Uluslararası Af Örgütü, yayımladığı son bildiride Türkiye’deki basın koridorlarında yankılanan "sansür" ve "yargı baskısı" iddialarını gündeme taşıdı. Özellikle kamu yararı gözeten yolsuzluk haberlerinin hedef alınmasının toplumda "caydırıcı bir etki" yarattığı vurgulandı. Örgüt, Türk Ceza Kanunu (TCK) içerisindeki belirli maddelerin "dezenformasyon yasası" adı altında ifade özgürlüğünü engellemek için bir araç haline getirildiğini savundu.
Hedefteki Maddeler: TCK 217/A, 299 ve 301
Açıklamada, yasal düzenlemelerin uluslararası hukukta geçerli olan "yasallık, meşruiyet ve orantılılık" kriterlerini karşılamadığı belirtildi. Özellikle kamuoyunda geniş tartışmalara yol açan "halkı yanıltıcı bilgiyi yayma" suçlamasının, eleştirel gazeteciliği baskılamak için kullanıldığı ifade edildi.
Mercek Altındaki Davalar: Yanardağ’dan Karabay’a Liste Kabarık
Af Örgütü, Türkiye’de basın özgürlüğünün mevcut durumunu somut örneklerle ortaya koydu. Açıklamada adı geçen bazı isimler ve dosyaları şöyle sıralandı:
-
Merdan Yanardağ: Tele 1’e kayyım atanması ve "siyasal casusluk" suçlamasıyla 20 yıla kadar hapis istemi.
-
Alican Uludağ: Sosyal medya paylaşımları nedeniyle "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla tutukluluk süreci.
-
Pınar Gayıp: Haber takibi sırasında "terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla karşı karşıya kalması.
-
İsmail Arı: Kamuoyunu ilgilendiren vakıf haberleri nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgi yayma" davası.
-
Furkan Karabay: Çok sayıda dava ve 200 günü aşan tutukluluk süreci sonrası aldığı mahkumiyet.
-
Zafer Arapkirli: Tek bir tweet üzerinden "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçundan aldığı hapis cezası.
"Medya Alanı Daralıyor, RTÜK Cezaları Artıyor"
Son on yıllık süreçte bağımsız habercilik alanının daraldığını tespit eden Af Örgütü, RTÜK tarafından verilen idari para cezaları ve lisans iptallerinin bağımsız medyayı nefessiz bıraktığını belirtti. Yetkililere seslenen örgüt, gazetecilerin bilgi arama ve yayma hakkının korunduğu özgür bir ortamın acilen tesis edilmesi gerektiğini hatırlattı.