SalimDOĞAN
SAFLAR ŞEFFAFLAŞIRKEN NEREDESİNİZ?
Artık herkes kendi yerinin yurdunun, milletinin, devletinin neresi olduğunu belirlemeli ve o duruma göre de davranış göstermelidir. Ya Amerikan emperyalizmi, Avrupa kapitalizmi ve işbirlikçilerinin, irticacı gericilerin, eli kanlı bölücülerin yanında yer alacaksın ya da Mustafa Kemalin Kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin ve cumhuriyet devrimlerinin, ilericiliğin, çağdaşlığın, uygarlığın yanında olacaksın. Kısacası bu yurdun bu yüce Türk ulusunun bu bayrağın altında bağımsız özgür bir şekilde yaşamayı seçeceksin veya ABD emperyalizminin ve onun işbirlikçilerinin yanında yarınları karanlık, geleceği olmayan, yok olmaya, erimeye, tarihin çöplüğüne süpürülmeye gideceksin.
Bu ülke, bu millet, bu devlet kolay kurulmadı. Çok ağır bedeller ödedi hepimizin dedesi. Yurdumuz işgal altındayken topraklarımız düşman çizmeleriyle çiğneniyorken, onurumuz, şerefimiz, namusumuz ayaklar altına alınmak isteniyorken bu yüce ulus Türk milleti Mustafa Kemal ATATÜRK’E olan inancı ve güveni sayesinde o fütursuz düşmanı alt etmesini bilmiştir. Bunu nasıl başarmıştır dersiniz tabii ki birlik beraberlikle. Ayrı gayrı düşünmeden, sucu bucu olmadan, bu toprakların insanı kendine yakışan onurlu bir davranışla yurdunu korumuş, birlikte üretmiş, birlikte paylaşmasını bilmiştir.
Türkiye’de şimdiye kadar kimse alt kimliği ile anılmadı. Kimse kültüründen dolayı küçümsenmedi. Kimsenin önüne geçilmedi, engellenmedi, olamazsın, yapamazsın denmedi. Devletin en altından en üstüne kadar herkes görev alabildi. Herkes inancını yaşadı. Kiliseler havralar bile kapanmadı. Demokrasi hiçbir dünya devletinde Türkiye’dekinden daha geniş uygulama alanı bulmadı. Herkes parti kurdu propagandasını yaptı seçimlere gitti. Hiç kimsenin pasaport almasına, fabrika kurmasına, seyahat etmesine engel olunmadı. Yasalar önünde eşit yurttaşlık hakları kısıtlanmadı.
Ne yazık ki Amerikan emperyalizmi ve onun işbirlikçileri yurttaşlarımız arasında ikilik sokmak kültür farklılıklarını ayrımcılık olarak tanıtlamak istemektedir. Hatta daha ileri giderek yapay bir takım olayları sosyalleştirerek provoke edip insanları bir birine düşürmeye çalışmaktadır. Kimilerine Kürt, Çerkez, Laz, Arap, Ermeni, Rum, Yahudi diyerek ötekileştirmek kültür farklılıklarını ayrımcılık gibi lanse etmektedir. Sanki bu yurttaşlarımızın yaşam tarzı ve kültürleri engelleniyor, birileri onların adına demokrasi ve insan hakları çerçevesinde sahip çıkıyormuş görüntüsü verilmektedir. Farklılıkları ortaya çıkarmak, bu felsefe üzerinden toplumu etkilemeye çalışmak doğrudan doğruya bölücülüktür. Sorumluluk sahibi yetkin insanların görevi bireysel farklılıkları körüklemek olmamalı. Toplumsal benzerliklerimiz bizim en büyük görevdeşlik dayanağımızdır. Yurdumuz, ulusumuz, bayrağımız, ORDUMUZ, DİLİMİZ, başkentimiz, istiklal marşımız ortak yönlerimiz, ideallerimizdir.
Devletin kurumları arasında eş güdüm ve işbirliği olmadan devam etmesi olası değildir. Devletimizi yönetenlerin de hepsinin aynı şeyleri benimsemesi, davranış olarak göstermesi istenemez. Ancak devlet ortak benzerliklerin üzerine inşa edilir. Farklılıklardan söz etmek devleti böler parçalar. İyi eğitilmiş insanlar yapıcıdır. Olumlu pekiştireçler insanlar arasında uyumlu çalışmayı, verimliliği, mutluluğu, zenginliği ve gönenci geliştirir. Bir toplumda sürekli olumsuzlukları, kültürel farklılıkları, inançları, ırkları ön plana çıkararak bundan nemalanmak ancak ortaçağ otokratik yönetim özlemcilerinin işine yarar. Gelişmiş uygar ve çağdaş toplumlarda bu türden bir gündem oluşmamaktadır neden?
Batılı gelişmiş devletler içersinde barındırdıkları kültür farklılıklarını gündeme getirmezler. Bu durumu ilkellik olarak tanıtlarlar. Her nedense kendileri için normal olan bizim için anormal sayılmaktadır. Şu içinde yaşadığımız zamanda hem Amerika hem de Avrupa ülkelerinde bırakın rejime karşı suç işlemeyi adi suç işleyenler bile kolayca idam edilmektedir. İdam edilmek sadece insanı iple boğmak değildir. Elektrik şoku, iğne ya da gaz odalarında insan öldürmekte idam etmektir. İdam genel bir kavramdır. Türk ulusu bu oyunun farkındadır. Kırk bin yurttaşımızın ölmesine neden olan PKK yöre halkı tarafından her türlü korku, baskıya rağmen benimsenmemiştir. Hiçbir ülke kendisine savaş açmış bir terör örgütüyle pazarlık yapamaz. Ne olursa olsun onunla mücadele eder ve bütün kaynaklarını kurutarak ortadan kaldırmaya çalışır. O nedenle PKK en çok Kürtlere zarar vermiştir. PKK’yı Amerika beslemiş ondan yararlanmıştır. İşi bittikten sonra da kaldırıp tarihin çöplüğüne atacaktır.
Emperyalizme karşı en düzenli mücadeleyi veren, onu yenen Mustafa Kemal ATATÜRK Türk milleti için yolunu belirlemiştir. Daha doğrusu Türk ulusu O’nun önderliğinde kendi yaşam tarzını ortaya koymuştur. Türkiye Cumhuriyeti Laik, Sosyal, uygar ve çağdaş bir ülkedir. Bizim saflarımız buradadır. Yurttaşlarımızın Amerikan emperyalizmi ve onun kirli oyunlarına alet olmayacağını defalarca kanıtlamıştır. Türk milleti saflarını Vatanın bütünlüğü, ülkenin birliği, kardeşlik duygularıyla devam ettirecek ve ebediyete kadar bu ülke insanı kimsenin oyununa gelmeden kardeşçe yaşayacaktır. Saflar şeffaflaşmıştır doğru yerde saf tutmak bir yurttaşlık görevidir.