Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, TBMM’de AK Parti Grup toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Tekin, yaklaşan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın kutlamalarına ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:
"Bakan olduğum günden beri Milli Eğitim Bakanlığı'nın ana misyonlarından bir tanesinin binlerce yıllık devlet ve toplum geleneğimizin sahip olduğu değerlerin gelecek kuşaklara aktarılması olduğunu sürekli söyledim. Önceki dönemlerde Cumhuriyet Bayramı ile başlayan, Cumhuriyetin 100'üncü yılı ile başlayan, Ramazan Bayramı, bayrak ve benzeri etkinliklerle devam eden bir dizi etkinlik yapıyorduk. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin de odağında bu var zaten. Bu mantıktan hareketle içinde 23 Nisan'ın da olduğu nisan ayının biz çocuklarımızın bu anlamda milli egemenlik, demokrasi, devlet, toplum geleneklerimiz gibi değerlerimize sahip çıktığı bir etkinlik dönemi olarak yaşanmasını istiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı olarak bahsettiğimiz değerleri hayata geçirebilecek erdem-değer-eylem modeli çerçevesinde çocuklarımızın gündelik hayatına yansıtabilecekleri bütün imkânları kullanmak istiyoruz. Nisan ayı bu anlamda bizim için milli egemenlik, demokrasi, cumhuriyet ve devlet gibi değerlerin çocuklarımız tarafından içselleştirilmesi için önemli bir güne sahip. Biz buradan hareketle nisan ayının tamamını maarifin kalbinde çocuk temasıyla okullarımızda bu bahsettiğim çerçevede etkinliklerin yapıldığı bir ay olarak kutlansın diye bugün itibarıyla 81 valiliğimize, il milli eğitim müdürlüklerimize bir genelge olarak gönderdik. İnşallah tıpkı Ramazan ayında olduğu gibi bizi bir arada tutan değerleri; ayrıştırmadan, kimseyi ötekileştirmeden, mahremiyet ve gönüllülük konusunda azami hassasiyet gösterilerek çocuklarımızın bu etkinliklere katıldığı bir dönemi inşallah hep beraber yaşarız. Ben bu vesileyle ailelerimizi, velilerimizi, sivil toplum örgütlerimizi, siyasi partilerimizi ayrım gözetmeksizin herkesi bu değerlere sahip çıkacak etkinliklerin içerisinde bulunmaya, desteklemeye de davet ediyorum."
"Öğrenci varsa öğrencilerimize hizmet eder, yoksa kamu kaynağının israf olmaması için kamu hizmetlerinde kullanılır"
Kamuoyunda tartışmalara yol açan boşaltılarak idari binaya dönüştürülmesi planlanan Ankara'daki Mimar Kemal Ortaokulu'na ilişkin soruyu ise Tekin, şöyle yanıtladı:
"Tamamen Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün uhdesinde olan bir konu. Biz okullarımız yaşasın istiyoruz. Okullarımızdan öğrenci profili artsın istiyoruz ama aynı zamanda herkes evine en yakın okula gitsin diyoruz. Evine en yakın okula giden çocuklar, evlerine en yakın okula gittiklerinde bazı okullarımız yerleşim yerlerinin kaymasından dolayı boş kalıyor doğal olarak. O konuda yetkiyi de valilikler ve il milli eğitim müdürlüklerine vermiş durumdayız. O okul üzerinde söylemiyorum. Hangi okulumuzda öğrenci yoksa bu bir kamu kaynağıdır. Bu kaynağın israf olmadan efektif bir biçimde kullanılması için gerekli tedbirleri almak valiliklerimizin ve il milli eğitim müdürlüklerimizin uhdesindedir. Eğer o okulumuzda öğrenci varsa öğrencilerimize hizmet eder, yoksa bu kamu kaynağının israf olmaması için yine kamu hizmetlerinde kullanılır."
"Çocuklarımızı lütfen kendi siyasi ya da kişisel ihtirasları sebebiyle manipülasyonlara mal etmesinler"
Tekin imzasıyla YÖK, ÖSYM ve TÜBİTAK'a sınav sistemlerine ilişkin gönderdiği yazının sorulması üzerine, şunları kaydetti:
"Manipülasyon yapmak isteyen kişilerin en rahat manipülasyon yaptıkları ve en üzücü manipülasyonları yaptıkları alan burası. Yani küçücük çocuklarımızı lütfen kendi siyasi ya da kişisel ihtirasları sebebiyle manipülasyonlara mal etmesinler. Manipülasyonların içerisinde bu çocuklarımızı kullanmasınlar lütfen. Biz ve ÖSYM, yani YÖK, yaptığımız sınavlar, yani hem temel eğitimden ortaöğretime geçişte, ortaöğretimden yükseköğretime geçişte bir konuyu önemsiyoruz. Bütün bu sınav müfredatı, sınavla ilgili şeyler Milli Eğitim Bakanlığı'nın bünyesindeki müfredattan, ders kitaplarından ve programlardan yararlanılsın istiyoruz. Biz bunun için uğraşıyoruz. Müfredat değiştikçe sınavların güncellenmesi de hem müfredatın içeriğine hem de mantığına göre yapılması gerekiyor. Beceri odaklı bir müfredata geçildiyse bu müfredatla eğitim alan çocuklarımız sınava girecekleri zaman da yine buna uygun bir soru tarzıyla karşı karşıya olmaları lazım. Dolayısıyla sınav sistemiyle ilgili herhangi bir değişiklik yok. Lütfen çocuklarımızı bu anlamda manipüle etmesinler. Sadece Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında bu yıl 5 ve 6, ortaöğretimde 9 ve 10'daki öğrenciler üniversiteye giriş sınavında ve liseye geçiş sınavlarında kendilerinin müfredatlarından bir sınava tabi olacaklar. Sınavın sistematiği ile ilgili herhangi bir değişiklik yok. Soru tarzları ile ilgili var."
"LGS sınavını pazar günü değil cumartesi günü yapmak üzere bir çalışma içerisindeyiz"
Tekin, A Milli Takım'ın Kosova'yı mağlup ederek 24 yıl sonra Dünya Kupası'na katılmaya hak kazanmasının ardından 14 Haziran'da oynayacağı Avustralya maçının LGS ile aynı gün olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Bu arada bir şey daha söyleyeyim. Milli takımımız 2026 Dünya Futbol Şampiyonası'nda dün play-off aşamasını aştı. Tabii play-off'u geçinceye kadar milli takımımızın maç takvimine bakmamıştık ama milli takımımız Dünya Kupası'na katılınca maç takvimine baktık ve 14 Haziran günü yani LGS sınavını yapacağımız gün sabah 7'de milli takımımızın grup maçı var. Dolayısıyla biz çocuklarımızın gönüllerinin milli takımla beraber olmasını arzu ettiğimiz için arkadaşlarla LGS sınavını pazar günü değil cumartesi günü yapmak üzere bir çalışma içerisindeyiz. Çocuklarımız milli takımın maçlarını takip edebilsinler diye çalışıyoruz şu anda. Eğer hukuki anlamda bir engel yoksa, teknik anlamda bir engel yoksa sınavı bir önceki gün yapmayı planlıyoruz."