İBB Davası'nda tutuklu yargılanan Medya A.Ş Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, 9 Haziran Salı günü yaptığı savunmasında çıplak aramaya maruz kaldığını açıkladı, gözaltı sürecinde kendisine yapılan muameleyi detaylarıyla anlattı. İstanbul emniyet Müdürlüğü yazılı bir açıklama yaparak iddiayı yalanladı. İçişleri Bakanlığı, ise Fatoş Pınar Türker’in iddialarına ilişkin soruşturma başlatıldığını açıkladı. Soruşturma kapsamında mülkiye müfettişi ve polis müfettişi görevlendirildi.
İçişleri Bakanlığı'nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, söz konusu iddiaların hukuki, idari ve teknik tüm yönleriyle şeffaf bir şekilde araştırılması amacıyla mülkiye müfettişi ile polis müfettişi görevlendirildiği belirtildi. Açıklamada, "Bir ceza davası kapsamında tutuklu yargılanan bir şahsın, gözaltı sürecinde kötü muamele ve usulsüz arama uygulamalarına maruz kaldığına yönelik kamuoyuna yansıyan iddialar üzerine İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi'nin talimatlarıyla soruşturma başlatılmıştır" denildi.
NE OLMUŞTU?
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 68’i tutuklu 414 sanıklı İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Davası’nın duruşması, dün 47’nci gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda yapıldı. Duruşmaya Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in savunması damga vurmuştu.
Tutuklandıktan sonra savcının davetiyle yapılan görüşmeyi de anlatan Türker, “‘Sen bu kafayla bir daha çocuklarını asla göremeyeceksin. Sen bekarsın, değil mi? Velayetleri de sende? Senin çocukların reşit de değildi, değil mi? Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını’ dedi. Bir anneye böyle denir mi” ifadelerini kullanmıştı.
Çıplak arama sürecini de anlatan Türker, yer yer zorlandığı konuşmasında yaşadıklarını şöyle dile getirmişti:
“Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. ‘Soyun’ dedi. ‘Nasıl yani’ dedim. Eldiven taktı eline. Arkada klasörler, çok küçük bir oda. ‘Üstünü çıkar’ dedi. Üstümü çıkardım. Kontrol yaptı. ‘Tamam. Üstünü giyebilirsin’ dedi. ‘Gidebilir miyim’ dedim. ‘Hayır. Eşofmanını da indir’ dedi. İndirdim. ‘Çamaşırını da’, ‘Nasıl yani’ dedim. ‘İndireceksin’ dedi. Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim. ‘Şimdi yere çömel’ dedi. Utananlar varsa çıkabilir, ben utanmıyorum ama yani bu insanların onurunu, gururunu yıkmak için yapılıyormuş ama yapan utansın, ben utanmıyorum. ‘Cinsel organını aç’ dedi. ‘Başını, arkanı dön, eğil’ filan. ‘Tamam’ dedi. Hani eldiven taktı ya eline, eldiveni kullanmadığı için biz mutlu olduk. Çünkü ben böyle jinekolojik muayene filan gibi bir şey olacak zannettim. Hani eldiven takınca biz sevindik nezarette sonra, tutuklandıktan sonra Fatoş’un çığlıklarıyla Elif’in ağlamasını hiç unutmuyorum.”