Ekonomik Kriz Konferansı`nda konuşan Birgün gazetesi Ankara Temsilcisi Nurcan Gökdemir, “Medya belki de tarihinde olmadığı kadar kirli bir enstrümana dönüşmüş durumda. Ayakta kalmaya çalışan medya organları da çok büyük güçlükle ayaktalar. Uygulanan davalar, cezalar, medya organlarının terörize edilmesi… Bunlar da bizim yaşadıklarımız. Bizim gibi yayın organları o kadar küçük kadrolarla çalışıyor ki ama sadece cesur ve istekli insanlar tarafından çıkartılıyor” dedi.
Gazeteci Erdal Sağlam ve Nurcan Bilge Gökdemir, Ankara`da Mülkiyeliler Birliği`nin düzenlediği “Ekonomik Kriz Konferansı`nda” konuştu.
“Ekonomik Kriz: Gerçekler ve Yalanlar” başlıklı oturumda konuşan Gökdemir, şunları söyledi:
“MEDYA ŞİMDİ KİRLİ DEĞİL, TARİHİN HER DÖNEMİNDE BÖYLEYDİ. SERMAYENİN HEGEMONYANIN ARACI OLDU”
“Bizden anlatılması beklenenin yaşanan ağır buhranı medyanın nasıl görünmez hale getirdiği, elbette görünür hale gelmesi için çabalayan gazetecilerdenim. Medya şimdi kirli değil, tarihin her döneminde böyleydi. Sermayenin hegemonyanın aracı oldu. Bu dönemsel olarak farklılaşıyor. Bazı dönemlerde biraz daha özgür veya şimdi olduğu gibi daha bağımlı. Bu dönemde gazetecilik yapmak hem zor hem kolay. Zor, çünkü bilgiye ulaşmak zor ve ayakta kalabilmek zor. Kağıdı bastırmak zor. Yeterince gazeteci çalıştırmak zor. Onları belirli bir refah düzeyinde çalıştırmak zor. Bir taraftan da kolay çünkü kimse haber yapmıyor. Öyle çok derin çalışmalar yapmak da gerekmiyor. İktidarın verilerine bakarak haber yapmak bile mümkün. Çünkü kimse haber yapmıyor.
Bu durumumuza ilişkin genel saptamadan sonra biraz belki işin teorisine de girmek lazım. Medya her zaman manipülatifti. Halkta rıza oluşturulmasını sağlama görevi her zaman vardı.
Bizde yalan söyleniyor. İktidar yalan söylüyor ve medya bunu paketleyip sunuyor. Ülkenin yaşadığı temel iki sorun var ekonomik buhran ve faşizm. Medyanın burada çok önemli rol üstlendiğini görüyoruz. Görünmez ve kabullenebilir hale getirmek. Nasıl yapıyor? En basitinden zamlar. Hiç zam gelmiyor bu ülkede. Fiyatları ayarlanıyor, düzenleniyor. Düzenleme haberleri parlatılmıyor ama indirimler müjde olarak duyuruluyor. Bunun gibi sayısız örnek var. Ekonomiyle ilgili gazetelerin yaptığı çok büyük suç ve günah ama özellikle savaş konusunda medyanın yaptığı gerçekten cinayete dönüşüyor, bir silaha dönüşüyor. Bu büyük günahları arkasına atarak yoluna devam ediyor. Bununla bağlantılı olarak medyaya güven azalmış durumda.
“YAŞANANLARI DAHA GÖRÜNÜR HALE GETİRMEK İÇİN İNANILMAZ BİR ÇABA HARCIYORUZ”
Biz de yaşananları daha görünür hale getirmek için inanılmaz bir çaba harcıyoruz. Biz de bazen etik kuralları ihlal ediyoruz, köpürtmek zorunda kalıyoruz. Ama bu böyle bir dönem maalesef böyle yaşanıyor. Özetle anlatmak istediğim, gerçekten medya belki de tarihinde olmadığı kadar kirli bir enstrümana dönüşmüş durumda. Ayakta kalmaya çalışan medya organları da çok büyük güçlükle ayaktalar. Uygulanan davalar, cezalar, medya organlarının terörize edilmesi… Bunlar da bizim yaşadıklarımız. Bizim gibi yayın organları o kadar küçük kadrolarla çalışıyor ki ama sadece cesur ve istekli insanlar tarafından çıkartılıyor.”
ERDAL SAĞLAM: BU KADAR ZORLUĞA RAĞMEN HALA BİR ŞEYLER YAPILIYOR
Gökdemir`in ardından konuşan gazeteci Erdal Sağlam da şunları belirtti:
“40 yıla yakın oldu. Ekonomi basının içindeyim. Bir sürü şey yaşandı. O dönemde şöyle anlatayım. Merkez medyaya geldikten sonra en güzel dönemimiz Sedat Simavi`nin dönemiydi. Onun özel işleri yoktu, o dönemde fazla iş bağlantısı yoktu... Referans`ta Ankara temsilcisi idim. Çok güzel haberler yaptık. Çünkü gazetecinin mesleki olarak yaptıkları bazı şeyleri aşabiliyor. Gazetecilik gerçekten 2002`den önce de kötüleşmişti. Bu ortam oluşmaya başlamıştı. Meslek etiği ve meslek formasyonu çok önemli. Ben hala o işin olduğunu düşünüyorum. Bu kadar zorluğa rağmen hala bir şeyler yapılıyor. Alternatif medyada da merkez medyada da... Bir şekilde oradaki insanlara kişi olarak baktığınızda da o insanların orada çalışmaya devam etmesini suçlamanın da bir anlamı yok. Şimdiki dönemle kıyaslarsak çok fazla. O dönemki Hürriyet bile gündemi takip edeceğiniz bir yayın organıydı. Haber mutlaka girerdi. 2002`den sonra gelen asıl değişiklik buydu. Hep kötüydü, patronaj baskısı vardı ama bu 2002`den sonra o zamana kadarki süreçte.
"TAYYİP ERDOĞAN BİRİLERİNE DİYOR Kİ..."
Tayyip Erdoğan`ın tahammülsüzlüğü baştan beri vardı. Şimdi birinci ağızdan duyduğum bir şeyi söyleyeyim size, aralık ayında olan bir şey bu. Tayyip Erdoğan birilerine diyor ki, ‘Yahu bu Demirören çok kötü çıktı. Benim Aydın Doğan zamanında oyum daha yüksekti` diyor. `Gidin söyleyin Aydın Doğan`a geri alırsa hallederim` diyor. O kadar kötü bir şekilde yönettiler ki kendi aleyhlerine dönmeye başladı... Demirören`le birlikte bu iş iyice çığırından çıktı, belirgin bir farklılık oluştu.
"BU DÖNEMİN GETİRDİĞİ ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY VAR. SİYAH VE BEYAZA DÖNÜŞTÜK"
Gelinen noktada medyayla ilgili söyleyeceklerim… Gazetecilerin bireysel olarak alternatifleri vardır. Bunların elinden gelen katkıyı yapması gerekir. Şimdi yapılan da bu, alternatif medyada orada burada, gerçekten çok sayıda gazeteci, kişisel olarak insanlar bir şey yapmaya çalışıyor... Şimdi ajanslarda Birgün`de, ANKA`da, Medyascope`ta hevesli gençlerin yetiştiklerini görüyorum. Gazetecilik adına ileriye dönük olarak çok fazla kötümser değilim... Bu dönemin getirdiği çok kötü bir şey var. Siyah ve beyaza dönüştük. Halbuki haber ayrıntıda, grilerde, grilere bakmakla oluşuyor. Ama biz bunu kaybettik. Yandaş medya da kaybetti.”