11 Eylül 2026 Cuma

16:10   MEZITLI ZABıTASı’NDAN YENI EĞITIM ÖĞRETIM YıLı ÖNCESI KıRTASIYELERDE DENETIM   16:08   KONYA’DA MAHMUT TANAL’A DERT YANAN EMEKLI: “24 BIN 700 LIRA EMEKLI MAAŞı 4 GÜN YETIYOR”   16:07   GÖKHAN GÜNAYDıN: "MEHMET ŞIMŞEK, HER DÖRT EKMEĞIMIZDEN ÜÇÜNÜ ÇALAN SEN VE SENIN AĞABABALARıNDıR"   16:06   ÜCRETLI ÖĞRETMENLER DAYANıŞMA DERNEĞI MEB ÖNÜNDEN SESLENDI: "15-20 SENE ÇALıŞTıK, EMEKLI BILE OLAMADıK"   14:58   ÖZGÜR ÖZEL, KARS’TA KARŞıLANDı   14:57   MERKEZ BANKASı FAIZI AÇıKLADı: "ENFLASYONUN ANA EĞILIMI GERILERKEN, ENERJI FIYATLARı YUKARı YÖNLÜ RISK OLUŞTURUYOR"   13:55   DİSK GENEL BAŞKANı ÇERKEZOĞLU: "8 AYDA NEREDEYSE 2 TRILYON LIRAMıZ BIZLERDEN ALıNıP SERMAYEYE VE IKTIDARA AKTARıLDı"   11:05   MEZITLI’DE ULAŞıM BAŞTAN AŞAĞı YENILENIYOR: 11,5 KILOMETRELIK HAT SıCAK ASFALTLA BULUŞTU!   10:55   ’ETIN RENGI NASıL?’ DIYEREK İSYAN ETTI: ’LOKANTANıN ÖNÜNDEN GEÇERKEN BURNUMA PAMUK TıKıYORUM’   10:27   EVLATLARıNıN CÜBBESIYLE ADALET NÖBETINDE: ’6 AYLıK BEBEĞIMI BEZIYLE TOPRAĞA VERDIM’   10:10   DINI BAYRAMLARDA KÖPRÜ VE OTOYOL GEÇIŞLERI ÜCRETLI MI OLUYOR? KRITIK SORU GÜNDEME BOMBA GIBI DÜŞTÜ!   10:01   MINIKLERIN BÜYÜK HEYECANı: İL MÜDÜRÜ ÖZDEMIRCI SILIFKE’DE UYUM HAFTASı HAZıRLıKLARıNı YERINDE İNCELEDI!   09:45   MERSINLI GENÇLER DÜNYA KÜLTÜRLERIYLE BULUŞTU: ALMANYA’DA UNUTULMAZ 15 GÜN!   09:35   AKDENIZ’IN PARKLARı SANATLA RENKLENIYOR: BETON DUVARLAR AÇıK HAVA TUVALI OLDU!   09:33   CHP’LI MÜZEYYEN ŞEVKIN’DEN NARENCIYE ÜRETICISI İÇIN TBMM’YE KAPSAMLı ARAŞTıRMA ÖNERGESI: ’ÜRÜN DALDA KALıYOR, ÇIFTÇI BORCA BATıYOR!’   09:25   MERSIN’DE EĞITIME YATıRıM: SILIFKE’DE YENI OKUL BINASı HıZLA YÜKSELIYOR!   09:21   MERSIN BÜYÜKŞEHIR’DEN KıRSAL KALKıNMA HAMLESI: ’HADI GEL KÖYÜMÜZE DESTEK VERELIM’ PROJESI 7. YıLıNDA   01:33   GALATASARAY LIZBON’DA YıKıLDı: ÖNE GEÇTIĞI MAÇTA SPORTING’E 3-1 MAĞLUP OLDU   22:46   KıLıÇDAROĞLU’NDAN CHP’NIN 103. YıLıNDA SERT ÇıKıŞ: ’25 YıLDA AHLAKSıZLıĞıN KURUMSALLAŞTıĞıNı GÖRÜYORUZ’   21:40   ÖZGÜR ÇELIK’TEN ŞOK ÜSKÜDAR AÇıKLAMASı: ’BASKı, TEHDIT VE OĞLUM SERTIFIKALı ŞANTAJ İDDIALARı ARAŞTıRıLSıN!’  
 
     
 
 
image

Okunma : 652  Tarih : 13.02.2025  E-Mail : fatihberkil@hotmail.com

 
Ramazan KARA

SEVMEK

SEVMEK
  Son günlerde, gençlerle fazla içli dışlı olarak onların sorunlarını paylaştığım için olsa gerek bugün de gönül ilişkilerine değinmek istiyorum.
  Ancak; yazıma başlamadan gençlerle, özellikle de onların sorunlarını paylaşarak konuşmanın insanı gençleştirdiğini belirtemeden geçemeyeceğim. Ne kadar gençleştiğimi bilmiyorum ama ben, kendi payıma gençleştiğimi hissediyorum ve gençliğimi doyasıya yaşıyorum.
  Gençlerin, yüreğini yüreğimde, düşüncelerini düşüncelerimde öylesine hissediyorum ki onlar adına şiirler ve yazılar bile yazabiliyorum. Yaşınız ve konumunuz ne olursa olsun sizlerin de gençlerle ve bir genç gibi takılmanızı öneriyorum. Hele bir de, yaşınız ve yaşam deneyiminiz benim gibiyse gençlere yol göstermekten de geriye kalmayın.
  Çünkü ben, gençleri, hep gösterilen doğru yolda emin adımlarla yürürken gördüm.
 
Gençlerin en büyük sorunu, sevmek ve sevilmek arasındaki çelişkiden kaynaklanıyor. Büyük bir çoğunluk, ya sevmeyi bilmiyor ya da sevilmeyi.
  Bir erkek olmama karşın açıkça söylemek zorunda kaldığım acı bir gerçek var ki; seven kızlar, daha özverili oluyor nedense. Kim bilir, belki de ileride yakalayacağı annelik içgüdüsü öyle gerektiriyordur. Delikanlılarımız, delikanlılığın kitabını yazmaya çalışmakla birlikte, daha çok kasıklarıyla seviyorlar, yürekleriyle değil.
  Oysa sevmek; öylesine “seni seviyorum!” demekle olmuyor. Gerçekten seviyorsan, canlıların havayı istediği gibi yalın ve yüreğinle sevdiğini yanında hissederek seveceksin, kasıklarınla değil.
  Yüreğinde, yeterli güven-sevgi-saygı-hoşgörü ve özveri besleyemediysen sevmeyeceksin. Çünkü o zaman sevgi sandığın şey, hem sana zarar verir hem sevdiğine. Sevmeyi bilen biri sevmenin ne olduğunu, “Sevmek, birini bulmak değil, bir başkasında kendini bulmaktır” diyerek ne güzel özetlemiş değil mi? Bir başkasında kendini bulamıyorsan ve bir başkasının sende kendisini bulmasına olanak sağlayamıyorsan sevmeyeceksin arkadaş.
 
Hem sevmeyi hem sevilmeyi bilemiyorsan, öğrendiğinde sevmek üzere oturup çalışacaksın. Tıpkı, OKS, YGS, ÖSS ve KPSS için çalışıldığı gibi oturup çalışacaksın. Nasıl ki, kazanamadığın okulda veya bölümde okuyamıyorsan hak etmediğin sürece de sevginin adını kirletmeyeceksin. Sevmeyeceksin de.
  “Sevgi emek ister” diyor ya bir şarkıda. Aynen öyle ama yalnızca emek istemez sevgi.
Sevgi, özenli bir bakım da ister. Bir başkasını huzursuz etmemesi için ölçülü kullanılmak da ister. Sevgi; sevdiğine zarar vermeden merak etmeyi ve merak edilmeyi de gerektirir. Paylaşmak ve paylaşılmak da ister.
 
Seven yürek kimi zaman uykusuz da bırakır insanı. Ancak sevgi, seveni veya sevileni uykusuz bırakacaksa bunun nedeni, yaşanılan mutlulukların irdelenmesiyle olmalı, verilen huzursuzlukların tedirginliğiyle değil.
  Sevmeyi ve sevilmeyi bilmek kadar sevilecek insanı da bilmek gerek elbette.
  Sırf; sosyal konumuna, gelirine, dış görünüşüne aldanarak sevmek çoğu kez bizi yanlışlarla içli dışlı kılar. Kurumuş bir dalı, fidan niyetine seversek acı duyarız. Odun gibi birinden, ormandaki ağaç gibi havamızı temizlemesini beklersek de.

  Bugün, facebookta; "Sen; O'nun yaşamında bir seçenek isen O'nun senin yaşamında bir öncelik olmasına izin verme" ve kısmen değiştirerek özetlediğimde "Sen; aşkını dile getireni değil aşkını yüreğinde büyüteni sev. Gözleriyle sana bakıp aklında başka biri olanı değil seni aklından çıkaramadığı için her gece uykusuz kalanı sev. Senin etini değil yüreğini, tavrını ve düşünceleri seveni sev. Seni mutsuzluğa sürükleyeni değil her gün senin mutlu olman için bir şeyler yapmaya çabalayan birini sev." şeklinde olmasını istediğim bir paylaşım vardı.
  Biz de öyle sevmeliyiz işte.

  Sevgimiz, bizim en değerli hislerimizden biridir. Öyle yabana atmamak, hak etmeyene vermemek gerek. Gerçekten hak edilen sevgi; ahrazı dillendirir, çalıyı güle, kargayı bülbüle, çevirir. Sevdiğimiz biri kişiliğimize olumlu bir katkı sağlayamıyorsa ve biz, onun kişiliğine bir katkı sağlayamıyorsak o “sevgi” denilen şey yaşamaz.
  Çünkü o, sevgi değil, duyguların etkisiyle kör olma durumudur.
 
“Konuşurken, yanında kendinizi iyi hissettiğiniz insanı, sakın kaybetmeyin” demiş ya birileri bu da öyle işte. Sevdiğimizin yanında kendimizi iyi hissedebilmeli, sevdiğimize de iyi olduğu hissini verebilmeliyiz. Bunu yapamıyorsak, ikili bir ilişkiyi hak etmiyoruz demektir.
  Sevmek; özgürce yaşamak ve özgürce yaşatmak olduğunda doyumsuzlaşır. Kısıtlamalar ve hükmetme isteğiyle değil.
  Gerçekten sevenler, sorun üretmek yerine sorun çözmeyi bilir ve uygularlar. Kırmadan, incitmeden, huzursuz etmeden aynı yöne doğal ve yalın tavırlarla, hem çıkarsız hem beklentisiz kalarak akıverir.
  Seven yüreğin ve sevilenin yaşı olmadığı gibi kilosu ve sağlık sorunu da olmaz. Seven yürek; her zaman, her koşulda ve her yerde hep genç, hep zinde, hep atletiktir çünkü.
  Önemli olan; o yüreği, doğru yerde, doğru biri için ve doğru şekilde kullanılabilir konuma getirebilmemizdir. O yürek; beş para etmeyen soytarılar için sırf “ne yapayım çok seviyorum!” diyerek heder edilmemelidir.

  “Sevmez olsaydım!” diyerek ah çektirmek yerine “İyi ki sevmişim, yeniden dünyaya gelsem, gene severdim!” dedirten birilerini seveceğiniz günlerde buluşmak üzere hoşça kalın…

 




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz :

Güvenlik Kodu : Güvenlik Kodu
Kod :

 



  GÜNCEL HABERLER

 
  FLAŞ HABER
   
 
  EN ÇOK OKUNANLAR
  • Bu Ay
  • Bu Hafta
  • Dün
  • Bugün
 
 


  SOSYAL MEDYA


  GAZETELER
 
 

 







mersinerji.com
ANKA Haber Ajansı
Abonesidir

 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE HABER ARŞİVİ GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinerji.com © Copyright 2017-2026 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA