İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kabaoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38. Olağan Kurultayı'nın iptali yönünde verilen yargı kararına ilişkin çok konuşulacak bir hukuki analizde bulundu. Bölge Adliye Mahkemesi’nin aldığı kararı anayasal düzen çerçevesinde sert bir dille eleştiren Kabaoğlu, hamlenin hukuki bir karşılığı olmadığını savundu.
"Siyasi Partiler Adli Yargının Değil, Anayasa ve Seçim Yargısının Konusudur"
Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal bir temelde yaşadığını ve devlet yapısının yasama, yürütme, yargı olarak üç ana güce bölündüğünü hatırlatan Kabaoğlu, yargı sisteminin de kendi içinde dört uzmanlık alanına ayrıldığını belirtti. 1961 Anayasası’ndan bu yana siyasi partiler ve seçim hukukunun adli yargının görev alanına girmediğini vurgulayan İstanbul Barosu Başkanı, şu ifadeleri kullandı:
"Siyasal partiler hukuku ve seçim hukuku; anayasa yargısı ve seçim yargısına tabidir. Yani tamamen bu iki yargı düzeninin görev ve yetki alanındadır. Bu nedenle adli yargının, üstelik iktidara aday bir partinin üç yıl önceki kurultayını iptal etmeye yönelik verdiği bu karar, kaynağını anayasadan almamaktadır."
"'Mutlak Butlan' Kararının Kendisi Hukuken Yok Hükmündedir"
Mahkemenin iptal gerekçesinde yer alan hukuki terimlere de açıklık getiren İbrahim Kabaoğlu, kararda kullanılan "mutlak butlan" kavramının mevcut anayasal sistemle uyuşmadığının altını çizdi. Bu kavramın Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu’na tamamen yabancı olduğunu ifade eden Kabaoğlu, kararın demokratik hukuk devletinin geleceği açısından ciddi bir endişe kaynağı olduğunu söyledi.
Gözlerin çevrildiği bir sonraki aşama için Yüksek Seçim Kurulu’nu işaret eden Kabaoğlu, açıklamalarını şöyle noktaladı:
"Bu kararın Yüksek Seçim Kurulu’ndan (YSK) dönmesi beklenir ve temenni edilir. Zira 'mutlak butlan' adı altında verilmiş olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kendisi, anayasal düzenimiz çerçevesinde hukuken yok hükmündedir."