ÖMER FETHÝ GÜRER: “VERÝME GÖRE DEÐÝÞKENLÝK GÖSTEREN ÜRETÝM SÜRDÜRÜLÜYOR. BUNLARIN DOÐRU PLANLANMASI GEREKÝYOR"


Tarih : 22 Aralýk 2022 Perþembe 14:41

CHP Niðde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM`de “Ýthalata dayalý politikadan vazgeçilmesi gerekiyor. Bir yýl yeterli, bir yýl yetersiz, verime göre deðiþkenlik gösteren üretim sürdürülüyor. Kuraklýðýn etkisi, küresel ýsýnmanýn etkisi, dünyadaki geliþmelerin etkisi gýdada önemli riskler yaratýyor. Bunlarýn doðru planlanmasý gerekiyor. Bunlarýn doðru planlanmasý gerekiyor. Bu anlamda hayvancýlýkta da ciddi bir kriz yaþanýyor. 1 milyona yakýn inek kesime gitti. Bunun yansýmasý süt ve sütten mamul ürünlerde somut olarak görülüyor” dedi.

CHP Niðde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM`de “Ýthalata dayalý politikadan vazgeçilmesi gerekiyor. Bir yýl yeterli, bir yýl yetersiz, verime göre deðiþkenlik gösteren üretim sürdürülüyor. Kuraklýðýn etkisi, küresel ýsýnmanýn etkisi, dünyadaki geliþmelerin etkisi gýdada önemli riskler yaratýyor. Bunlarýn doðru planlanmasý gerekiyor. Bunlarýn doðru planlanmasý gerekiyor.  Bu anlamda hayvancýlýkta da ciddi bir kriz yaþanýyor. 1 milyona yakýn inek kesime gitti. Bunun yansýmasý süt ve sütten mamul ürünlerde somut olarak görülüyor” dedi.

CHP Niðde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis`te düzenlediði basýn toplantýsýnda tarýmda yaþanan sorunlarla ilgili deðerlendirmelerde bulundu. Gürer, þunlarý söyledi:

“Tarým stratejik bir alandýr. Tarýmsýz yaþam olmaz. Tarýmý doðru planlayan ülkeler ise geleceklerini garanti altýna alýrlar. Milli savunma kadar tarým önemli. Bakýnýz, Ukrayna ve Rusya savaþý çýktýktan sonra dünya bu anlamda ciddi bir gerilim yaþadý. Çünkü 700 milyon ton dünyada buðday üretiminin 200 milyon tonu dolaþýmdaydý ve bunun 50-60 milyon tonu da Ukrayna, Rusya`dan dünyaya sevk ediliyordu. Kýtlýk riski dahi ortaya çýktý. Sonunda tahýl koridoru açýlarak, bu buðdayýn ihtiyaç olan ülkelere ulaþýmý saðlandý. Ülkemizin de bu konuda giriþimleri sürekli olarak deðer buldu, takdir buldu. Ama esas olan þuydu; Ukrayna, Rusya tahýl koridorunu açtýk diye baþarý hikayesi anlatacaðýmýza keþke o noktada Türkiye`de ürettiðimiz buðdayla bu açýðý kapatacaðýz. Türkiye`de buðdayý farklý ülkelere daha çok gönderme olanaðý bulacaðýz anlamýnda çalýþma yürütülseydi. Yani bizim çiftçimiz üretseydi. Baþka çiftçinin ürettiði, baþka bölgeye gitmesi konusunda yapýlan çalýþma kadar kendi çiftçimizin de buðday üretimini arttýrmayý saðlasaydýk.

“ASGARÝ ÜCRETÝN ALIM GÜCÜ DE ÖNEMLÝ”

Keza, bugün asgari ücret gündemde. Asgari ücretin ne olacaðý çok tartýþýlýyor ama asgari ücretin alým gücü de önemli. Bunun da en önemli olgusu gýda. Eðer gýda ürünlerinde fiyat artýþlarý devam ederse ilk üç ayda asgari ücret ne olursa olsun o enflasyon karþýsýnda asgari ücretliler, gýdaya eriþimde yine sýkýntý yaþayacaklar. Ülkemizde 20 yýldýr Adalet Kalkýnma Partisi iktidarýnda tarým ihmal edildi. Tarým politikalarýnýn yetersiz kalmasý tarým alanlarýný daralttý, çiftçi sayýsýný azalttý. Kýrsaldan göçü tetikledi. Tarýmsal üretim planlamasý yapýlmadýðý için bir ürün bir yýl çok olduðunda o ürün, deðer bulmayýp çöpe gitti. Ertesi yýl ürün az olunca da doðal olarak sýkýntý yaþandý. Bu baðlamda planlama saðlanamadýðý için sýkýntýlar oluþtu ve katma deðerli ürünümüzü de döndürüp yurtdýþýna marka ürün olarak gönderme becerisine de erilemediði için ne yazýk ki çiftçi üretti, para kazanamadý, çöp oldu. Sorun yaþandý, sýkýntýlar ortaya çýktý. Dondurulmuþ ve iþlenmiþ gýdaya ya da katma deðerli ürüne dönüþtürülecek yatýrýmlar sanayii anlamýnda da geliþtirilerek saðlanmadýðý için de bu baðlamda sýkýntýlar oldu.

“GIDA GÜVENCESÝ VE GIDA GÜVENLÝÐÝYLE ÝLGÝLÝ DEVAM EDEN RÝSK MEVCUT”

Gýda güvencesi ve gýda güvenliði ile ilgili de hali hazýrda devam eden risk de mevcut. Halkýn doðrudan tükettiði gýda ürünleriyle ilgili nüfus artýþýna göre ülkemizde üretim artýþý da gerçekleþmedi. Örnek olarak; patates 1999 yýlýnda 6,5 milyon ton yetiþirken bugün 5 milyon 200 tona düþtü. Nüfusumuz 20 milyon arttý. Doðal olarak da patatesin nüfusa göre artýþý saðlanamadýðýndan da sýkýntýlar ortaya çýktý. Nüfusa göre üretim artýþý yine saðlanamadý. Ayçiçeði, pirinç, çeltik, mercimek, fasulye, mýsýr, soya, sarýmsak ve ceviz gibi ürünlerde arz açýðýmýz ortadan kaldýrýlamadý. Ülkemizin þu anda 21 üründe dýþa baðýmlýlýðý var. Bunlar Tarým ve Orman Bakanlýðý`nýn kendi sitesinde de tek tek yazýlý. Sonra ne deniyor? ‘Ýhracatçý bir ülkeyiz. Kendi kendimize yeten ülkeyiz` deniyor. Doðru. Portakalda, mandalinada, kayýsýda, kuru gýdada bunlarda Türkiye yurtdýþýna ihracat yapýyor. Ama esas olan yurttaþýn tükettiði ürünlerle ilgili arz açýðý var. Fasulyesinden tutun da mercimeðine kadar ithal geliyor. Bugün hangi markete gitseniz raftaki ürünü alýn, arkasýný çevirin, bakýn. Ya Meksika yazýyordur ya Kanada yazýyordur. Onun yerine kendi ülkemizin çiftçisi bu üretimi yaparken hatta Kanada`ya mercimeðin tohumunu biz verirken bugün, Kanada`dan gelen mercimeðe muhtaç duruma düþtük. 21 üründeki arz açýðýnýn ortadan kaldýrýlmasý gerekli. Raflardaki ürünlerin çoðunun menþei yurtdýþýndan ithal ürün. Ama yurtdýþýndan getirilen ürünün fiyatý da Türkiye`de üretilen ürünün fiyatýndan daha aþaðý deðil. Çünkü Türkiye`de girdi maliyetleri ile çiftçi ürettiði üründen para kazanmasa da doðal olarak ürün fiyatý artýyor. Özellikle nakliye son dönemlerde ürün maliyetlerinin artýþýnda önemli bir rol oynuyor. Ama ithal ürün, daha düþük fiyatta ülkemize geldiði halde yerli ürünle ayný fiyatta satýlýyor. Hani ithalat dengelemek amaçlý kullanýlýyordu? Birileri burada büyük oranda rant saðlýyorlar. Bunun da ithal lobisine önemli ölçüde getiri saðladýðý bir gerçek. Marketlere el atan iktidar, nedense ithal ürünlerin geliþ ve satýlýþ fiyatlarý arasýndaki kar imajlarýný ele almýyor. Bu konularda bir çalýþma yürütmüyor. Kamuoyuna da bugüne kadar bu konuda bir þey yansýmadý.

“ÝTHALATA DAYALI BU POLÝTÝKADAN VAZGEÇÝLMESÝ GEREKÝYOR”

Ýthalata dayalý bu politikadan vazgeçilmesi gerekiyor. Bir yýl yeterli, bir yýl yetersiz, verime göre deðiþkenlik gösteren üretim sürdürülüyor. Kuraklýðýn etkisi, küresel ýsýnmanýn etkisi, dünyadaki geliþmelerin etkisi gýdada önemli riskler yaratýyor. Bunlarýn doðru planlanmasý gerekiyor.  Bu anlamda hayvancýlýkta da ciddi bir kriz yaþanýyor. 1 milyona yakýn inek kesime gitti. Bunun yansýmasý süt ve sütten mamul ürünlerde somut olarak görülüyor. Yem ve gübre gibi önemli iki kalemde çiftçinin ve besicinin yurtdýþýna baðýmlý olmamýz, 12 milyon tona yakýn her yýl yem ithal etmemiz, gübredeyse neredeyse tamamen yurtdýþýndan ithal ürün getirmemiz fiyatlarýn artmasýnda ve katlamasýnda önemli oluyor. Tarýmsal girdi fiyatlarý bir yýlda yüzde 136 artmýþ. Ama gübrede Bakanlýðýn bana verdiði yanýta göre bir yýldaki artýþ yüzde 342. Destekler tarlalara deðil, tarlada üretim yapan çiftçilere deðil, tarlanýn sahibine veriliyor. Eðer bir adam gidip de bir çiftçi olarak tarlayý ekmiyorsa; destek ona deðil, kim ekiyorsa ona verilmeli. 20 yýldýr bu da düzenlenmedi. Bu þekilde bu sorun da devam ediyor.

“GEBE VE SÜT ÝNEKLERÝNÝN KESÝMÝ TÜRKÝYE`YÝ DAHA SIKINTILI KILACAK”

Gebe ve süt ineklerinin kesime gitmesinin yarattýðý risk, Türkiye`yi bu anlamda daha sýkýntýlý kýlacak. Süt ve sütten mamul ürün üretimleri TÜÝK verilerine göre de önemli ölçüde düþtü. Çið süt üretimi yýlbaþýnda 4 lira 70 kuruþ iken; ekim ayýnda 8 lira 50 kuruþa gelse de bir litre süt bir buçuk kilo yem alma dengesi gerçekleþmediði için üretici dayanaksýz kaldý. Ama vatandaþ da rafa gittiðinde bir litre sütü 30 liradan almak durumunda kalýyor. Þimdi hem besici, süt inekçisi para kazanmýyor hem vatandaþ pahalý ürün almak durumunda kalýyor. Bununla ilgili mutlak surette de bir düzenlemeye ihtiyaç.

“MARKA PEYNÝRLER 200 LÝRAYI GEÇMÝÞ DURUMDA”

Özellikle yem fiyatlarý düþürülmesi þart. Bir yýl önce kilosu 5 lira olan yoðurt, þu anda 25 lira. Bir yýl önce 60 lira olan tereyaðý, þu anda 197 lira. Bir yýl önce kilosu 20-30 lira aralýðýndaki peynirin; en düþük fiyatý 100 lira ve rafta marka peynirler 200 lirayý geçmiþ durumda. 10 kilo sütten bir kilo kaþar olur. 5 kilo sütten bir kilo beyaz peynir çýkar. Vatandaþ aldýðý ürünün fiyatlarýný nakliye dahil, iþleme dahil giderlerle düþünmeli. Düþük fiyatla piyasaya sürülen sahte peynire karþý da uyanýk olmalý. Yani peynir aldým diye gidip bitkisel yaðdan ya da kemik unundan üretilmiþ peynirler de piyasada bol bol miktarda var. Vatandaþ peynir aldýðýný sanýyor ama peynir deðil. Çünkü süt fiyatlarý, nakliye, onun iþlenmesiyle ilgili giderler dikkate alýndýðýnda bugün raftaki ürünün fiyatýnýn da bu kadar artmýþ olmasý giderlere göre olaðan duruma gelmiþ. Bunun en büyük sýkýntýsýný doðal olarak yurttaþlar çekiyor.

“TÜRKÝYE LOP VE KARKAS ET ÝTHALATINA YENÝDEN AÐIRLIK VERDÝ”

Lop ve karkas et ithalatýna ise yeniden Türkiye aðýrlýk verdi. Bu konuda bir uyarýda bulunmak istiyorum. Çünkü daha önceki dönemde milletvekilim sürecinde bu konuda buraya getirip göstererek de konuyu yansýtmýþtým. Yurtdýþýndan lop et getirmek çok riskli. Daha önceki Bakan demiþti ki; ‘Et ithalatý Cumhurbaþkanlýðý Hükümet Sistemi ile kapattýk` demiþti. Ama veriler bu yýl ciddi anlamda et ithalatý yaptýðýmýzý gösteriyor. Karkas etin menþeinin saptanmasý kolay. Ancak lop etin menþeinin saptanmasý sorunlu. Uzmanlar diyor ki; ‘Üç – dört ay önceden lop etin menþei ortaya çýkmýyor.` Örnekleme usulü ile yerinde gidip numuneler alýnýyor. O numuneler üzerinden gümrüðe geliyor.”

 


Okunma : 428

Etiketler :



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapýlan yorumlarda IP Bilgileriniz kayýt altýna alýnmaktadýr..!


 



ANASAYFA
HABER ARÞÝVÝ


KÜNYE


ÝLETÝÞÝM
MASAÜSTÜ GÖRÜNÜM

mersinerji.com © Copyright 2017-2026 Tüm haklarý saklýdýr.
Ýzinsiz ve kaynak gösterilemeden
yayýnlanamaz, kopyalanamaz, kullanýlamaz.

URA MEDYA