6 Ocak 2025 tarihinde Eyüpsultan’da boşanma aşamasında olduğu eşi Ayşe Çelik’i silahla öldürdürüp, cesedi aracın bagajına koyduktan sonra Sultangazi’de polis ekiplerince yakalanan Engin Çelik, bugün ikinci kez hakim karşısına çıktı.
Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde görülen dava öncesi CHP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Hatice Selli Dursun ve İstanbul Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu üyeleri açıklama yaptı.
Hatice Selli Dursun: “6284 etkin uygulansaydı Ayşe bugün aramızda olurdu”
Ayşe Çelik’in öldürüldüğü 6 Ocak 2025’ten bu yana 370’in üzerinde kadının erkek şiddetiyle katledildiğini söyleyen Dursun, “Tüm aileler feryat ediyor. Tüm kadınlar feryat ediyor. Bu çığlığı duymazdan gelenler ne yapıyor? Bu çığlığı duymazdan gelenler adaleti yargı kurumlarını araçsallaştırıyor, şiddeti önleme mekanizmalarını uygulamıyor. Failleri cezasızlıkla cesaretlendiriyor. Daha önce öldürülen yüzlerce kadının failine etkin cezalar verilmiş olsaydı, caydırıcı cezalar verilmiş olsaydı, 6284 etkin uygulansaydı, bir kadın kolluk kuvvetine başvurduğunda gerekli mekanizmalara başvurduğunda güvende olacağından, kendisine dair koruma mekanizmalarının geliştirileceğinden, kimi zaman onlara şiddet döngüsüne hapseden, yoksulluktan sıyrılacağından, yoksunluktan sıyrılacağından emin olsaydı eğer, kadınlara bu güvence sağlanmış olsaydı, biz bugün Fatma'yla burada olmazdık. Ayşe bugün aramızda olurdu. Ama geldiğimiz tablo ne yazık ki budur.” dedi.
“Kadın cinayetleri politiktir”
CHP’li Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ve CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un gözaltına alındığını hatırlatan Hatice Selli Dursun şöyle devam etti:
“Bakın kadın katilleri cezasızlıkla ödüllendiriliyor. Suçlular cezasızlıkla ödüllendiriliyor. Torba torba düzenlemelerle salıveriliyor yarım kaldıkları cinayetlerini tamamlıyor. Peki yargı ne yapıyor? Yargı ne yazık ki katillerin katlettikleri kadınların adaleti, onların ailelerine adaleti sağlamak yerine, araçsallaştırılmış bir fonksiyonla kadınların da siyasi tercihleri olan, kadınların da seçtikleri, seçilme hakkını kullandıkları süreçlere müdahale ediyor. Bizim çağrımız da, duruşumuzda net. Kadın cinayetleri politiktir. Bu kadın cinayetlerini önlemeyenlerin kadınlara verecek hiçbir şeyi kalmamıştır. Bu cezasızlığı bitirmedikçe, katilleri adeta ödüllendiren yasalarla devam edildikçe kadınlar etkin bir biçimde korunmadıkça biz bunu haykırmaya devam edeceğiz.”
Şirin Yalıncakoğlu: “Kadınları yalnız bırakmaya mı çalışıyorlar?”
İstanbul Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İstanbul Temsilcisi Şirin Yalıncakoğlu ise, “Bu fotoğrafta gördüğünüz kadın erkek şiddetiyle hayatı elinden alınmış. Ayşe Çelik, bir bavulla bagaja konmuş ve bedeni yok edilmek üzere yola çıkılmış bir kadın. Uğradığı, şiddete, mobbinge yaşadığı eziyete karşı çıktığı gerekçesiyle veya bir tartışma sonucu karşılıklı tartışmışlar, erkeği kışkırtmış haberleriyle gördüğümüz dosyalardan biri. O bir dosya değil bir kadın ve bir anne. Buradan iktidara şunu sormak istiyoruz; bu kadınlar şiddet gördüğüne dair karakola, emniyete, savcılığa başvurduğunda onlar için koruma kanunları varken, bunun uygulanmayıp kadınların hayattan koparılması karşısında ne yapmaya çalışıyorlar? Kadınları yalnız bırakmaya mı çalışıyorlar? Biz kadınları yalnız bırakmıyoruz. Kadınların bedenleri bavulların içinde, gitar kutuları içinde, beton dökülmüş varillerin içinde bulunmaya devam mı edecek? Hayır. Biz buna karşı itiraz ediyoruz. Biz diyoruz ki; kadın cinayetlerinin durdurulabilir.” dedi.
“İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden uygulamaya konulması için mücadeleye devam edeceğiz”
Yalıncakoğlu, “6284’ün uygulanabilirliğini sağladığımızda bu kadınlar hayatta kalacak. İstanbul Sözleşmesi'nin maddeleri uygulandığında, toplumsal cinsiyet eşitliği sağlandığında bu kadınlar, çocuklar hayatta kalacak. Birçok çocuk istismarı dosyasında da görüyoruz. 13-14 yaşındaki çocuklar niye bağırmadın? Niye ısırmadın? Niye itiraz etmedin? Niye önceden şikayetçi olmadın gibi bahanelerle istismar sanıklarını aklayabiliyorlar, cezasızlıkla beraat ettirebiliyorlar. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak bütün bunların karşısındayız.” diyerek İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden uygulamaya konulması için mücadeleye devam edeceklerini söyledi.
İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada müşteki avukatları, Ayşe Çelik’in ablası Fatmanur Vural, sanık Engin Çelik ve avukatı katıldı. Duruşmayı kadın örgütleri ve CHP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Hatice Selli Dursun da takip etti.
“4-5 kez ateş ettiğini gördüm”
İlk olarak Fırat isimli tanık dinlendi. Görgü tanığı, saat 16.40 sıralarında kullandığı araç ile iş yerinden çıkarken 15 Temmuz Şehitler Caddesi’nde park halinde bir araç gördüğünü ve şoför mahalinden bir kişinin inerek 4-5 kez ateş ettiğini gördüğünü ardandan şahsı, kendi aracıyla takip ederek polislere haber verdiğini söyledi.
Aracı durdurup valizi yol kenarına attı
Aracın bir süre sonra yol kenarında durduğunu ifade eden görgü tanığı, aracı kullanan şahsın aracın arka kapısını açarak içinden bir valizi yol kenarına attığını, ardından şahsın yoluna devam ettiğini, kendisinin de takibi bıraktığını ve polisler gelene kadar valizin başında beklediğini belirtti.
Sanık Engin Çelik ise olayı ailesine anlattığını ve teslim olacağını söylediğini ifade ederek, “Kızım Hifa’ya ulaşabilmek için eşime ait cep telefonumu oğlum Eyüp’e verdiğimi hatırlıyorum” dedi. Pişman olduğunu söyleyen sanık Engin Çelik, oğlunun 20 gün sonra askerden döneceğini söyledi.
Müşteki avukatları ise sanık Engin Çelik’in olayı soğuk kanlılıkla işlediğini, eşini önceden tasarlayarak öldürdüğünü ve tutukluluk halinin devamını istedi.
Duruşma ertelendi
Savcı mütalaasını açıklayarak sanık Engin Çelik’in kasten adam öldürme suçundan cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi. Mahkeme, duruşmayı 23 Haziran’a erteledi.