SEÇEN SEÇİLEN SEÇTİREN
Demokrasi kavram olarak herkes tarafından bilinmektedir. Ancak bu kavramın arka planına iyi bakmak gerekmektedir. Demokrasiyi araç olarak kullananlar bu ayrıntıları kendi çıkarları ya da bir etnik grubun çıkarları için kullanmaktadır. Seçim günümüzde seçen, seçilen ve seçtiren olarak uygulanmaktadır ve cumhuriyetle bir bağı kalmamıştır. Seçileni seçtiren irade seçeni etkisiz hale getirmiştir. Seçtiren seçenin iradesine ipotek koymuştur. Bu tür ülkelerde sözde demokrasi vardır.
Seçen kim, seçilen kim, seçtiren kim bunlara bir bakalım. Aslında seçtireninde efendisi var. Uluslararası sermaye sömüreceği ülke yönetimlerini belirlemektedir. Sözde bağımsız ülkelerde seçtiren iradenin meşruiyet kaynağı emperyalizmdir. Seçtiren ilk iradesini seçileni belirleyerek kullanmaktadır. Seçen ise seçtirenin iradesine oy vermektedir. Bir kavram kargaşası yaratmadan seçen kim, seçtiren kim, seçilen kim bunu okuyucum anlamıştır. Marjinal partilerde bu durum olağan sayılmaktadır. Ancak; entelektüel seçmenin yoğun olduğu partilerde konu tartışılsa da bir sonuca ulaşılamamaktadır. Parti genel başkanları partiyi kendilerine özgü bir kurum haline getirip seçilecek olan adayları belirledikten sonra halkın oylarına sunmaktadır. Seçilen vekil halkın vekili olma yerine parti başkanının vekili olmak zorundadır. Bir dahaki seçimde tekrar aday olması bu duruma bağlıdır.
Milletin egemenliği yerine bir parti genel başkanının egemenliği almaktadır. Millete hesap vermek yerine parti genel başkana hesap verilmektedir. Buna da cumhuriyet denmektedir. Halen ülkede feodal yapı ve toprak ağalığı tasfiye edilmemişse o ülkede zaten demokrasi olamaz. Tarikatların, cematların, şeyhlerin[S1] , Şıhların, hacıların, hocaların söz sahibi olduğu, halkın eğitim ve kültür seviyesinin düşük olduğu yerlerde irade kimlerde olur. Parti genel başkanlarının yetkilendirdiği kimi vekillerin milletvekili ve belediye başkanı adaylarının belirlenmesinde yapılanlar, parti tüzüğüne uygun olsa bile cumhuriyetin özüne aykırıdır. Geçmişte yaşanmış ittifaklar sonucunda seçilmiş olan vekiller kimi temsil etmekteydi. Kendi iradesine güvenmeyen parti liderleri ittifaklardan medet umar duruma gelmiştir. Tek başına seçime giren partiler halkın güvenini daha çok kazanmıştır.
Türkiye’de 28. Dönem milletvekili sıralamasına baktığımızda 158 iş insanı, 122 avukat, 42 akademisyen, 37 eğitimci, 33 ekonomist, 32 doktor, 18 gazeteci, 10 çiftçi, 9 yazar, 7 siyaset bilimci ve diğerleri olarak temsil edilmektedir. Buradan da anlaşılacağı üzere Türkiye’yi iş insanları ve avukatlar temsil etmektedir. Bu iki grup çok kolay para kazanan insanlardan oluşmaktadır. Aday olabilmek için varlıklı olacaksın, siyasi partiye ve örgütlerine bağışta bulunacaksın, seçim harcı yatıracaksın. Halk arasındaki söylentilere bakılırsa aday sıralaması için milyonlar harcamak, villalar katlar hediye etmek gerek. Kısacası vekil olmak için sadece varlıklı olmak ekonomik olarak güçlü olmak yeterlidir. İnsanların bilgi birikimi, yeteneği, dünya görüşü, kariyeri, girişimciliği, ulusal bilinci, yurttaşlık sorumluluğu, dürüstlüğü, güvenirliği dikkatte alınmamaktadır. Sonra da parti değiştirmeler, transferler, devlet malını kötüye kullanmalar, haksız ihalelerle köşe dönülmektedir. Millete vekil olacaklarına kendilerine ve parti başkanlarına vekil olunmaktadır. Demokrasisi zayıf ülke davranışlarıdır bunlar.
Cumhuriyetin anlamına uygun seçim yapılmadığı sürece şaibeler devam edecektir. O halde ne yapmalı. Milletvekilliği bir meslek değildir. Bir yurttaşlık görevidir. O halde yurttaşlık kavramını davranış olarak göstermeyenler aday gösterilmemeli. Ülke bütünlüğüne, Anayasaya, ulusal değerlere, laik ve demokratik cumhuriyete uymayanlar aday gösterilmemeli. Demokrasiyi araç olarak kullananlar, gerekirse papaz elbisesi giyenler, belli bir etnik kimliği ve bir inancı temsil edenler eninde sonunda asıl amaçlarına ulaşmak için her türlü kötülüğü yapacaktır. Yüce Türk milletinin iyi niyetini kötüye kullananların iyi tanınması ve fırsat verilmemesi adına aday olacak kişilerin her yönüyle iyice araştırılması şarttır. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu laik demokratik tam bağımsız Türkiye Cumhuriyetine, cumhuriyet devrimlerine, ülkenin bölünmez bütünlüğüne, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, Milletvekili yeminine uymayanlar aday gösterilmemeli. Seçenin halk, seçilenin halkın içinden ve seçtirenin olmadığı bir seçimle millet iradesine sahip çıkmalıdır. Salim Doğan 19.10.2026