TMMOB Mimarlar Odası Adana Şubesi Başkanı Canan Aksu, 1–7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmekte geciktiğini belirterek, mimarlık disiplininin afet riskinin azaltılmasındaki hayati rolüne dikkat çekti. Aksu, 1999’daki 17 Ağustos Gölcük Depremi ve 2023’te büyük yıkıma yol açan 6 Şubat Depremleri sonrasında gerekli derslerin yeterince çıkarılmadığını vurguladı.
“Depremi engelleyemeyiz ancak doğru planlama, doğru tasarım ve etkin denetimle yıkımı önleyebiliriz” diyen Aksu, afet yönetiminde mimarlık hizmetinin stratejik bir kamu sorumluluğu olduğunun altını çizdi.
“Mimari Tasarım, Hayat Güvenliğinin Parçasıdır”
Depreme dayanıklı yapı üretiminin yalnızca statik hesaplara indirgenemeyeceğini belirten Aksu, mimari kararların da yapının güvenliğinde belirleyici olduğunu ifade etti.
Aksu açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:
-
Taşıyıcı sistem kurgusu ile mimari planlama birlikte ele alınmalı.
-
Estetik kaygılar ya da metrekare artışı hedefi, taşıyıcı sistemi zayıflatacak çözümlere dönüşmemeli.
-
Düzensiz plan şemaları ve ticari zemin kat uygulamaları “yumuşak kat” riskini artırıyor.
-
Taşıyıcı sistem sürekliliğini bozan müdahaleler depremde ağır hasara neden oluyor.
-
Zemin özellikleri, çevresel koşullar ve bölgesel deprem tehlikesi bütüncül değerlendirilmeden proje üretilmemeli.
“Mimari proje yalnızca bir ruhsat evrakı değildir; insan hayatını doğrudan etkileyen teknik ve kamusal bir belgedir” diyen Aksu, projelendirme sürecinde meslek odalarının ve uzmanlık disiplinlerinin etkin katılımının zorunlu olduğunu belirtti.
Kentsel Planlama ve Denetim Vurgusu: Riskli Alanlar Yapılaşmaya Açılmamalı
Deprem güvenliğinin yalnızca bina ölçeğinde değil, kent ölçeğinde ele alınması gerektiğini ifade eden Aksu, şu çağrıda bulundu:
-
Yerleşime uygun olmayan alanlar imara açılmamalı.
-
Afet toplanma alanları korunmalı.
-
Mevcut yapı stokunun envanteri çıkarılmalı.
-
Riskli yapılar hızla dönüştürülmeli.
Sık sık gündeme gelen imar aflarının mühendislik ve mimarlık hizmeti almamış yapıların yasallaşmasına neden olduğunu belirten Aksu, bu uygulamaların afet riskini büyüttüğünü ifade etti.
Ayrıca denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Aksu, teknik kadroları yetersiz kurumlarda sağlıklı bir kontrol sisteminin işletilemeyeceğini söyledi.
“Deprem Doğa Olayıdır, Afet İhmalin Sonucudur”
Açıklamasını güçlü bir mesajla tamamlayan Aksu, güvenli kentlerin bilimsel verilere dayalı planlama, nitelikli mimarlık hizmeti, disiplinler arası iş birliği ve güçlü kamusal denetimle mümkün olduğunu belirtti.
“Deprem Haftası’nı yalnızca anma değil, sorumluluk alma haftası olarak değerlendirmeliyiz” diyen Aksu, yaşam hakkını esas alan güvenli ve sağlıklı kentler için mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.