20 Nisan 2026 Pazartesi

11:30   ’ZEHIR GÖNDERDINIZ, KARARı SIZ VERIN!’ GIRESUNLU ESMA TEYZE’NIN MADEN İSYANı KEŞFET’I SALLADı!   10:20   ÇIFTÇININ ÇıĞLıĞı: ’BANKALAR ARTıK ORTAĞıMıZ OLDU!’ NIĞDE’DE ÜRETICI ÇıKMAZDA   09:51   MERSIN’DE KENDI İŞININ PATRONU OLMAK İSTEYENLER BURAYA! MERCEK ILE HAYALLER GERÇEĞE DÖNÜŞÜYOR   18:30   TRUMP’TAN İRAN’A HÜRMÜZ BOĞAZı MUHTıRASı! ’BIZE ŞANTAJ YAPAMAZLAR’   18:10   MADEN İŞÇILERI ANKARA KAPıSıNDA: ’BU DÜZEN KARA DÜZEN!’ CHP’LI KARASU’DAN SERT TEPKI   18:01   SIYASETIN GÜNDEMINE BOMBA GIBI DÜŞEN ’BÜYÜKELÇI’ ÇıKıŞı: FATIH ERBAKAN’DAN ÇOK SERT ’NOTA’ ÇAĞRıSı!   17:52   TARSUS’UN BIN YıLLıK LEZZET SıRLARı KAYıT ALTıNDA! SOFRALARıN VAZGEÇILMEZIYDI, ŞIMDI GELECEĞE MIRAS KALıYOR   16:40   ÖZGÜR ÖZEL’DEN ATAŞEHIR OPERASYONU SONRASı ZEHIR ZEMBEREK AÇıKLAMA: ’İHALE BILE YAPMADı, NEYLE SUÇLAYACAKSıNıZ?’   16:09   MEB ÖNÜNDE TARIHI YÜRÜYÜŞ: "OKULLAR HAPISHANEYE DÖNÜŞTÜRÜLEMEZ!" BAKAN TEKIN’E SERT İSTIFA ÇAĞRıSı   14:24   TÜRKIYE’NIN MART AYı KARNESI AÇıKLANDı: GAZETECILIK ’SUÇ’ SAYıLDı, ERIŞIM ENGELLERI REKOR KıRDı!   11:12   TÜRKIYE’DE BORÇ KRIZI ALARM VERIYOR: HER HANEYE BIR İCRA DOSYASı Mı DÜŞÜYOR?   09:10   GÜLISTAN DOKU SORUŞTURMASıNDA DEV DALGA: 6 YENI TUTUKLAMA! TUTUKLU SAYıSı 8’E YÜKSELDI   02:30   ATAŞEHIR BELEDIYESI’NDE ŞAFAK OPERASYONU: ONURSAL ADıGÜZEL VE 18 KIŞI GÖZALTıNDA!   01:20   OKULLARDA SILAHLı ŞIDDET ALARMı! CHP’LI KARASU’DAN MEB ÖNÜNDE SERT ÇıKıŞ: ’ÇOCUKLAR ARTıK GÜVENDE DEĞIL!’   01:19   KULLANıLMAYAN EVLER İÇIN KATı ATıK BEDELI ÖDENMEYECEK: İŞTE MECLIS’TEN ÇıKAN KRITIK KARARLAR!   16:19   İRAN: HÜRMÜZ BOĞAZı TICARI GEMILERE AÇıLDı   16:18   ZEYNEL EMRE: "MILLI EĞITIM BAKANı TOPLUMU KUTUPLAŞTıRMAK YERINE OKULLARDAKI BU ŞIDDET OLAYLARıNA EĞILMELIDIR"   16:17   KAHRAMANMARAŞ VALILIĞI: "AYSER ÇALıK ORTAOKULU’NUN TÜM ÖĞRENCI VE PERSONELININ EĞITIM-ÖĞRETIM FAALIYETLERINE ŞEHIT TEBERNUŞ ÖZLER ORTAOKULU BINASıNDA DEVAM ETMESINE KARAR VERILMIŞTIR"   14:56   ÖZGÜR ÖZEL, BARSELONA’DA ÖNCEKI FILISTIN BAŞBAKANı IŞTIYYE ILE GÖRÜŞTÜ   14:53   SAĞLıK MESLEK ÖRGÜTLERI: "HASTANELER SAVAŞ ALANı DEĞILDIR!"  
 
     
   

301 MADENCİNİN YAŞAMINI YİTİRDİĞİ SOMA FACİASININ ÜZERİNDEN 10 YIL GEÇTİ...


Cumhuriyet tarihinin en büyük maden felaketlerinden biri olarak bilinen, 13 Mayıs 2014`te Manisa`nın Soma ilçesinde Soma Kömür İşletmeleri AŞ.`ye ait maden ocağında yaşanan 301 maden işçisinin hayatını kaybettiği 162 işçinin yaralandığı facianın üzerinde tam 10 yıl geçti. Facianın yıl dönümünde Manisa`da "Soma`dan İliç`e Maden Sektöründe İşçi ve Çevre Sağlığı Sempozyumu" düzenlendi.

 

Tarih : 13 Mayıs 2024 Pazartesi 09:44   Okunma : 578

HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: KERİM UĞUR

(MANİSA)- Soma maden faciasından kurtulan Ahmet Mutluer, facianın 10. yıl dönümünde Manisa`da düzenlenen “Soma`dan İliç`e Maden Sektöründe İşçi ve Çevre Sağlığı Sempozyumu”nda yaşadıklarını anlattı. Mutluer, "Madencinin kaderi ölüme terk edilmemeli. Yaşarken ölüyoruz. Bir türlü maden kazalarının ve maden ölümlerinin sonuna varamıyoruz. Sermaye, üretim her şeye yol açıyor. Onları durduramıyoruz" dedi.

Faciadan kurtulan maden işçilerinden Ahmet Mutluer, yaşadıklarını anlattı. Mutluer, "10`uncu senesinde 301 madenci kardeşimizi rahmetle anıyorum. İş cinayetleri durdurulmalı, madenler daha yaşanacak, daha iyi çalışma şartları altında olmalı ki madenci kardeşlerimiz kaybedilmemeli. Madencinin kaderi ölüme terk edilmemeli" dedi.

"YAŞARKEN ÖLÜYORUZ"

"Bizim kaderimizde bir madencilik vardı" diyen Mutluer, "Bu yaşam alanında kazalar geçirdik, ölümler atlattık. En sonunda 301 kardeşimiz kaybettik. Kendim kazadan kurtuldum, binlerce şükretsem azdır. Ama şu an gerçekten yaşarken ölüyoruz. Bir türlü maden kazalarının ve maden ölümlerinin sonuna varamıyoruz maalesef. Sermaye, üretim baskısı her şeye yol açıyor. Onları durduramıyoruz. Bunların olmaması için elimizden geleni yapıyoruz ama işveren tarafından baskı olduğu zaman her şey ortadan kalkıyor" ifadelerini kullandı.

"ÜRETİM BASKISI YÜZÜNDEN..."

Çalıştığı maden ocağı kapanınca Soma Kömürleri AŞ.`nin işlettiği maden ocağına geçmek zorunda kaldığını ifade eden Mutluer, "Soma Kömürleri`ne geçtik. O madeni öyle farklı bir maden olarak görmüştük ki yani Türkiye`den Almanya`ya gider gibi gelmişti bize. Çünkü emniyet on numaranın üzerindeydi. Çalışma şartları güzeldi, çalıştığımız ortamlar on numara içinde gidiyordu. İlk girdiğim etaplarda böyleydi. İşçi çoğaldıkça, sermaye baskısı çoğaldıkça, üretim baskısı çoğaldıkça normalde çalıştığımız koşullarda ana yollarda yürüdüğümüz yollar yüksek halde olduğu için bu sermaye yüzünden, bu üretim yüzünden, baskılar yüzünden ne emniyet düzeni kaldı, ne emniyetli bir şekilde çalışma koşulları kaldı. Üretim baskısından dolayı baskılı yerler taranmamaya başladı. Üretim sıklaşmaya başladı. Ocağın içerisinde sıcak hava, havasız yerler olmaya başladı. Biz bunları görmeye başladık. Emniyetçilerimize, amirlerimize, mühendislerimize söylediğimiz halde bizi hiçe saydılar" şeklinde konuştu.

"YANIMIZDA TAŞIDIĞIMIZ MASKELERİ AÇMA YETKİMİZ DAHİ YOKTU"

Facia günü ‘Paşa Vardiyası`nda olduğunu ve olay yerine geldiğinde hiçbir şeyden haberi olmadığını aktaran Mutluer, "Kurtulan bir kaç arkadaşımızdan aşağıda bir patlama olduğunu ve tüm işçilerin aşağıda kaldığını öğrendik. Sonra apar topar depolardan maskeler, tahliye ekipleri çıktı. Bir şekilde müdahale etmeye başladık. Ocağın patlayan bölümüne girişler yaklaşık 45 dakika bir saati buldu inip çıkmamız. Olay yerine vardığımızda bandın yandığını ve geçişlerin olmadığını gördük. Getirdiğimiz koli içinde maskeleri ilk defa orada gördüm. Yanımızda taşıdığımız maskeler bize hiç fayda etmedi. Yıllarca yanımızda taşıdık ama açma yetkimiz dahi yoktu. Gerçekler ne ise onu anlatmaya çalışıyorum. Depolardan maskeler verildiğinde bizlere en ufak gaz sızıntısı olduğunda bunu kullanırsın, mecbursun demek yerine bizlere şu maskeyi kullanamazsın, bedeli yoktur. Yevmiyeden kesilir denildi. 301 madenci kazasında kardeşlerimiz maskelerini dahi açmamışlar. Düşünebiliyor musunuz? Koli içindeki maskeleri ilk defa gördüm. Bunlar ne dedik; bunlar tasfiye maskesi. Karbonmonoksit maskeleri diye geçiyor onlardan gördük. Bunlar depolardan mı, başka madenlerden mi geldi onu bilmiyoruz. Yarım saat içinde bu maskeler geldi. Koli koli bu maskeleri arkadaşlarımıza yetiştirmeye çalıştık. Pis hava bölümünde hava temizlendikçe emniyetçiler önde yol açtıkça S panosuna ulaştık. S panosu arkasında bir tane devletten kalan bir baca vardı. Orada beş tane arkadaşımızı sağ salim kurtarmayı başardık. En son oraya sığınmışlar, kurtulmuşlardı. Sonra ilerleme yapıldı S panosuna geldiğimizde toplu ölüm. Toplu ölüm deriz ya hani inanmayız biz görünce şoka girdik" ifadelerini kullandı.

"MADENLERDE İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ EĞİTİMLERİ SIKLAŞTIRILMALI"

Facia sonrası maden ocağında kurtarma ve tahliye çalışmalarında yaşadıklarını aktararak sözlerini sürdüren Mutluer, "Madenlerde iş sağlığı güvenliği eğitimleri sıklaştırılmalı, bilinçlendirilmeli ve sık sık anlatılmalıdır. Çünkü ben birçok şeyi bilseydim, duysaydım. Benim hayatta kalmamın tek sebebi; sağdan, soldan aldığım bilgi, yetenek ve tecrübedir. Biz madenlerde çalışıyoruz ama maalesef biz bunları görmedik. Bana kaç gün eğitim gördün diye sorsalar ben Soma Kömürleri`ne başladığımda sadece 3 gün eğitim aldım. Sağlık ve emniyet üzerine. Başka bir eğitim aldım mı? Hayır. Ben orada iki buçuk sene çalıştım. Bu eğitimler sıklaştırılsa, ayda bir defa da olsa işçilerimiz bilinçlendirilse belki tecrübe kazanacak. Belki bu olaylar yaşandığında hayata tutunabilecek bir dal olacak. Bilgileri olmadığından maalesef kazaların önüne geçemiyoruz. Sermaye her şeyi yaptırıyor. Fazla üretim her şeyi yaptırıyor" dedi.

"MADDENE GİRME SEBEBİM; ÇOLUĞUMA ÇOCUĞUMA BAKABİLMEKTİ"

Madencilik hayatının faciadan sonra bittiğini de belirten Ahmet Mutluer, "Madene girme sebebim erken emeklilik ve çoluğuma çocuğuma bakabilmekti. Yine madene girmek istedim. Günlerim az kalmıştı, doldurmak istiyordum. Bir kaç madene başvurdum olumsuz etkilerle karşılaştım. Onun sebebi ise ben maden kazasından sonra 6 ay psikolojik tedavi gördüm, ilaçlar kullandım. Kullanmak zorundaydım. Bir şekilde atlatıyorduk ama olayın tesiri kesinlikle bu yıla kadar daha hala üzerimizde. İlaçları kullandım, kullanmak zorundaydım. Bazı madenlerde işe giriş evraklarında altı aylık ilaç dökümanı istiyorlar. Bir, iki madene kullandığım ilaçlardan dolayı, bazı madenlere de göz bozukluğumdan dolayı işe giremedim. Sonra dedim ki benim maden hayatım bitti. Bir de benim iki tane evladım var. Oğullarım ‘Baba madene girme` dediler. Oğlum girmek istiyorum, emekli günüm az kaldı, çalışmak zorundayım. Sonra dediler ki ‘Gitme, istemiyoruz`. Şu anda başka bir iş yerinde hayatımı devam ettiriyorum" ifadelerini kullandı.

 

Paylaş :
Etiketler :  

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!

  GÜNCEL HABERLER

 
  FLAŞ HABER
   
 
  EN ÇOK OKUNANLAR
  • Bu Ay
  • Bu Hafta
  • Dün
  • Bugün
 
 


  SOSYAL MEDYA


  GAZETELER
 
 

 







mersinerji.com
ANKA Haber Ajansı
Abonesidir

 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE HABER ARŞİVİ GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinerji.com © Copyright 2017-2026 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA