24 Ekim 2026 Cumartesi

20:23   LÖSEV’DEN 28. YıLDA DEV ETKINLIK: GÜNDOĞDU’DAN KÜLTÜRPARK’A TURUNCU KORTEJ!   20:20   TARSUS’UN YEŞIL ALTıNı COŞKUYLA KUTLANıYOR: 3. ULUSLARARASı SARıULAK ZEYTIN FESTIVALI KAPıLARıNı AÇTı   19:23   ULAŞıMDA DEVRIM GIBI TEKLIF: TAKSI, MINIBÜS VE KAMYONLARA ÖTV’SIZ AKARYAKıT YOLDA Mı?   19:08   AKDENIZ BELEDIYE BAŞKAN VEKILI MURAT BEŞIKCI MGC’YI ZIYARET ETTI: ’ÖZGÜR BASıN EN BÜYÜK GÜCÜMÜZ’   18:55   MERSIN BÜYÜKŞEHIR’DEN ÖZEL GEREKSINIMLI ÇOCUKLARıN AILELERINE GÜVENLI İNTERNET VE MAHREMIYET EĞITIMI   18:39   MERSIN’DE BÜYÜLEYICI BIR MITOLOJIK DENEYIM: ’PAN’ıN SON DANSı’ SAHNE ALıYOR!   18:30   GELECEĞIN KAPTANLARı MERSIN’DE YETIŞIYOR! VALI TOROS SIMÜLATÖR KOLTUĞUNA GEÇTI, ÇALıŞMALARı İNCELEDI   17:23   KKTC 5. CUMHURBAŞKANı ERSIN TATAR VE İL MILLÎ EĞITIM MÜDÜRÜ ÖZDEMIRCI’DEN OKUL ZIYARETI   09:41   UZAKTAKI KÖYLERE MOBIL KUAFÖR DESTEĞI! BINLERCE VATANDAŞıN AYAĞıNA KADAR GITTI   09:34   MERSIN İŞ DÜNYASıNDA DEV BULUŞMA! VEYSEL SARı’DAN SANAYI SITESI MESAJı: ’ESNAF KALKıNMANıN FIDANLıĞıDıR’   09:30   İSTANBUL SIYASETINDE DEPREM: 23 YıLLıK PARTISIYLE YOLLARıNı AYıRDı, KADıKÖY’ÜN RENGINI DEĞIŞTIRDI!   10:59   ÇOCUKLARıN YETENEKLERI BU KAMPÜSLERDE KEŞFEDILIYOR: MERSIN BÜYÜKŞEHIR’DEN EĞITIMDE TAM FıRSAT EŞITLIĞI!   10:42   ’UCU NEREYE DOKUNURSA DOKUNSUN AÇıKLAYıN!’ CHP’LI ŞEVKIN’DEN FON SKANDALıNA SERT TEPKI   09:55   MESKİ’DEN DONDURUCU SOĞUKLAR ÖNCESI KRITIK UYARı! SAKıN SıCAK SU DÖKMEDEN OKUYUN   09:50   CHP’DE İHRAÇ DEPREMI VE SÜRPRIZ ZIYARET! KULISLER HAREKETLENDI: İBB DENGELERI VE MECLIS HESABı SıFıRLANDı   09:35   SIYARETTE BIR İLK: YENİ PARTI’DEN TABANA YAYıLAN ’İKTIDAR’ HAMLESI!   19:25   YENİ PARTI İSIM KRIZINDE AYM KARARıNı VERDI! YENILIK PARTISI’NIN İTIRAZıNA YÜKSEK MAHKEME’DEN RED   19:15   SÜRÜCÜLERE ÜST ÜSTE İKINCI İNDIRIM MÜJDESI: BENZINDE PEŞ PEŞE FIYAT DÜŞÜŞÜ!   19:05   SPK DUYURDU: ALNUS, BULLS VE PUSULA YATıRıM’ıN FAALIYETLERI GEÇICI OLARAK DURDURULDU   18:58   YÜZLERCE KIŞIYE İŞ KAPıSı AÇıLDı: MERSIN ESNAFıNıN DEV EĞITIM HAMLESI TÜRKIYE ZIRVESINDE!  
 
     
 
 
image

Okunma : 1513  Tarih : 28.01.2025  E-Mail : fatihberkil@hotmail.com

 
Ramazan KARA

Din Üzerine Birkaç Söz

DİN ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ
  Son günlerde, din ve dini konular üzerinde o kadar çok şey söylenince ben de oturup birkaç yazı yazmaya karar verdim.
  Dinin, sözlük olarak anlamını “Allah’ın, toplumu; iyi ve doğru davranışlara yönlendirmek için, bir takım ilahi kuralları, peygamberler atayarak ve kitaplar indirerek yönlendirmesidir” diye özetlesem, sanırım hiç biriniz karşı çıkmaz.
  Her din, Allah’ın gönderdiği kitapta; emirleri, yasakları, yanlış ve doğru davranışları da kapsamlı bir şekilde anlatır.
  Bir bakıma din; insanların, bu dünyada ve ahirette mutlu olmak için, o dinin kurallarına uygun davranmalarını da sağlar.
  Bu yüzden, dinine gerçekten inanan biri; insanlara haksızlık yapmaz, kimsenin malına, mülküne ve ırzına yan gözle bakmaz. Kimsenin ekmeğiyle oynamaz. Kimseyi, Allah adına cezalandırmaya kalkmaz.
  Dindar insan; bu dünyada işlediği sevaplarla, öteki dünyadaki cennette yaşayabilmek için topluma yararlı olmak için çabalar.
  Bu dünyada yaptıklarının, cezasını veya ödülünü, daha çok öteki dünyada göreceğini bilir.
  Bu açıdan bakınca, bir insan hem dindar, hem laiklik ilkesine saygılı olabilir yani.
  Ben, insanları, dinlerine ve inançlarına göre değil davranışlarına göre değerlendirenlerdenim.
  Benim için; bir insan, topluma yararlı iyi bir birey olmak için çabalıyorsa dini, inancı, yaşam biçimi, mesleği, cinsiyeti, rengi, sosyal ve kültürel yapısı hiç önemli değildir.
  Ancak zaman zaman karşılaştığımız, dini perde olarak kullanıp saf insanları kandırmaya çalışan veya dini yanlış yorumlayanlara aynı hoşgörüyle yaklaşamıyorum ve saygı duyamıyorum.
  Adam, dini kullanarak okuyup üflüyor ve ağına düşürdüğü kızlara, kadınlara tecavüz ediyorsa neyine hoşgörüyle yaklaşacaksın.
  Adam koyu bir kadercilik anlayışıyla, miskin miskin gezip ukalalık yapıyorsa neyine saygı duyacaksın.
  Söz, buraya gelmişken bir anımı anlatmadan geçemeyeceğim:
  Bundan yaklaşık 20 yıl önce, sürücü belgesi alabilmek için kursa yazılmıştım. Bulunduğum sınıfta, Mersin’deki camilerden birinde görev yapmakta olan, bir din adamı da vardı.
  Trafik öğretmenimiz, bir gün derste; “İnsanların, araç kullanırken dikkat etmedikleri için birçok kişinin ölümüne ve ya yaralanmasına, hatta sakat kalmasına neden olduklarını” söyleyince din adamı olan arkadaşımız söz alıp;
  -Yahu hocam, adamın kaderinde varsa ölür, yoksa ölmez, deyince ben dayanamadım ve
  -Hocam, o zaman ben, içkili araba kullanırken bir adama çarpıp ölümüne neden olsam “Keşke, içkili araç kullanıp bir insanın ölümüne neden olmasaydım” deyip üzülmem mi, yoksa “Adamın ölmesi, kaderinin gereğiydi. Hiç yoktan benim de başımı yaktı” diyerek serzenişte bulunmam mı gerek? diye sordum.
  Bu kez imam, anında;
  -Ramazan Hoca, o zaman siz, kadere inanmıyorsunuz, deyip noktayı koymak istese de ben pes etmek niyetinde değildim. Bu yüzden;
  -Bakın hocam, ben de her Müslüman gibi dinin gerektirdiği şekilde kadere inanıyorum, kaderciliğe değil. Bunu size de, bir örnekle anlatmak istiyorum.
  Pazardan, bir sandık domates aldığımızı düşünelim. Domatesleri, sandıktan çıkarmadan buzdolabına ya da evimizin bir yerine koyarsak, sandıkta bulunan olgun veya çeşitli nedenlerle zedelenmiş domateslerin çürütücü etkisiyle o sandıktaki sağlam domateslerin ömrü, bir kısmı telef olmak kaydıyla  en fazla bir hafta olur.
  Ancak, sandığı eve getirince, zedelenen domatesleri ayrı, olgun domatesleri ayrı, henüz olgunlaşmamış domatesleri ayrı yerlerde istiflersek ve kullanırken domateslerin konumuna göre öncelik tanırsak o domateslerin ömrü, son domatesi kullanıncaya kadar uzun olur.
  Ben, sizin gibi din adamı değilim ama Müslüman bir eğitimci olarak bana göre, birincisi kadercilik, ikincisi kadere inanmanın gereğini yerine getirmektir.
   Çünkü Allah, bizim kaderimizi çizerken akıl da vermiş ve yaşarken o aklı kullanmamıza göre yargılayarak, öldüğümüzde cennete veya cehenneme gitmemize karar vereceğini de belirtmiştir”   karşılığını verdiğimde, imam arkadaşımız, artık ne anlam yüklediyse yalnızca gülümsemekle yetindi.
  Bizim dinimiz son din olup kendinden önceki dinlere inanları da anlayışla karşılamamızı emreden, tam anlamıyla bir hoşgörü dinidir.
  Aynı zamanda, bizim dinimiz, okumayı ve temiz olmayı da emreder.
  Bunları düşününce, her şeyden önce toplum olarak; okumaya ve temizliğe ne kadar önem verdiğimizi de göz önünde bulundurup “%99’u Müslüman bir ülkeden yaşıyoruz” söylemini yeniden sorgulamamız gerekmez mi?
  Ne dersiniz?(26.01.2014)

 




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz :

Güvenlik Kodu : Güvenlik Kodu
Kod :

 



  GÜNCEL HABERLER

 
  FLAŞ HABER
   
 
  EN ÇOK OKUNANLAR
  • Bu Ay
  • Bu Hafta
  • Dün
  • Bugün
 
 


  SOSYAL MEDYA


  GAZETELER
 
 

 







mersinerji.com
ANKA Haber Ajansı
Abonesidir

 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE HABER ARŞİVİ GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinerji.com © Copyright 2017-2026 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA