Mersin’in düşünce ve strateji platformu olarak yedinci yılına giren Mersin İstişare Kulübü (MİK), Şubat ayı toplantısında Türkiye’nin yapısal sorunlarından biri olan “Üniversite–İş Dünyası İş Birliği” konusunu ele aldı. İş dünyası, akademi ve sivil toplum temsilcilerini aynı masada buluşturan toplantı, yerel ölçekte başlayan tartışmayı ulusal rekabet gücü perspektifine taşıdı.
Toplantının moderatörlüğünü Anadolu Yönetim Danışmanları ve Akademisyenler Derneği Başkanı Ferudun Gündüz üstlenirken; konuşmacılar arasında Tarsus Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sami Süygun, Güler Group Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Güler, Mersin Üniversitesi Genç Girişimci Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Gürbüz Çomak ve Yörük Süt Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Öz yer aldı.
“Sivil Toplum 5. Güçtür”
Açılış konuşmasını yapan MİK Başkanı Ferudun Gündüz, Türkiye’nin gelişme sancıları yaşadığını belirterek çözüm üretme sorumluluğunun yalnızca kamuya bırakılamayacağını vurguladı. Sivil toplumun “5. güç” olarak sürece aktif katılımının zorunlu olduğunu ifade eden Gündüz, MİK’in yalnızca bir tartışma platformu değil, çözüm zemini olduğunu söyledi.
.jpg)
“Akademi ile Sanayi Farklı Diller Konuşuyor”
Doç. Dr. Sami Süygun, akademi ile iş dünyası arasındaki temel problemin “dil ve beklenti farkı” olduğunu vurguladı. AKİB ile üniversiteler arasında yürütülen projelerde aradaki çeviri ihtiyacını birebir deneyimlediğini aktaran Süygun, “Hocaların dili soyut, sanayicinin beklentisi somut. Arada tercüman şart” dedi.
Çözüm önerisi ise netti: Daha fazla temas, daha fazla gayriresmî buluşma, daha fazla ortak proje.
Katma Değer Uyarısı: “Sanayi Var Ama Zenginlik Yok”
Sanayici Mustafa Güler, Türkiye’de üretim olmasına rağmen kişi başına düşen gelirin düşük kalmasının nedenini “yüksek katma değer üretilememesi” olarak açıkladı. Bilginin teknolojiye, teknolojinin ürüne dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Güler, bu sürecin anahtarının akademi–sanayi iş birliği olduğunu söyledi.
Güler ayrıca arabulucu bir mekanizmaya ihtiyaç olduğunu belirterek Mersin Üniversitesi Geliştirme Vakfı (MÜGEV)’in bu rolü üstlenebileceğini ifade etti:
“Tarafsız, geliştirici ve birleştirici bir zemin şart.”
“Sorun İnsan Kaynağı”
Dr. Gürbüz Çomak, tartışmayı teoriden pratiğe taşıdı. Akademiden sanayiye geçen bir girişimci olarak sahadaki gerçekleri paylaşan Çomak, Türkiye’de nicelik olarak artan Ar-Ge merkezi ve teknopark sayısının nitelik sorununu çözmediğini söyledi.
En çarpıcı tespiti ise şu oldu:
“Nitelikli ve motive insan kaynağı yoksa sistem çalışmaz.”
Mikro işletmelerin sistem dışında kaldığını, üniversite mezunu ile sanayici arasındaki güven sorununun kırılması gerektiğini belirten Çomak, çözümün insan kaynağı entegrasyonunda olduğunu vurguladı.
Küresel Rekabet Uyarısı: “Koşmazsak Sel Bizi Yutar”
Ramazan Öz ise toplantıya küresel rekabet perspektifi kazandırdı. Çin, Hindistan ve Asya merkezli üretim gücünün dünya ticaret rotasını değiştirdiğini belirten Öz, Türkiye’nin ayakta kalabilmesi için kümeleşme ve ortak akıl modeline geçmesi gerektiğini söyledi.
Yörük Süt’ün Irak’tan Gana’ya uzanan ihracat hikâyesini paylaşan Öz, yerel markaların doğru stratejiyle küresel oyuncuya dönüşebileceğini ifade etti.
Akademik Yükselmede Yeni Kriter Çağrısı
Prof. Dr. Süleyman Türkel, akademik yükselme kriterlerinde sanayi projelerinin belirleyici olması gerektiğini belirtti. ABD’deki uygulamalardan örnek veren Türkel, proje üretmeyen akademisyenin sistem içinde ilerlememesi gerektiğini savundu.
Mersin’den Türkiye’ye Mesaj
Toplantı, üniversite–sanayi iş birliğinin yalnızca teorik bir tartışma değil, ekonomik kalkınmanın anahtarı olduğu mesajıyla sona erdi. Katılımcılar, daha kurumsal, daha sistematik ve daha veriye dayalı bir iş birliği modelinin kaçınılmaz olduğu konusunda birleşti.
Mersin’de başlayan bu tartışmanın, Türkiye’nin rekabet gücünü belirleyecek yeni bir yol haritasına dönüşüp dönüşmeyeceği ise önümüzdeki süreçte netleşecek.