Bir de þey var aþkýn ya da birlikteliðin ötesindedir evlilik, kurumsal bir þeydir. Pek de meraklý deðildim ayrý. Hep bir hedefin peþinde koþtuk yani benim bir sürü arkadaþým evlenmediler. Evlilik düþünecek halimiz yoktu. Kýzlar, oðlanlar da öyle…

SONRA SÝNEMA MACERASI BAÞLADI: Sonra sinema macerasý baþladý. Yýlmaz (Güney) aðabeyin beni göreve çaðýrmasýyla bir çeþit. Çok sevdim ve kaldým. Kadere dönüþtü sinema. Seks furyasý baþlamýþ, þarkýcý filmleri oluþuyor falan zordu. Bir de bir dönem var ve toplumsal içerikli film diye adlandýrmýþlardý o anlamda yani söyleyecek lafý olan filmlerin olmasý noktasýnýn macerasýna girdik o kolay deðildi. Hiçbir zaman burada han-hamam, þöhret-möhret, en güzel kadýn, en çok para, hiç aklýma gelmedi ben otellerde gelip, gidip kaldým. Yalnýz þu kadar var bir tane As Otel vardý turneyle gelirdik. Biraz üç kuruþ elimize para geçince Londra Otel`e terfi ettim.  O arada bu iþin þey yaný bu mesleki ya da var olma yaný. Bir film bir maceradýr. O film çekilir, bu film, lezzet, o çevre, var olma savaþý, bir tarafýyla da ihtiras deðil de onun üzerine gitmek... Bizim hayat tarzýmýz toplumsal geliþmelerden Türkiye`nin toplumsal tarzýn dýþýnda olmadý. Biz öyle bir kuþaðýz. Öyle bir 68 kuþaðýyýz. 

BABAM `GEL TOPRAKLARIN BAÞINA, SENÝ EVLENDÝRELÝM, TRAKTÖR ALAYIM` FALAN DEDÝ: Sonra hemen mesleðe atýlmadým iþte orada hariciyeci olacak diye gönderdiler okula, fakültede derslerim var. Derken tutukluluk geldi. Sonra afla çýktým. Kasabamda evime döndüm yine baþka bir yerim yurdum yok. Babam `Tamam istemiyoruz artýk gel topraklarýn baþýna, seni evlendirelim, traktör alayým` falan dedi. Bu arada cezaevinden çýkmanýn ikinci ayýnda geldi haber sinemaya baþladým. O bir macera. Ha þimdi bu film, bunun tadý, bunun bilmem neyi derken bir de biraz yeni bir çevre tanýyorsun o da yeni bir baþlangýç gibi yeni insanlar var. Sinemadan çok, tiyatrodan çok tanýdýklarým vardý Ýstanbul`da. Vay ben evleneyim de þu kýz, bu kýz öyle bir þeyim çok olmadý zaten. Ama bu þartlarýn içinde bir tepkiydi bir süre sonra tabii aile meselesi iki abim çektiler gittiler. Kýz kardeþlerim var. Ýki kýz kardeþim vardý. Çok ilginçtir ki ikisinin de eþleri çok erken öldü. Çocuklar kaldý. Onlarla ben ilgilendim. Koca koca adam oldular. Geniþ aileyiz, 6 kardeþiz biz. Sonra da 50`li yaþlara geldik. Bundan sonra ne evlenmesi oldu. Bir kadere dönüþtü bir çeþit. Bundan sonra da bilmiyorum yani. Bazen espri yapýyorum. `Yok ya bana niçin gelecek` diye. Belli ölçülerle gelecek, o eski ilk aþkýn buluþmasý üzerine oturan bir evlilik olmayacak hiçbir zaman. Ýyisi mi böyle gitsin.

YEÐENÝMÝ BEN BÜYÜTTÜM, BABALIK DUYGUSUNU ONUNLA YAÞADIM: Yeðenimi ben büyüttüm annemle. Annesi öldü öðretmenimdi. Abimin eþiydi. Çocuðunu kucaðýna alamadan öldü. Kaldý çocuk ve ben onu büyüttüm þimdi Ýsviçre`de yaþýyor. Oðlum yani. Onla yaþadým ben babalýk duygusunu. Bunu ancak bir romandaki gibi duygularýmý açýklayarak, olaylarla, doðayla iliþkili falan anlatabilirim yani...

ÇOCUK ESÝRGEME YURDUNDAN ÇOCUK ALACAKTIM TEHLÝKELÝ BULDUM: Böyle bir ara hatta þey bile düþündüm. Bir tane arkadaþa söyleyeyim nikâh yapmamýz gerekmeyen bir çocuk yapalým. Bir baktým komik bulduk. Sonra çocuk esirgemeden bir çocuk alalým dedim. Tehlikeli buldum onu da tartýþtým. Bir süre sonra kaldý çocuklar. Þimdi yeðenlerimin çocuklarý var. Bir tane okuttuðum kýz yeðenimin çocuðu oldu. Sonra ben sevgiyi insan ve çocuk üzerine kurdum. Ben bütün çocuklara heyecanlanýrým. Radikaliz biz ya. Ýnsanlar doðarlar, büyürler, askere giderler, evlenirler, çocuk yaparlar, ölürler. Nokta bir hayatý hiçbir zaman kendime güzergâh olarak düþünmedim. Her gün yeniden heyecan hayat. Daha göreceðimiz, yaþayacaðýmýz çok þey var.

BÝRDENBÝRE BÝRÝSÝ GELÝP BÝR `TOKAT VURUR` DUYARSIN NÝKÂHA GÝTMÝÞ DÝYE. BÝLMÝYORUM YANÝ HAYAT BU: Bizde çok výcýk výcýk iliþki yoktur. Böyle výcýk výcýk öpmek, caným, gülüm falan… Feodal bir aile geliþimi içinde hele erkek çocuðu falan onu hep anlatýyorum bir yerlerde. Mesela ben danslar manslar vardý ya moda halinde. Biraz kývýrýr gençler, bayýlýyorum ama ben hala çiftetelli oynayan bir adamým. Anlatabildim mi? Bir gün uyuyorum, birden bir rüzgâr esti, alnýmdan biri öptü. Alnýma dokunma oldu ve ‘Yavrum` dedi. Hiç açmadým, annemin sesi, `Ya bu kadýn beni çok seviyormuþ galiba` dedim. Annemle baþka bir iliþkiye baþladým. Babam da meleklerin adamýdýr. Biraz yerli ve biraz Cumhuriyet kültürüne, Osmanlý kültürüne organik baðý olan bir ailenin, çok eski yerleþim yerinde insaný.  Birden `Ya annem de bir kadýn` dedim öbür tarafta ahkâm kesiyoruz ya kadýn meselesi, kadýn haklarý, e annen ne? Sade evde koþturan, her þeyin de kahramanýydý. Onunla daha yakýndan ilgileniyorum. Bir gün bana `Oðlum baban bir gün bile giydiðim yeni bir elbiseyi fark etmedi biliyor musun` dedi. Ah… Bu çok basit bir laf gibi görünüyor ama bir kadýn istemiþ, yani `Çok yakýþmýþ karýcýðým` demesini demek ki ya. Babamýn her þeyi var, mal, mülk hatta þey derdi `Bir Fatma`ma doyamadým bir höþmerime doyamadým` derdi. Kendi annemde bir evliliðin getirdiði her þeyi doyurduðu anlamýna gelmiyor imkânlar. Kaç evlilikler gördüm kendi ailemde dehþet þeyler. Bu evliliðe karþý olmak anlamýnda deðil söylediklerim. Sen sorduðun için kendimi anlatýyorum. Ben böyle oldum. Kim bilir belki hayat bu, bu yaþta birdenbire birisi gelip bir `Tokat vurur` duyarsýn nikâha gitmiþ diye. Ne bilim ben, bilmiyorum yani hayat bu.

ÇAPSIZ BÝR SÝYASET YÖNETÝMÝ GÖRÜYORUM: Kýzmak deðil de kýrgýnlýðým, heyecanýmý öldüren þeyler oldu. Benim kuþaðýmýn içinde, ülkenin daha güzel günlere gitmesini talep eden bir ruh var. Muhalif saflarda olmuþumdur her zaman, daha güzel günler için tabii. Muhalif derken, siyaset yapmak anlamýnda söylemiyorum. Daha güzel dünya, daha özgür bir dünya, daha demokratik bir dünya, daha çocuklarýn mutlu olduðu bir dünya, ülke. Bugünlerde beni çok yaralayan mesele þudur: Çapsýz bir siyaset yönetimi görüyorum ve `Bizim ülke buna müstahak deðildir` diyorum. Bu kadar kapalý konuþayým. Kapalý deðil de yani derinliðe girip de çok bilmiþizdir, biz her þeyi söyleriz ama söylemeye gerek yok. Bir tek þey var. Benim Cumhuriyetim var. Kahramanlar kurdular, baþta Mustafa Kemal ve arkadaþlarý. Kör topal Cumhuriyet`in kazanýmlarý var. Adalet, geliþme, daha güzel günlere gitmek gibi yeni bir kültürün buluþtuðu bir sürecimiz vardý. Kazanýmlar yýkýlýyor ve Türkiye`de toplumsal bir çözülme var kültürel olarak ve insani iliþkiler olarak. Bunu somut olarak görüyorum. Beni yaralýyor, yakýyor yani. Ülkemiz buna müstahak deðildir. Bu dalga dalga insanýmýza da yansýdý, taþraya da gitmiþtir. Bunu ben yaþarken hayatýn içinde insan iliþkilerinde görüyorum. Beni yakan bu.

ÞÝMDÝ BENÝM ÜLKEMDE KONSERLER YASAKLANABÝLÝYOR: Þimdi benim ülkemde konserler yasaklanabiliyor. Abuk sabuk gerekçelerle þarký söyletilmiyor falan. Gündeminde olmuyor yönetimlerin. Ýnsanlar bile televizyonlarda bakýyorlar. Öyle deðildi Türkiye. Bir uzun yolculuðumuz vardý. Yine yakalanacaktýr bu yurdumuzda, yani daha güzel günlere... Bunu, dar bir siyasetçi ve bir siyasi reaksiyon olarak söylemiyorum. Bir yurttaþ olarak söylüyorum: Eðer yurtseverlik varsa, eðer geleceði beslemeyi, daha güzel günleri savunuyorsak talepkâr bir toplum olmalýyýz. Aðlaþan bir toplumuzdur biz. Aðlaþmak baþkadýr, talep etmek baþkadýr çünkü demokrasilerde. Talep eden bir toplumu oluþturmanýn, biriktirmenin kavgasýna girmeliyiz. Her kesimdekiler, sanattan, kültürden, iþ dünyasýndan, emekçilerden falan yeni bir dil bulmanýn ve bunu hayata geçirmenin çabasýna girmeliyiz diye düþünüyorum.

DEVLET BASKICILIÐININ DEÐÝÞMESÝNÝ ÝSTERÝM. ÖZGÜR BÝR TOPLUMDAN YANAYIM BEN: Devlet baskýcýlýðýnýn deðiþmesini isterim. Özgür bir toplumdan yanayým ben. Ýnsanlarýn özgürce geliþmeleri, insanlaþmayý daha çok besler. Yasakçýlýk, þiddet, baský ve zulüm insanýn insanlaþma macerasýný keser. Yamyam iliþkiler ortaya çýkar. Edebi söylüyorum ama böyledir. Onun yanýnda tartýþacak bir sürü mesele var, eðitimde, adalette, sanatta… Yani hayatýn içinde çok þey var ama onlar uzmanlýk alanlarýnýn konuþmalarý, her kesimin uzmanlarý vardýr. Onlarýn özgürce yaratmalarý olarak bakýyorum.

BEN SÝYASETE GÝRMEDÝM. SÝYASÝ AÇIDAN HÝÇBÝR ÞEYÝN BAÞI DA OLMAK ÝSTEMEDÝM: Ben siyasete girmedim. Siyasi açýdan hiçbir þeyin baþý da olmak istemedim. Ben mesela Çaðdaþ Sinema Oyuncularý Derneði (ÇASOD) baþkaný oldum. Bana ihale ettiler, sadece kuruluþ bildirisini yazdým. Yapmayýn, ayrýlmayýn derken bana kaldý. Benim dedem ilk Meclis üyesi. Erzurum- Sivas`tan gelen rüzgârýn... Adý Halil Ýbrahim Aða`dýr. Belediye baþkanlýðý yapmýþtýr kasabamýzda. Neyse, benim hiç öyle merakým olmadý. Siyasete atýlýp, iþte milletvekili olmak, ilçe baþkaný, il baþkaný, parti baþkaný falan hiçbir gün. Ýhtiras baþka bir þeydir siyasette. Çünkü siyaset yanlýþ uygulanýyor Türkiye`de. Ama þunu söylemek istiyorum. Siyaset sadece partilerin konuþmalarý, nutuklarý falan deðildir. Siyaset toplumsal iþlerin çözülmesi üzerine, kurulmasý üzerine, yakalanmasý veya deðiþtirilmesi üzerine bir yaklaþým kültürüdür. Sanat da siyasettir. Roman da siyasettir. Siyaset olunca illa partililer, parti üyesi, parti baþkaný, parti bilmem nesi falan yapar diye bir þey yok. Sanat siyasal bir eylemdir. Aþkýn da siyaseti vardýr, dostluklarýn da günlük hayatýn da aile iliþkilerinin de. Siyasete böyle bakarýz biz. Bir de siyasal tavrýmýz oldu elbette. Bunlarýn gerçekleþmesi, biriktirilmesi, geliþmesi için siyasi yöneticiler, kurumlar o yönden destek olduk, zaman zaman da oy verme olarak. Ben genel olarak Türkiye`nin geleceðini, baðýmsýz ve demokratik bir Türkiye`nin özgür bir Türkiye`nin geliþmesine katkýda bulunmanýn saflarýnda bir siyasi bir tavýr içerisinde oldum.

HAVAYA SOKTULAR PEKÝ DEDÝM AMA KAZANAMADIK: Belediye baþkaný filan olma çabam olmadý. Film çekiyoruz rica ettiler. SHP`ye destek vermiþtim. Fikri Saðlar Kültür Bakaný olunca bana `Hadi gel bakalým` dedi. Neyse Türk sinemasýnýn sorunlarý, danýþmanlýk. Gittim 4-5 yýl danýþmanlýk yaptým Kültür Bakanlýðý`nda sinema ile ilgili. O ayrý bir macera, kitap gibi anlatýrým. Film çekiyoruz. Bir otobüs geldi SHP Beyoðlu Ýlçe Örgütü, oturdular. Ben de `Merhaba, hoþ geldiniz` dedim. Filmi sahilde çekiyoruz, hatta set durdu. Sonra `Belediye Baþkanlýðý adaylýðý teklif ediyoruz` denildi. `Nereden çýktý ya` dedim. Ben hiç düþünmedim bile. Ýkna etmeye çalýþýyorlar falan, güldüm. Sonra oradan bir arkadaþ, `Bunu yapacaksýn arkadaþ. Öyle kaçmak yok` dedi. Böyle havaya mý soktular, tahrik mi edildim. Telefon ettim Fikri Saðlar`a `Sen bilirsin` dedi. Bilge falan oradan `Yap` dediler. Beyoðlu olmasý var ya kültür merkezi, sanat merkezi, orada çok þey yapýlýr. Birden öyle ben de kabul ettim, geldim.  Bir baktým baþka aday da varmýþ meðer. `Ya beni niye getirdiniz` dedim. Bana söylemiþti üstü kapalý Fikri (Saðlar) Bey. Ama piþman deðilim. Muhteþem, onurla anacaðým bir süreç oldu. Kazanmýþtýk da. Yani kucakladý baya beni o yöre. Sanatçýlar, arkadaþlarýmýz. Kazandýk gibi aslýnda. Taksim`deki bizim Ahmet Sezer Alilerin Taksim Sanat Evi`nde iþte kutlama gibi oturuldu, sanatçýlar, arkadaþlar dolu falan yorgunum da ben býraktým, býrakýrken de gece saat 02.00 falan mýydý neydi. Kazanmýþtýk gidiyorduk. Evim yok Londra Otel`deyim. Sabah bir haber, kaybetmiþiz. Yani kazanmamýþýz.

ELLERÝMÝZLE TEPSÝYLE ÝKTÝDARI BUNLARA VERDÝK, BÝR DAHA DA BIRAKMIYORLAR: Ama þunu söyleyeyim orada iþte ta oralardan baþlayan meseleler. Karþýmýzda herkes girdi. Gittim ben ÖDP`ye `Arkadaþ ne yapýyorsunuz ya` dedim. Seçime aday koydular. CHP yeniden açýlmýþtý. Deniz Baykal gelmiþti baþýna. Onlar aday koydular Ertuðrul Günay`ý bak þimdi… Zülfü de Büyükþehir Belediye Baþkaný adayý. Sonra baktým DSP`nin kuruluþunda Bülent (Ecevit) Bey`e yardým ettim. Ýznik`te telefonlar, sanatçýlarý toplayýp konuþturdum. Çünkü Arayýþ Dergisi`nde çok doðru yazýlar var diye. Bu partili olmak deðil. Biz þimdi bugün de partili falan deðiliz ama doðru söyleyene sempati duyarýz. Bunlara bile sempatik baktým baþlangýçta. `Demokrasi, basýn özgürlüðü, insan haklarý, Avrupa Birliði` dediler diye baktým. Sonuçta muhteþem bir hayat, daha detaylarý var girmeyeyim de. Hesap þu: Bak ellerimiz ile verdik kendilerine, kendilerine demokrat, solcu filan diyen arkadaþlar. Ellerimizle tepsi ile iktidarý bunlara verdik, bir daha da býrakmýyorlar görüyorsun iþte. Bir sürü projemiz vardý. Deniz Baykal beni sonra yine zorladý oralara girmeyeyim.

SÝYASETE GÝRSEYDÝM BENÝ YA VURURLARDI RANTÇILAR YA ÝSTÝFA EDERDÝM YA DA KÝRLENÝRDÝM ÝYÝ KÝ OLMAMIÞ: (Yeniden siyaset düþünür müsünüz sorusuna yanýt) Hayýr. Yani görev gelirse yaparsýn ama bu yaþta yok yok. Artýk siyaseti gençler yapsýnlar, geliþsinler. Taptaze çocuklar. Bütün bu gördüklerimizden, yaþadýklarýmýzdan sonra. Bunu baþka yerde konuþmadým: `Ýyi ki de olmamýþým` dedim. `Beni ya vururlardý rantçýlar ya istifa ederdim ya da kirlenirdim` dedim. Ýyi ki olmamýþ. Bunu söyledim. Çünkü tanýk olduðum çok þey oldu sonra. Baþka türlü bakýyoruz hayata. Bir kere þu siyasetçiler, siyasete girenler her aþamada yer kapmaktan vazgeçsinler. Kimileri delege olmak için, kimileri ilçe baþkaný olmak için, kimileri ilçe yönetim kurulu üyesi olmak için, kimileri il yöneticisi olmak için anladýn mý? Ýl yönetiminde, belediye meclisinde, kimisi belediye baþkaný, sonunda da milletvekili olmak için buluþma yeri olmaktan çýkarsýnlar. Kitlelerin hayatlarýný daha doðru, daha zengin, daha yaþanýr hale getirecek çaba, taleplerine karþý geliþmenin bunun nutuk atmak olmuyor. Pazarda domates 50 lira olmuþ, salatalýk 3 kuruþ olmuþ, vah vahla olacak iþ deðil bu. Yeni bir dünyanýn tadýný yaratacak, taleplerini besleyecek çalýþmalar yapmak lazým. Ama bugün için Türkiye halkýna bu kadar çok çeliþkinin, çatýþmanýn ve yanlýþlýðýn – aðýr laflar söylemek istemiyorum, çünkü sakin olmaya çalýþýyorum. Hala, kavrayýp da nerede benim hatam demiyorsa mübarek olsun ömrümüzü verdik, halk halk diye.

DÝZÝLERÝMÝN HEP BÝR NUMARADA KALMIÞ OLMASI YAKIN ÇEVREMDE BÝLE TATSIZLIK YARATTI: 10 sene sürekli kesintisiz dizi çekmem ve dizilerimin hep bir numarada kalmýþ olmasý yakýn çevremde bile tatsýzlýk yarattý anladýn mý? Türkiye baþarýyý çok sevmez. Arkaný döndüðünde her türlü gerekçeyle seni reddetmek ve boþ ver demek kültürü çok geliþkindir: Yanlýþ olan bir þeydir bu. Ben hep þunun kavgasýný yaptým. Ýddia ile söylüyorum her zaman `Baþarýlarý aþaðý çekmeyiniz, baþarýlar büyütülsün, tarla büyüsün` dedim. Buðday atabileceðin, tohum atabileceðin yer çok iyi hazýrlansýn ki bitsin. Sana da yer çýkar sende varsa bir þey. Ama her þeyi aþaðý çekip, her filmi, her oyuncuyu, yönetmeni, aktörü veya kitap veya baþka alanlarda bizim böyle bir baþarýdan rahatsýz olma alýþkanlýðýmýz vardýr. Ben öyle yapmadým. Ben bugün bir sahne seyrediyorum bir filmde, bir oyuncuyu seyrediyorum `Allah`ým ne güzel oynamýþ aç þu telefonu tanýdýðýmsa ne güzel oynamýþsýn` diyeyim diyorum. Geçen gün Sinan`ýn seyretmediðim bir filmini gördüm. O kadar beðendim ki Sinan`ý aradým, buldum, `Çok güzel filmmiþ` dedim. Ben bütün bunlarýn zenginlik olduðunu düþünüyorum. Sen de yapacaksan bu iþi. Önce bir yer hazýrla. Ekmek için önce tarlalar sürülür, hazýrlanýr. Gübreler kýþtan atýlýr karýþtýrýlýr, sonra buðdaylar atýlýr, üstüne týrmýk çekilir ve buðday tarlasý çýkar. Ama sen hazýrlanmamýþ bir tarlaya buðday atarsan fareler yer, kuþlar yer birkaç tane biter. 

ÝSTEMÝYORUM POLEMÝKLERE GÝRMEYÝ: Hiçbir kanalda kim var, kim yönetici hiçbirini bilmedim ben. Kim film çekecek, kim kanal yapacak? Ben bugüne kadar çok konuþmadým. Ne siyasal tutumumla ilgili ne kendimle ilgili ne bana saldýran pislik laflarla ilgili hiç cevap vermedim þimdiye kadar. Onun için dikkat ediyorum. Ýstemiyorum polemiklere girmeyi. Bu dönem kanallar var, diziler yapýyorlar. Seyretmiyorum. Yorgunum biraz, müzik dinliyorum. Bir de malum bazý kanallar var. Onlarý da haberleri izlemek için açýyorum. Ülkede kýrgýnlýðým var yurttaþ olarak. Bana iþ verilmiyor falan, öyle bir derdim yok benim. Hoþ pek de gelmedi o meþhur televizyon kanallarýndan. Bir de prensip olarak bu dönem yapmam. Biraz daha angaje olmayan kanallar hayata geçer, yeni bir kültüre otururlar, bana da bir pay düþerse oynarým. 

FATMA GÝRÝK SIRTINI DÖNÜNCE SANA HÝÇ BIÇAK ÇEKMEYECEK KADAR YÝÐÝT BÝR KADINDI: Þu kadarken (eliyle gösteriyor) ben sinema seyrettim. Çünkü babamýn makinistlik yaptýðý, hala oðlunun da gidip filmler getirdiði kerpiçten yapýlmýþ bir sinema vardý. 5 yaþýnda, oralar tek eðlence yeriydi. Bütün filmleri seyrettim. Ýlk böyle Muhsin Ertuðrul`un filmlerinden Suzan Yakarlardan, Nevin Ayparlardan, Cahide Sonkulardan oralardan baþlayarak Belgin Doruklara gelen Muhterem Nura arkadan Türkan Þoray, Fatma Girik. Büyük isimler. Öyle çok oyuncu falan olmak istemedim. Ama heyecanla andýðým insanlar vardýr. Sonra ben sinemacý oldum. Fatma Girik… Þu kadardan baþladý biliyorsun filmlerde, seyretmiþsin bakýyorsun falan. Fatma Belediye Baþkaný oldu sonra. Bir sanatçý olarak bizim derneðimizin bir üyesi olduðu Nur (Sürer) ile çok giderdik Fatma`ya. O dostluðun, açýk kalpliliðin ve dobralýðýn kadýnýdýr, insanýdýr daha doðrusu. O keyif verir insana, sýrtýný dönünce sana hiç býçak çekmeyecek kadar yiðit bir kadýndý. O çok önemli. Bir de esprisi vardý. Hayatý gýrgýra alýyordu. Fedakârdý. Ölümü beni çok çok sarstý. 

ÇOK GÜZEL FÝLMLERLE ÝZ BIRAKTILAR DAHA ÖTESÝ VAR MI: Beni ilk defa çýkaran o (Fatma Girik) oldu yurt dýþýna. Belediye baþkanýydý Hollanda`ya gidiyor. `Ýlla sen de gel` diyor. `Bir kültürel çalýþma yapalým` dedi. Bizim dýþarý çýkýþýmýz yasaktý. Sonra Turgut Özal`a haberler gönderildi þunlar bunlarla. Ýzin alarak çýktým. Ýlk öyle ile baþladýk. Sonra Hollanda`ya, Almanya`ya gittik. Berlin`e falan. Mutlu oldu mu? Oldu. Çok güzel filmlerle iz býraktýlar daha ötesi var mý? Böyle þakýr, þakýr bu ülkenin, bu topraklarýn evlatlarý var. Onlar kalacaklar. Nazýmlar, Yaþar Kemaller bunlarýn hepsini tanýdým. Onlarla yaþamýþ olmanýn mutluluðu var. Büyük oyuncular hepsi. Hep kurtulacak diye baktýk çok direndi espriyi hiç býrakmadý. Hala bak týkanýyorum, kanýyorum. Ona gelmemeliydi sýra diye düþünüyorum ama hepimizin olacaðý belli. Herhalde istasyonlarýmýz daraldý, azaldý. Biliyorsun duraklarýmýz çok azaldý yaþ olarak süreç olarak. Fatma (Girik) o benim aþkýmdý.

YAÞADIÐIM KIRGINLIKLARIM VAR, VASÝYETÝMDÝR ÖLDÜÐÜMDE TÖREN ÝSTEMÝYORUM: (Röportaj öncesi öldüðünüzde tören istemediðinizi söylemiþtiniz): Evet istemiyorum. Ben çok yerli bakýyorum hayata. Ýznik bir avuç. Aile mezarlýðým da orada. Orada gömülmek istiyorum. Çok tanýk oluyorum orada. Biçimsel bir þey uygulanýyor ayný iþte meclis önünde yapýlýr ya biçimsel þeyler gibi. Ölülerin tabutlarýnýn arkasýnda. Caný çeken, içi çeken gelir. Ben size bir þey söyleyeyim evimde 40 tane ciddi ödül var gelirsen görürsün. Yurt dýþýndan, yurt içinden onlarca var. Ben bir gün bile bir tebrik telefonu almadým biliyor musunuz, arkadaþlarýmdan, çevremden. Ancak festivalde ödül aldýðým yerden birileri varsa `Tebrik ederiz demiþlerdir.` Çok tanýk oldum. Cenazelere gidiyoruz, konuþmalara bakýyorum. Cenaze namazý kýlýnýr, götürürsün. Kadýnlar gelmez. Baksana þimdi gene fetva veriyor. `Kadýnlar gelmeyecektir cenazeye` diye. Bundan daha fahiþ ne olabilir hayatla ilgili. Böyle bazý birikmelerim var. Çünkü bazý yaþadýðým kýrgýnlýklar var. Kendi þahsi iliþkilerimden, en yakýn dostlar var. Hiç küsmek falan deðil. Sadece artýk hayatý biraz daha kristalize ediyorum ve daha yük olmayan þeylere yöneliyorum... Vaktimiz az kaldý. Yani komþulara, aileme telefonlar veriyorum. Çalýþanlarýma `Öldüðüm zaman haber verin gelsin yeðenlerim alsýnlar götürsünler cenazemi` diyorum. Zaten duyulur o anda öldüðüm. Çok seven varsa otobüse atlar gelir.

Vasiyetim bu (tören) istemiyorum. Tabii çok samimi insan vardýr, etkilenir. Ben de gittim bir sürü deðerli arkadaþýmýzýn, aðabeyimizin, saygý duyduðum kiþilerin cenazelerine. Ama genel bir kültürü söylüyorum. Yani vazife ifa etmek noktasýnda bir þey olduðunu görüyorum. Kimse vazifeli deðil benim ölmemden. Ne kadar kaldýksa sedamýzla anýlýrsak anýlýrýz.

TÜRKÝYE TOPLUMU KÜLTÜRÜNE, SANATINA ÇOK SAHÝP ÇIKMALI: Sanatla uðraþan biri olarak hayatým boyunca tiyatro, sinema ya da buna benzer bir sürü meseleyle iç içe olarak yaþadýðým. Bir sürü arkadaþým, bir sürü insan gibi bir toplumun ileriye sýçramasýnýn temel yataðý sanat ve kültür dünyasýdýr ve çoluk-çocuðumuzu, gençlerin eðitim programý içerisindeki geliþmelerde sanattan nasip almalarýný saðlayacak programlar ve uygulamalar yapsýn aileler. Türkiye toplumu kültürüne, sanatýna çok sahip çýkmalý onun üstüne oturur. Oradan yetiþsin gençler çünkü bak bunu hep söylüyorum. Dünyanýn neresinde bizim yaþadýðýmýz topraklardaki kadar medeniyetlerin yaþadýðý bir toprak var? Kaç uygarlýk yaþadý? Kaç kültür yaþandý? Biz bütün bunlarýn mirasçýsýyýz burada. Burasý Anadolu topraðý. Yani sonra da iþte Selçuk`u ve Osmanlýsý geldi bütün bu miraslarýn sahibi biziz. O yüzden burasý dünyada gösterilebilecek kadar þey olmasý lazým, yaratýcý olmasý lazým diye düþünüyorum.

"SÝZÝN MACERANIZIN MALZEMESÝ DEÐÝLÝM` LAFINI SÖYLEYEN BÝR HALKIN OLUÞMASI LAZIM: Baþka iþ yok mu yapýlacak? Tabi o ayrý. Bir de insan olarak kendi hayatlarýný talep etmeli insanlar. `Ben sana vergi veriyorum, ben bu topraklarda yaþýyorum. Benim elimden çýkan oyla siz oraya geliyorsunuz benim hayatýmý doðru dürüst düzenleyeceksiniz. `Sizin maceranýzýn malzemesi deðilim` lafýný söyleyen bir halkýn oluþmasý lazým. Gençler de bu noktada hassas olsunlar.

 

 GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ 

- ÇOCUK ESÝRGEME YURDUNDAN ÇOCUK ALACAKTIM TEHLÝKELÝ BULDUM VÝDEOSU 

- ÇAPSIZ BÝR SÝYASET YÖNETÝMÝ GÖRÜYORUM- VASÝYETÝMDÝR ÖLDÜÐÜMDE TÖREN ÝSTEMÝYORUM

 

 

 

 


Okunma : 592

Etiketler :



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapýlan yorumlarda IP Bilgileriniz kayýt altýna alýnmaktadýr..!


 



ANASAYFA
HABER ARÞÝVÝ


KÜNYE


ÝLETÝÞÝM
MASAÜSTÜ GÖRÜNÜM

mersinerji.com © Copyright 2017-2026 Tüm haklarý saklýdýr.
Ýzinsiz ve kaynak gösterilemeden
yayýnlanamaz, kopyalanamaz, kullanýlamaz.

URA MEDYA