2 Ocak 2026 Cuma

18:26   DILEK KAYA İMAMOĞLU: MILLETIMIZ DOĞRUNUN, HAKLıNıN YANıNDA DURMAYA DEVAM EDECEK   15:25   TÜM EMEKLILERIN SENDIKASı, AÇLıK SıNıRı ALTıNDAKI EMEKLI MAAŞLARıNA KARŞı BAKıRKÖY’DEN SES YÜKSELTTI… 82 YAŞıNDAKI EMEKLI: GıDASıZLıKTAN ARTıK SESIMIZ ÇıKMıYOR   15:20   CHP’NIN ÇANKıRı MITINGI… CEMAL ENGINYURT: “KAR DA KıŞ DA OLSA BIZ SÖZ VERDIK; MEYDANLARDAYıZ”   14:18   CHP GENEL BAŞKANı ÖZEL: “KIM FILISTIN IÇIN SES ÇıKARMAK ISTIYORSA IZIN VERSINLER AMA IKILI UYGULAMA DOĞRU DEĞIL, VICDANLARı YARALıYOR”   14:14   ÜMIT ÖZDAĞ: "BAĞ-KUR VE GSS’LILERIN SAĞLıĞA ERIŞIMINI SAĞLAYACAK CUMHURBAŞKANLıĞı KARARNAMESI VAKIT KAYBETMEKSIZIN ÇıKARıLMALıDıR"   13:29   TÜRKIYE KADıN DERNEKLERI FEDERASYONU: 2025 YıLıNDA EN AZ 391 KADıN ÖLDÜRÜLDÜ   13:28   İRAN’DAN ABD BAŞKANı TRUMP’ıN TEHDITLERINE YANıT: ABD’NIN MÜDAHALESI TÜM BÖLGEDE KAOS ANLAMıNA GELIR   13:27   İRAN’DA PROTESTOLAR BÜYÜYOR... PROTESTOCULAR ILE GÜVENLIK GÜÇLERI ARASıNDAKI ÇATıŞMALARDA EN AZ 7 KIŞI ÖLDÜ   13:25   MURAT ÇALıK: ZOR KOŞULLARDA DAHI HATıRLANMAK, DOSTLUĞUN VE DAYANıŞMANıN SıNıR TANıMADıĞıNı BIR KEZ DAHA GÖSTERIYOR   11:40   “MERSIN’IN 104 YıLLıK ONURLU DIRENIŞI: BAŞKAN ÖZYIĞIT’TEN KURTULUŞ MESAJı”   09:40   MERSIN’DE YENI YıL KAYNAR GELENEĞI: 130 BIN BARDAK ŞIFA DAĞıTıLDı!   16:41   MERSIN’DE YENI YıL COŞKUSU: BÜYÜKŞEHIR MEYDANı FESTIVALE DÖNDÜRDÜ   16:30   İMAMOĞLU: “127 KREŞTEN 150’YE, TÜRKIYE’NIN HER ÇOCUĞU EŞIT BAŞLAYACAK”   16:19   TOROSLAR’DA 3 OCAK RUHU: KUVAYI MILLIYE YÜRÜYÜŞÜNE BÜYÜK DAVET   15:23   “TOROSLAR BEYAZA BÜRÜNDÜ: MERSIN BÜYÜKŞEHIR’DEN KARLA MÜCADELEDE KESINTISIZ MESAI”   19:14   BAŞKAN ALI BOLTAÇ’TAN YENI YıL MESAJı   18:46   BAŞKAN SEÇER’DEN YENI YıL MESAJı: “2026 YıLıNA GIRERKEN UMUDUMUZU DIRI TUTACAĞıZ”   18:26   KORAL ÖMÜR’DEN YENI YıL MESAJı   06:52   “GÜROL AKBAŞ’TAN 2026’YA GÜÇLÜ MESAJ: BIRLIK, DAYANıŞMA VE UMUT”   21:30   “2026’YA GÜÇLÜ BAŞLANGıÇ: CHP AKDENIZ’DEN EMEĞE VE GENÇLERE VURGU”  
 
     
   

CHP’li Emir’den Bakan Tunç’a “İBB borsası” sorusu: Adalet Bakanı değil misin, niye harekete geçmedin?


CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, “İBB borsası” ile ilgili Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a “Bizim başvurumuzdan öte senin harekete geçmiş olman gerekmiyor muydu? Sen Adalet Bakanı, HSK’nın başkanı değil misin? Sen niye harekete geçmedin” ifadeleriyle seslendi. Emir, sahte diploma skandalına ilişkin, “Sen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’sun (BTK), istediğin gibi Türkiye’de internet sitelerini asıyorsun, kesiyorsun, kaldırıyorsun, susturuyorsun. Ama senin altın oyulmuş, haberin yok” dedi.

 

Tarih : 8 Ağustos 2025 Cuma 15:22   Okunma : 647

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM'de basın toplantısı düzenledi. “İBB borsası” ve sahte diploma skandalına değinen Emir, şöyle konuştu:

“Eğer bu Mehmet Yıldırım denen kişi gerçekten nüfus ticareti yapmak suçundan gözaltına alındıysa böyle bir suçu varsa o halde savcılık bu kişinin hakimler ve savcılar üzerinde nüfuzu olduğunu kabul etmiş oluyor. Yargıtay kararları var elimizde, onlarca. Yargıtay kararı diyor ki, nüfuz ticareti suçunu işleyebilmeniz için ilgili kişiler üzerinde nüfuzunuzun olması lazım diyor. Zaten aklın, mantığın doğal sonucu bu. Nüfuz sahibi olmayıp mağdura böyle bir yalan söyleyerek menfaat temin eden kişinin suçu dolandırıcılık oluyor. Yani savcılık nüfuz ticareti değil de dolandırıcılık suçundan gözaltına alsaydı, bir mantık olabilirdi. Ama savcılık nüfuz ticareti diyerek aslında ‘ak torosların’ temsil ettiği aklın, Çağlayan’daki bir kısım yargı erbabının, bir şekliyle bu Mehmet Yıldırım’ın üzerinde nüfuzu olduğunu, daha doğrusu Mehmet Yıldırım’ın bunlar üzerinde nüfuzu olduğunu kabul etmiş oldu. Bu tam bir skandaldır.

İBB soruşturmasındakilerin talimatla görev yaptığını biliyoruz. Talimatla İmamoğlu’nu, bizim arkadaşlarımızı cezaevine koymak için hukuku altüst ettiklerini biliyoruz ama onların hepsine birden rüşvetçi falan demiyoruz. Tam da bu nedenle bu savcıların da bu hakimlerin de ‘Yargılayın kardeşim’ demesi lazım. Nereye gidiyorsa gitsin, bizim çalıştığımız bir adliyede, bizim yan odamızda bizi de töhmet altında bırakacak kadar bir hakim, savcı, böylesine bir suç örgütüyle, nüfuz ticaretiyle para alıp vererek adaleti eğer pazara düşürmüşse ‘yargılayın’ demesi lazım. Biz bunu bekliyoruz.

“Sen de biliyorsun Akın Gürlek’in alt üst ettiğini adaleti”

Bir kişi var, asıl bu işlerden sorumlu olan kişi. Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı. Ne yapıyor? Ne yapıyor? Hiçbir şey. Koca bir sıfır. Bize meydan okuyor, ‘Başvurun, HSK’ya başvurun’. Evet, başvuruyoruz, merak etmeyin. Ama bizim başvurumuzdan öte senin harekete geçmiş olman gerekmiyor muydu? Sen Adalet Bakanı değil misin? Sen HSK’nın başkanı değil misin? Sen niye harekete geçmedin? Niye bu delillerin peşinden koşmadın? Niye senin savcıların gereğini yapmadılar da Genel Başkanımız söyleyene kadar kulaklarının altına yattın, niye? Çünkü umurunda değil. Çünkü borçlusun. FETÖ’ye borçlusun. Kardeşin, bilirsin sen onu, bin 464 kere ByLock kullanmış, konuştuğu kişilerden 166 tanesi FETÖ’cülükten hüküm giymiş, bu arkadaş etkin pişmanlıktan yararlanarak tekrar serbest kalmış. Şimdi nerede? Bir hukuk bürosunda çok da iyi para kazanan bir hukuk bürosunda görev yapıyor. Onu aklayan başsavcı vekili şimdi nerede? Adalet Bakan Yardımcısı. İşte sen o yüzden susarsın, beklersin, sinersin Sayın Yılmaz Tunç. Başka bir şey yapamazsın. Oysa sen de biliyorsun Akın Gürlek’in altüst ettiğini adaleti, sen de biliyorsun Çağlayan Adliyesi’nde dönen dolapları.

“İmamoğlu’nun avukatı olmayı da suç saydılar”

Üç Mehmet var. İkisi avukat. Birinci Mehmet, Mehmet Pehlivan. Suçu İmamoğlu’nun avukatı olmak. Çağırıyorlar, bir iftiracı var, çağırıyorlar, hemen görev biliyor, adliyeye gidiyor, ifadesini verecek. İfade sırasında gözaltı işlemi gerçekleştiriliyor. Suçu ne? Avukatlık mesleğini yapmak. Savunmayı hapse attılar. Savunmayı demir parmaklıkların arkasına koydular. İmamoğlu’nun avukatı olmayı da suç saydılar. Mehmet Pehlivan hala avukat olduğu için Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un Adalet Bakanı olduğu Türkiye’de şu anda cezaevinde.

İkinci Mehmet, işte bu Mehmet Yıldırım. Adliye’de cirit atıyor, savcılarla iletişim halinde, bir kısmıyla, kiminle olduğunu çok iyi biliyoruz, o da kendini biliyor. Nüfuz ticareti yapacak kadar savcıların, hakimlerin üzerinde nüfuzu var, ben demiyorum, savcılık diyor. Ve bu kişi, Sayın Genel Başkanımız gündeme getirene kadar paşalar gibi dolaşıyor ortalıkta.

“Bu rüşvetçilerin, bu alçakların sırtını sıvazlayan iktidardır”

Bu iktidar bu ikinci Mehmetlerin sırtını sıvazlıyor. Bu rüşvetçilerin, bu alçakların sırtını sıvazlayan iktidardır. Ama biz, savunmanın hakkını arayan, adalet peşinde koşan, eninde sonunda adaletin tecelli edeceğine inanan ve Silivri Cezaevi’nde, Silivri zindanında, diğer zindanlarda iddianame bekleyen, 180 günü aşan süredir iddianame bekleyen belediye başkanlarımızın, seçilmişlerimizin ve bürokratlarımızın arkasındayız.

Üçüncü bir Mehmet’ten bahsedeceğim. Mehmet Murat Çalık. Tam bir skandal. Hasta, iki kez kanser tedavisi görmüş. Hastalığı nüksetmiş, 21 kilo vermiş. Annesi-babası gelip göremesin diye, Gülümser anne gelip göremesin diye, İzmir’e Buca Cezaevi’ne sürdüler. Hiçbir gerekçesi yok. Gülümser anne gidip gelemesin diye. Ama Gülümser anne evladını bırakmadı. İzmir Buca’ya gitti. Hastalandı Mehmet Murat Çalık, hastaneye getirdiler. Olmadı, Adli Tıp’a gitti. Adli Tıp yetersiz buldu, ikinci bir kemik iliği biyopsisi yapılsın dedi. Biz ilk günden beri diyoruz ki, bu kişiyi tutuklu yargılamayın. Haydi, lanet olsun, tutuklu mu yargılayacaksınız, hiç olmazsa götürün, yüksek güvenlikli İstanbul’un en iyi üniversite hastanesinde, yüksek güvenlikli bir koğuşta tutun. Bunun yolları var, Türkiye’de bunlar yeni icat ediliyor değil. Bunu yapmadılar.

“Mehmet Murat Çalık 20 gündür Adli Tıp raporunu bekliyor”

Mehmet Murat Çalık 20 gündür Adli Tıp raporunu bekliyor, 20 gündür. Sonra diyorlar ki adalet, sonra diyorlar ki vicdan, sonra diyorlar ki ‘Biz yaradılandan dolayı yaradana hürmet ederiz’ diyorlar. Bu alçaklıktır. Bilsinler ki, bu zulmü reva görenler Gülümser annenin gözyaşlarında boğulacaklar, gözyaşlarında boğulacaklar.

“İstediğin gibi internet sitelerini kapatıyorsun ama altın oyulmuş, haberin yok”

(Sahte diploma olayı) Dün sorduk, bugün sorduk, yarın da soracağız. Bu işin boyutları nedir? Sizin bundan haberiniz var mı? Hangi araştırmaları yaptınız? Sorumluluk kimdedir? BTK Başkanı’nda da mıdır, Bakan Yardımcısı’nda mıdır, Bakan’da mıdır, siyasi sorumluluk kimdedir? Bu soruların cevabı yok. BTK açıklama yapıyor, neymiş, efendim bir üniversite fark etmiş, bakar mısınız. Daha bundan büyük utanç olur mu? Sen BTK’sın, bu işin başındaki kurumsun, denetleyecek kurumsun, yönetecek kurumsun, istediğin gibi Türkiye’de internet sitelerini asıyorsun, kesiyorsun, kaldırıyorsun, susturuyorsun. Ama senin altın oyulmuş, haberin yok. Üniversite çağırıyor, ‘Biz bir karışıklıklar var bakar mısınız’, fark ediyorlar ve bunu da söylüyorlar utanmadan.

“Kafanızı kuma gömerek sorumluluktan kurtulamazsınız”

Peki bunlar, senin istihbarat örgütüne, MİT’e girmişler mi? Peki bizim istihbarat örgütümüze, İçişleri Bakanlığımıza, Dışişleri Bakanlığımıza, Cumhurbaşkanlığına peki başka çeteler girmiş mi? Olayın boyutları nedir? Hangi diplomalar üretilmiş, hangi belgeler üretilmiş? Bunlar kullanılmış mı, ne oranda kullanılmış? Bunlardan hangi sonuçlar doğmuş? Bütün bunlar aydınlatılmadan bunu hiçbir şey yokmuş gibi, zaten bir üniversite fark etmiş, bunlar da gidip tespit etmişler, hiç kimse merak etmesin, şu anda 44 kişi cezaevinde. Siz tatmin oluyor musunuz? 86 milyon tatmin olmuyor. Kafanızı kuma gömerek sorumluluktan kurtulamazsınız.”

Paylaş :
Etiketler :  

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!

  GÜNCEL HABERLER

 
  FLAŞ HABER
   
 
  EN ÇOK OKUNANLAR
  • Bu Ay
  • Bu Hafta
  • Dün
  • Bugün
 
 


  SOSYAL MEDYA


  GAZETELER
 
 

 







mersinerji.com
ANKA Haber Ajansı
Abonesidir

 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE HABER ARŞİVİ GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinerji.com © Copyright 2017-2026 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA