31 Mart 2026 Salı

15:28   CHP’LI EMIR’DEN TICARET BAKANLıĞı’NA: İSRAIL RESMI VERILERINDE 2025-2026’DA TÜRKIYE KAYNAKLı IHRACATıN DEVAM ETMESINI NASıL AÇıKLıYORSUNUZ   15:23   DANıŞTAY’DAN, ŞANLıURFA SEL FELAKETI KARARı: BELEDIYE BAŞKANLARı HAKKıNDAKI “SORUŞTURMA IZNI VERILMEMESI” KARARı KALDıRıLDı   15:22   EKREM İMAMOĞLU’NUN “BILIRKIŞI DAVASı” 13 TEMMUZ TARIHINE ERTELENDI   15:21   “BAYBAŞIN” SUÇ ÖRGÜTÜNE YÖNELIK DÜZENLENEN OPERASYONDA 9 ŞÜPHELININ TAŞıNMAZLARıNA, ARAÇLARıNA, BANKALARDAKI HESAPLARıNA EL KONULDU   15:10   MERSIN’DE SIYASETIN TANSIYONU YÜKSELDI   11:37   MERSIN’DE GENÇLER AFETLERE SAVAŞ AÇTı! DOĞA OLAYı DEĞIL, İHMAL AFETE DÖNÜŞÜR   11:35   MERSIN EKONOMISINDE TARIHI EŞIK: İSTIHDAMDA %50 HEDEFIYLE TÜRKIYE ORTALAMASıNı GERIDE BıRAKTı!   11:16   MERSIN’DE BROADWAY RÜZGARı: KISS ME KATE MÜZIKALI İÇIN GERI SAYıM BAŞLADı!   09:40   MERSIN’DE KADıNLAR DÜNYAYı DEĞIŞTIRIYOR: ATıKLAR SANATA, EMEK KAZANCA DÖNÜŞÜYOR!   09:15   SÜPER AMATÖR LIG’DE AKDENIZ FıRTıNASı: RAKIBINI SAHADAN SILDI!   01:01   MERSIN’DE ÇOCUKLARıN BAHAR COŞKUSU: GELECEĞIN FILIZLERI MEZITLI’DE ÇIÇEK AÇTı!    09:31   YENIŞEHIR’DE SANAT RÜZGARı: ‘ÇIRKIN’ PRÖMIYER YAPTı, MINIKLER GELECEĞI SAHNELEDI!   09:25   MERSIN’DE GENÇ KADıNLARA İSTIHDAM KAPıSı ARALANDı! “GENÇ ADıMLAR KARIYER YOLU” BAŞLADı   09:14    MERSIN’DE ‘SıFıR ATıK’ SEFERBERLIĞI: 2025 YıLı BILANÇOSU EZBER BOZULDU!   01:01   "MERSIN’DEN TÜM TÜRKIYE’YE MESAJ: ’TOPLUMSAL BARıŞıN ANAHTARı SANATTA!’"   11:15   CHP’LI GÜLCAN KıŞ’TAN ULAŞTıRMA BAKANLıĞı’NA SALVO: "SORULAR VAR, RAKAM YOK!"   18:45   ÇOCUKLARA GERI DÖNÜŞÜM DERSI: "ÇÖPLÜK KRALı VE İCATÇı" SAHNE ALıYOR!   18:43   GENÇLER ERDEMLI’DEN SEFERBERLIK BAŞLATTı   16:48   ÖZKAN YALıM’ıN GÖZALTıNA ALıNMASı... BELEDIYE ÖNÜNDE TOPLANAN UŞAKLıLAR: "DEMOKRASIYI, HALKıN IRADESINI AYAKLARLA ALTıNA ALDıLAR"   16:44   TSK’DAN İHRAÇ EDILEN TEĞMENLER İZZET TALIP AKARSU VE SERHAT GÜNDAR’ıN AÇTıĞı IPTAL DAVASı REDDEDILDI  
 
     
 
 
image

Okunma : 989  Tarih : 28.01.2025  E-Mail : fatihberkil@hotmail.com

 
Ramazan KARA

Din Üzerine Birkaç Söz

DİN ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ
  Son günlerde, din ve dini konular üzerinde o kadar çok şey söylenince ben de oturup birkaç yazı yazmaya karar verdim.
  Dinin, sözlük olarak anlamını “Allah’ın, toplumu; iyi ve doğru davranışlara yönlendirmek için, bir takım ilahi kuralları, peygamberler atayarak ve kitaplar indirerek yönlendirmesidir” diye özetlesem, sanırım hiç biriniz karşı çıkmaz.
  Her din, Allah’ın gönderdiği kitapta; emirleri, yasakları, yanlış ve doğru davranışları da kapsamlı bir şekilde anlatır.
  Bir bakıma din; insanların, bu dünyada ve ahirette mutlu olmak için, o dinin kurallarına uygun davranmalarını da sağlar.
  Bu yüzden, dinine gerçekten inanan biri; insanlara haksızlık yapmaz, kimsenin malına, mülküne ve ırzına yan gözle bakmaz. Kimsenin ekmeğiyle oynamaz. Kimseyi, Allah adına cezalandırmaya kalkmaz.
  Dindar insan; bu dünyada işlediği sevaplarla, öteki dünyadaki cennette yaşayabilmek için topluma yararlı olmak için çabalar.
  Bu dünyada yaptıklarının, cezasını veya ödülünü, daha çok öteki dünyada göreceğini bilir.
  Bu açıdan bakınca, bir insan hem dindar, hem laiklik ilkesine saygılı olabilir yani.
  Ben, insanları, dinlerine ve inançlarına göre değil davranışlarına göre değerlendirenlerdenim.
  Benim için; bir insan, topluma yararlı iyi bir birey olmak için çabalıyorsa dini, inancı, yaşam biçimi, mesleği, cinsiyeti, rengi, sosyal ve kültürel yapısı hiç önemli değildir.
  Ancak zaman zaman karşılaştığımız, dini perde olarak kullanıp saf insanları kandırmaya çalışan veya dini yanlış yorumlayanlara aynı hoşgörüyle yaklaşamıyorum ve saygı duyamıyorum.
  Adam, dini kullanarak okuyup üflüyor ve ağına düşürdüğü kızlara, kadınlara tecavüz ediyorsa neyine hoşgörüyle yaklaşacaksın.
  Adam koyu bir kadercilik anlayışıyla, miskin miskin gezip ukalalık yapıyorsa neyine saygı duyacaksın.
  Söz, buraya gelmişken bir anımı anlatmadan geçemeyeceğim:
  Bundan yaklaşık 20 yıl önce, sürücü belgesi alabilmek için kursa yazılmıştım. Bulunduğum sınıfta, Mersin’deki camilerden birinde görev yapmakta olan, bir din adamı da vardı.
  Trafik öğretmenimiz, bir gün derste; “İnsanların, araç kullanırken dikkat etmedikleri için birçok kişinin ölümüne ve ya yaralanmasına, hatta sakat kalmasına neden olduklarını” söyleyince din adamı olan arkadaşımız söz alıp;
  -Yahu hocam, adamın kaderinde varsa ölür, yoksa ölmez, deyince ben dayanamadım ve
  -Hocam, o zaman ben, içkili araba kullanırken bir adama çarpıp ölümüne neden olsam “Keşke, içkili araç kullanıp bir insanın ölümüne neden olmasaydım” deyip üzülmem mi, yoksa “Adamın ölmesi, kaderinin gereğiydi. Hiç yoktan benim de başımı yaktı” diyerek serzenişte bulunmam mı gerek? diye sordum.
  Bu kez imam, anında;
  -Ramazan Hoca, o zaman siz, kadere inanmıyorsunuz, deyip noktayı koymak istese de ben pes etmek niyetinde değildim. Bu yüzden;
  -Bakın hocam, ben de her Müslüman gibi dinin gerektirdiği şekilde kadere inanıyorum, kaderciliğe değil. Bunu size de, bir örnekle anlatmak istiyorum.
  Pazardan, bir sandık domates aldığımızı düşünelim. Domatesleri, sandıktan çıkarmadan buzdolabına ya da evimizin bir yerine koyarsak, sandıkta bulunan olgun veya çeşitli nedenlerle zedelenmiş domateslerin çürütücü etkisiyle o sandıktaki sağlam domateslerin ömrü, bir kısmı telef olmak kaydıyla  en fazla bir hafta olur.
  Ancak, sandığı eve getirince, zedelenen domatesleri ayrı, olgun domatesleri ayrı, henüz olgunlaşmamış domatesleri ayrı yerlerde istiflersek ve kullanırken domateslerin konumuna göre öncelik tanırsak o domateslerin ömrü, son domatesi kullanıncaya kadar uzun olur.
  Ben, sizin gibi din adamı değilim ama Müslüman bir eğitimci olarak bana göre, birincisi kadercilik, ikincisi kadere inanmanın gereğini yerine getirmektir.
   Çünkü Allah, bizim kaderimizi çizerken akıl da vermiş ve yaşarken o aklı kullanmamıza göre yargılayarak, öldüğümüzde cennete veya cehenneme gitmemize karar vereceğini de belirtmiştir”   karşılığını verdiğimde, imam arkadaşımız, artık ne anlam yüklediyse yalnızca gülümsemekle yetindi.
  Bizim dinimiz son din olup kendinden önceki dinlere inanları da anlayışla karşılamamızı emreden, tam anlamıyla bir hoşgörü dinidir.
  Aynı zamanda, bizim dinimiz, okumayı ve temiz olmayı da emreder.
  Bunları düşününce, her şeyden önce toplum olarak; okumaya ve temizliğe ne kadar önem verdiğimizi de göz önünde bulundurup “%99’u Müslüman bir ülkeden yaşıyoruz” söylemini yeniden sorgulamamız gerekmez mi?
  Ne dersiniz?(26.01.2014)

 




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz :

Güvenlik Kodu : Güvenlik Kodu
Kod :

 



  GÜNCEL HABERLER

 
  FLAŞ HABER
   
 
  EN ÇOK OKUNANLAR
  • Bu Ay
  • Bu Hafta
  • Dün
  • Bugün
 
 


  SOSYAL MEDYA


  GAZETELER
 
 

 







mersinerji.com
ANKA Haber Ajansı
Abonesidir

 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE HABER ARŞİVİ GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinerji.com © Copyright 2017-2026 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA