22 Ekim 2026 Perşembe

19:25   YENİ PARTI İSIM KRIZINDE AYM KARARıNı VERDI! YENILIK PARTISI’NIN İTIRAZıNA YÜKSEK MAHKEME’DEN RED   19:15   SÜRÜCÜLERE ÜST ÜSTE İKINCI İNDIRIM MÜJDESI: BENZINDE PEŞ PEŞE FIYAT DÜŞÜŞÜ!   19:05   SPK DUYURDU: ALNUS, BULLS VE PUSULA YATıRıM’ıN FAALIYETLERI GEÇICI OLARAK DURDURULDU   18:58   YÜZLERCE KIŞIYE İŞ KAPıSı AÇıLDı: MERSIN ESNAFıNıN DEV EĞITIM HAMLESI TÜRKIYE ZIRVESINDE!   17:10   MERSIN’E DEV KENT MEYDANı! MEZITLI ATATÜRK MAHALLESI’NDE 16 BIN METREKARELIK YEŞIL ALAN GELIYOR   16:30   DR. LEVENT UYSAL TBMM KONUŞMASı: HER TÜRK GENCI BIR MILLI SERVETTIR!   15:53   BALYANLıLAR DERNEĞI’NDEN YENI PARTI AKDENIZ İLÇE ÖRGÜTÜNE ZIYARET: GÜNDEM ÖN SEÇIM VE BÖLGE SIYASETI   15:46   SıNıFLARDA YENI DÖNEM BAŞLıYOR! MERSIN’DE ÖĞRETMENLER OYUNLA ÖĞRETIMI MASAL EVI’NDE DENEYIMLEDI   15:31   ATATÜRK’ÜN EN SEVDIĞI OPERA MERSIN’DE SAHNE ALıYOR: ’TOSCA’ BÜYÜLEMEYE GELIYOR!   10:40   HEM YURTTAŞA DESTEK HEM ESNAFA CAN SUYU: MERSIN HALK KART PROJESI 13 İLÇEDE DEVAM EDIYOR   10:30   ÖZGÜR ÖZEL’DEN AB BAŞKANı VON DER LEYEN’E SERT ’LIBYA’ TEPKISI: ’KIBIRLI TUTUMUNUZUN KARŞıSıNDAYıZ!’   09:25   DIKKAT! YAĞıŞ VE SIS BIRLIKTE GELIYOR: MGM İLLERI TEK TEK UYARDı   09:15   AKDENIZ BELEDIYESI’NDEN ÜÇ OCAK MAHALLESI’NE SıCAK ASFALT HAMLESI!   10:40   MERSIN’DE GENÇLERIN GELECEĞE HAZıRLANDıĞı ADRES: 17 OKUMA SALONU KAPıLARıNı AÇTı!   10:35   GAZETECI MURAT AĞıREL TUTUKLANDı: TÜRKIYE GAZETECILER SENDIKASı’NDAN SERT TEPKI!   09:32   SIYASETTE SıCAK TEMAS: DEM PARTI’NIN KRITIK TURUNDA İKI ANA GÜNDEM VE MHP DETAYı!   05:59   TRABZONSPOR DEV DERBIDE BEŞIKTAŞ’ı DEVIRDI!   01:51   MERSIN BÜYÜKŞEHIR BELEDIYE BAŞKAN VEKILI GÜLŞAH YıLDıRıM GENÇ MUHTARLARLA BIR ARAYA GELDI   19:21   MHP’LI LEVENT UYSAL’DAN TARıM VE TURIZMDE YıLıN PLANı: 12 AY TURIZM, AKıLLı TARıM!   12:55   DEVFEST MERSIN 2026 GERÇEKLEŞTI: YAPAY ZEKÂ VE YAZıLıM DÜNYASı MERSIN’DE BULUŞTU  
 
     
 
 
image

Okunma : 3563  Tarih : 15.08.2026  E-Mail : fatihberkil@hotmail.com

 
Emre  Türk

Siyaset Elitlerin Oyuncağına Dönüşürse...

Yıllardır aynı isimler, aynı yüzler siyasetin kapısını aşındırıyor.

Bir bakıyorsunuz belediye başkanlığına aday olmuşlar. Olmayınca milletvekilliğine, o da olmazsa parti yönetimine talip oluyorlar. Bir koltuk boşalsa hemen oradalar. Bir makam ihtimali doğsa, yıllardır bekledikleri sırayı hatırlıyorlar.

Peki bu insanlar yıllarca nerede?

Denizler kirletilirken nerede?

Ormanlar talan edilirken?

Çocuklar yoksullukla boğuşurken?

Kadınlar şiddete uğrarken?

Emekliler pazar filesini dolduramazken?

Gençler iş bulamadığı için ülkesini terk etmeyi düşünürken?

İşçi alın terinin karşılığını alamazken?

Çiftçi ürettiği ürünün maliyetini kurtaramazken?

Esnaf borç içinde kıvranırken?

Bütün bunlar yaşanırken susanların, seçim sandığı yaklaşınca birdenbire “halkın sesi” kesilmesine artık kim inanacak?

Siyaset, halkın derdini seçimden seçime hatırlama sanatı değildir.

Siyaset; gerektiğinde bedel ödemek, gerektiğinde yalnız kalmak, gerektiğinde kendi partisinin yanlışına bile “yanlış” diyebilmektir.

Bugün Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri yalnızca kötü siyasetçiler değildir.

Asıl sorun, siyasetin giderek bir meslekten çok bir makam arayışına, bir kamu hizmetinden çok kişisel kariyer planına dönüşmesidir.

Bazıları için siyaset, halkın sorunlarını çözme alanı değil; özgeçmişe eklenecek yeni bir unvan, kartvizite yazılacak yeni bir makamdır.

Oysa halk siyasetçiden kartvizil değil, hesap sorulabilirlik bekliyor.

Fotoğraf değil, mücadele bekliyor.

Slogan değil, sonuç bekliyor.

Siyaset elitlerin oyuncağına dönüşürse...

Türkiye'de siyaset giderek dar bir çevrenin kendi içinde dolaştırdığı bir koltuğa dönüşüyor.

Aynı isimler, aynı çevreler, aynı toplantılar, aynı salonlar...

Halkın arasına seçimden seçime iniliyor.

Sonra birkaç fotoğraf çekiliyor.

Bir iki kahve içiliyor.

Birkaç sosyal medya paylaşımı yapılıyor.

Ve seçim yaklaşınca büyük laflar ediliyor:

“Değişim.”

“Demokrasi.”

“Halkçılık.”

“Adalet.”

Ne güzel kelimeler...

Ama siyaset yalnızca kelimelerden ibaret değildir.

Bir insanın gerçekten halktan yana olup olmadığını anlamak için seçim dönemindeki konuşmalarına değil, seçim olmayan dönemde ne yaptığına bakmak gerekir.

İnsanlar plastik atık içerisinde yüzerken susanla, kıyılarını ve denizi savunan aynı değildir.

Bir işçinin hakkı yenirken susanla, işçinin yanında duran aynı değildir.

Emekli açlık sınırının altında yaşarken ortada görünmeyenle, emeklinin hakkını savunan aynı değildir.

Kadın cinayetlerinde sessiz kalanla, kadınların yaşam hakkı için mücadele eden aynı değildir.

Çocukların geleceği eğitimde ve yoksullukta tüketilirken susanla, bunun hesabını soran aynı değildir.

Siyasetçinin sicili seçim broşüründe değil, mücadele ettiği günlerde yazılır.

Makam isteyene değil, mücadele edene bakmak gerek

Bugün toplumun siyasetçiye güveninin neden azaldığını anlamak için çok uzağa gitmeye gerek yok.

Çünkü vatandaş şunu görüyor:

Yıllarca ortada olmayan bazı insanlar, adaylık zamanı geldiğinde birdenbire ortaya çıkıyor.

Sanki ülkenin bütün sorunlarını yeni fark etmiş gibi konuşuyorlar.

Oysa halk biliyor.

Kim hangi gün neredeydi?

Kim hangi haksızlık karşısında sustu?

Kim hangi yanlışın yanında durdu?

Kim kimden makam bekledi?

Kim koltuğu kaybetmemek için sustu?

Kim gerçekten halkın yanında durdu?

Bunların hepsi hafızada.

Siyasetçinin en büyük arşivi de halkın hafızasıdır.

Koltuk değişince düzen değişmiyor

Türkiye'nin meselesi yalnızca iktidarın değişmesi değildir.

Mesele, siyaset yapma biçiminin değişmesidir.

Çünkü aynı anlayış, farklı partilerin tabelaları altında yeniden üretilebilir.

Koltuk değişir.

İsim değişir.

Tabela değişir.

Ama siyaset anlayışı değişmezse sonuç değişmez.

Halk yine seyirci olur.

Siyaset yine dar bir çevrenin işi haline gelir.

Partiler yine üyelerinin değil, yöneticilerinin şirketi gibi yönetilir.

Adaylar yine halkın içinden değil, kapalı kapılar arkasındaki hesaplardan çıkar.

Ve vatandaşın önüne yine aynı soru konulur:

“Hangisini seçelim?”

Oysa asıl soru şudur:

“Neden yıllardır aynı yöntemle siyaset yapıyoruz?”

Halk artık seyirci değil, hesap soran olmalı

Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla koltuk sevdalısı değil, daha fazla kamusal sorumluluk sahibi insandır.

Siyasetçinin görevi kendisine gelecek makamı hesaplamak değil, topluma vereceği hesabı düşünmektir.

Bir adayın kaç kez aday olduğundan çok, kaç kez haksızlığa karşı çıktığına bakılmalıdır.

Kaç afiş bastırdığına değil, kaç insanın hakkını savunduğuna...

Kaç mitingde konuştuğuna değil, kaç mağdurun yanında durduğuna...

Kaç makam ziyaretinde bulunduğuna değil, kaç kez makam sahiplerine “Dur!” diyebildiğine...

Çünkü gerçek siyaset, koltuğa oturunca başlamaz.

Koltuk yokken başlar.

Hatta çoğu zaman gerçek siyaset, koltuk uğruna susmayı reddettiğiniz gün başlar.

Türkiye'nin artık siyaset cambazlarına değil, siyaset ahlakına ihtiyacı var.

Kendisini değil, kamuyu düşünen insanlara...

Seçimden seçime halkı hatırlamayan, halk için her gün çalışan insanlara...

Makama ulaşmak için değil, gerektiğinde makamı karşısına almak için siyaset yapanlara...

Çünkü unutulmamalıdır:

Siyaset bir koltuk kapma yarışı değildir.

Siyaset, halkın emaneti olan gücü halkın yararına kullanma sorumluluğudur.

Ve o koltuğa oturmak isteyen herkese sorulması gereken tek bir soru vardır:

“Bugüne kadar halk için ne yaptın?”

Bu soruya verecek cevabı olmayanların, yarın hangi koltuğa talip olduklarının hiçbir önemi yoktur.




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz :

Güvenlik Kodu : Güvenlik Kodu
Kod :

 



  GÜNCEL HABERLER

 
  FLAŞ HABER
   
 
  EN ÇOK OKUNANLAR
  • Bu Ay
  • Bu Hafta
  • Dün
  • Bugün
 
 


  SOSYAL MEDYA


  GAZETELER
 
 

 







mersinerji.com
ANKA Haber Ajansı
Abonesidir

 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE HABER ARŞİVİ GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinerji.com © Copyright 2017-2026 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA