İstanbul yükseköğretiminde deprem etkisi yaratan bir son dakika gelişmesi yaşandı. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izni, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının tamamlanmasına sadece bir ay kala, Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla iptal edildi. Gerekçe gösterilmeden alınan bu kritik karara, hukuk dünyasından ve İstanbul Barosu’ndan adeta muhtıra niteliğinde bir açıklamayla tepki gecikmedi.
İstanbul Barosu, kararın anayasal güvenceleri, kuvvetler ayrılığını ve eğitim hakkını tamamen yok saydığını belirterek, "Bu karar, yasama yetkisinin yürütme tarafından tek imzalı işlemlerle gasp edilmesi pratiğinin yeni bir örneğidir" ifadelerini kullandı.
AYM Kararı Hatırlatıldı: "Üniversiteler Ancak Kanunla Kapatılabilir"
İstanbul Barosu tarafından yapılan yazılı açıklamada, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) daha önce verdiği emsal kararlara dikkat çekildi. Faaliyet izninin kaldırılmasının fiilen bir üniversiteyi kapatmak anlamına geldiği belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Anayasa Mahkemesi, faaliyet izninin kaldırılmasının fiilen üniversitenin kapatılması sonucunu doğurduğunu; bu nedenle üniversitelerin ancak kanunla kapatılabileceğini açıkça ortaya koymuştur. Buna rağmen, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ilgili maddesi, üniversitelerin varlığını yürütmenin tek taraflı idari tasarrufuna bağlı hale getirmektedir. Oysa Anayasa’nın 130. maddesi uyarınca üniversiteler, bilimsel özerkliğe sahip anayasal kurumlardır."
"İstanbul Sözleşmesi Süreciyle Aynı Pratik"
Baro, meclis iradesinin devre dışı bırakılmasını sert bir dille eleştirirken, durumun geçmişteki benzer kararlarla olan paralelliğine dikkat çekti. Yapılan açıklamada, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden yine tek bir Cumhurbaşkanı kararıyla çıkılması süreci hatırlatılarak, anayasal yetki sınırlarının bir kez daha yok sayıldığı ve kamu düzenini ilgilendiren hayati meselelerin tek kişi iradesine tabi kılındığı savunuldu.
Binlerce Öğrenci ve Akademisyen Belirsizlik İçinde!
Kararın zamanlamasının yaratacağı mağduriyetlere de değinen İstanbul Barosu, eğitim-öğretim yılının bitmesine yalnızca bir ay kaldığını vurguladı. Kararın zamanlamasıyla ilgili şu uyarılar yapıldı:
-
Eğitim Hakkı Gaspı: Binlerce üniversite öğrencisinin eğitim hayatı ve geleceği riske atıldı.
-
Akademik Güvencesizlik: Akademisyenlerin bilimsel üretimleri ve çalışma hakları göz ardı edildi.
-
İdari Personel Mağduriyeti: Üniversite bünyesinde çalışan yüzlerce emekçinin iş güvencesi ortadan kalktı.
Açıklamanın sonunda, İstanbul Barosu'nun hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı ve bilimsel özerklikten yana taraf olmaya devam edeceği belirtilerek, "İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin akademisyenleri, öğrencileri ve emekçileriyle dayanışma içinde bulunduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz" denildi.