14 Eylül 2026 Pazartesi

10:16   KENTIN KALBINDE TARIH YENIDEN DOĞUYOR! 100 YıLLıK SIMGE YAPı İÇIN DEV ADıM   09:35   BAŞKAN ERDINÇ ALTıOK DUYURDU: ’KIŞILERE DEĞIL, GÜÇLÜ BIR SISTEME DAYANACAĞıZ’   09:33   MÜSAVAT DERVIŞOĞLU AKSARAY’DAN SESLENECEK: İYİ PARTI’DEN MEYDANLARA ÇıKMA KARARı!   09:31   TÜLAY HATIMOĞULLARı ALEVI KANAAT ÖNDERLERIYLE BIR ARAYA GELDI   09:30   MERSINLI ÇOCUKLAR BU ATÖLYEDE BULUŞUYOR: DIJITAL EKRANLAR KAPANDı, ZEKÂ OYUNLARı BAŞLADı!   01:42   ÖZGÜR ÖZEL’DEN ÜSKÜDAR’DA ERDOĞAN’A SERT SEÇIM ÇAĞRıSı: SAFLAR NETLEŞTI, AYRıLıKTA AZAP BIRLIKTELIKTE RAHMET VARDıR!   17:12   EĞITIM SEN MEB ÖNÜNDEN SESLENDI: "BILIMSEL VE LAIK EĞITIM ILKELERIYLE ÇELIŞEN MÜFREDAT UYGULAMASıNA SON VERILMELI"   17:11   CUMHURBAŞKANı ERDOĞAN: "MUHALEFETIN NE DEDIĞIYLE, NE YAPTıĞıYLA ILGILENMIYORUZ"   15:07   ASU KAYA: "CEREN DAMAR ŞENEL’IN AILESININ HAKLı VE MAKUL ADALET ARAYıŞıNıN YANıNDAYıZ"   15:06   CUMHURBAŞKANı ERDOĞAN’ıN SEÇIM AÇıKLAMASı... MÜSAVAT DERVIŞOĞLU: "SEÇIMI TEHLIKE GÖRÜYOR"   14:42   İMAMOĞLU, IKI KEZ BERAAT ETTIĞI "HAKARET" DAVASıNDAN 2 YıL 1 AY HAPIS CEZASı ALDı: "BENIM ADıMA KARAR VERECEK HIÇBIR MAHKEME YOKTUR"   14:42   ÖZGÜR ÖZEL’DEN ERDOĞAN’A: "MILLETIN UMUDU OLAN SEÇIM ATLATıLMAZ"   11:30   ERDEMLI’DE OKUL ALıŞVERIŞI YAPACAK VELILER DIKKAT! ZABıTADAN KıRTASIYELERE ŞOK DENETIM   11:20   SıCAK HAVADA MEYDANA TOPLANDıLAR: MERSIN’DE KıRSAL MAHALLE BIR GECEDE OYUN ALANıNA DÖNÜŞTÜ!   11:10   MINIKLERIN OKUL HEYECANıNA RENKLI BAŞLANGıÇ! MERSIN’DE UYUM HAFTASı KARNAVALA DÖNÜŞTÜ   10:49   ÜNIVERSITEDEKI SKANDAL DAVADA BERAAT KARARıNA SERT TEPKI: HSK VE BAKANLıĞA ÇAĞRı!   09:25   ÇIFTÇININ BORÇ YÜKÜ 1,5 TRILYON LIRAYA DAYANDı! REKOLTE ARTıŞı DA YARAYA MERHEM OLMADı: 20 YıLDA 230 KATLıK ARTıŞ   09:15   MINIKLER HEM ÖĞRENIYOR HEM HAZıRLANıYOR: SILIFKE ÇOCUK KAMPÜSÜ’NDE HAYAT KURTARAN PROJE!   08:43   İSTANBUL SIYASETINDE SıCAK GELIŞME! CHP’LI 3 MECLIS ÜYESI AK PARTI’YE KATıLDı   08:35   İL MILLÎ EĞITIM’DE PERSONEL DAKIKALAR İÇINDE TAHLIYE EDILDI  
 
     
 
 
image

Okunma : 653  Tarih : 13.02.2025  E-Mail : fatihberkil@hotmail.com

 
Ramazan KARA

SEVMEK

SEVMEK
  Son günlerde, gençlerle fazla içli dışlı olarak onların sorunlarını paylaştığım için olsa gerek bugün de gönül ilişkilerine değinmek istiyorum.
  Ancak; yazıma başlamadan gençlerle, özellikle de onların sorunlarını paylaşarak konuşmanın insanı gençleştirdiğini belirtemeden geçemeyeceğim. Ne kadar gençleştiğimi bilmiyorum ama ben, kendi payıma gençleştiğimi hissediyorum ve gençliğimi doyasıya yaşıyorum.
  Gençlerin, yüreğini yüreğimde, düşüncelerini düşüncelerimde öylesine hissediyorum ki onlar adına şiirler ve yazılar bile yazabiliyorum. Yaşınız ve konumunuz ne olursa olsun sizlerin de gençlerle ve bir genç gibi takılmanızı öneriyorum. Hele bir de, yaşınız ve yaşam deneyiminiz benim gibiyse gençlere yol göstermekten de geriye kalmayın.
  Çünkü ben, gençleri, hep gösterilen doğru yolda emin adımlarla yürürken gördüm.
 
Gençlerin en büyük sorunu, sevmek ve sevilmek arasındaki çelişkiden kaynaklanıyor. Büyük bir çoğunluk, ya sevmeyi bilmiyor ya da sevilmeyi.
  Bir erkek olmama karşın açıkça söylemek zorunda kaldığım acı bir gerçek var ki; seven kızlar, daha özverili oluyor nedense. Kim bilir, belki de ileride yakalayacağı annelik içgüdüsü öyle gerektiriyordur. Delikanlılarımız, delikanlılığın kitabını yazmaya çalışmakla birlikte, daha çok kasıklarıyla seviyorlar, yürekleriyle değil.
  Oysa sevmek; öylesine “seni seviyorum!” demekle olmuyor. Gerçekten seviyorsan, canlıların havayı istediği gibi yalın ve yüreğinle sevdiğini yanında hissederek seveceksin, kasıklarınla değil.
  Yüreğinde, yeterli güven-sevgi-saygı-hoşgörü ve özveri besleyemediysen sevmeyeceksin. Çünkü o zaman sevgi sandığın şey, hem sana zarar verir hem sevdiğine. Sevmeyi bilen biri sevmenin ne olduğunu, “Sevmek, birini bulmak değil, bir başkasında kendini bulmaktır” diyerek ne güzel özetlemiş değil mi? Bir başkasında kendini bulamıyorsan ve bir başkasının sende kendisini bulmasına olanak sağlayamıyorsan sevmeyeceksin arkadaş.
 
Hem sevmeyi hem sevilmeyi bilemiyorsan, öğrendiğinde sevmek üzere oturup çalışacaksın. Tıpkı, OKS, YGS, ÖSS ve KPSS için çalışıldığı gibi oturup çalışacaksın. Nasıl ki, kazanamadığın okulda veya bölümde okuyamıyorsan hak etmediğin sürece de sevginin adını kirletmeyeceksin. Sevmeyeceksin de.
  “Sevgi emek ister” diyor ya bir şarkıda. Aynen öyle ama yalnızca emek istemez sevgi.
Sevgi, özenli bir bakım da ister. Bir başkasını huzursuz etmemesi için ölçülü kullanılmak da ister. Sevgi; sevdiğine zarar vermeden merak etmeyi ve merak edilmeyi de gerektirir. Paylaşmak ve paylaşılmak da ister.
 
Seven yürek kimi zaman uykusuz da bırakır insanı. Ancak sevgi, seveni veya sevileni uykusuz bırakacaksa bunun nedeni, yaşanılan mutlulukların irdelenmesiyle olmalı, verilen huzursuzlukların tedirginliğiyle değil.
  Sevmeyi ve sevilmeyi bilmek kadar sevilecek insanı da bilmek gerek elbette.
  Sırf; sosyal konumuna, gelirine, dış görünüşüne aldanarak sevmek çoğu kez bizi yanlışlarla içli dışlı kılar. Kurumuş bir dalı, fidan niyetine seversek acı duyarız. Odun gibi birinden, ormandaki ağaç gibi havamızı temizlemesini beklersek de.

  Bugün, facebookta; "Sen; O'nun yaşamında bir seçenek isen O'nun senin yaşamında bir öncelik olmasına izin verme" ve kısmen değiştirerek özetlediğimde "Sen; aşkını dile getireni değil aşkını yüreğinde büyüteni sev. Gözleriyle sana bakıp aklında başka biri olanı değil seni aklından çıkaramadığı için her gece uykusuz kalanı sev. Senin etini değil yüreğini, tavrını ve düşünceleri seveni sev. Seni mutsuzluğa sürükleyeni değil her gün senin mutlu olman için bir şeyler yapmaya çabalayan birini sev." şeklinde olmasını istediğim bir paylaşım vardı.
  Biz de öyle sevmeliyiz işte.

  Sevgimiz, bizim en değerli hislerimizden biridir. Öyle yabana atmamak, hak etmeyene vermemek gerek. Gerçekten hak edilen sevgi; ahrazı dillendirir, çalıyı güle, kargayı bülbüle, çevirir. Sevdiğimiz biri kişiliğimize olumlu bir katkı sağlayamıyorsa ve biz, onun kişiliğine bir katkı sağlayamıyorsak o “sevgi” denilen şey yaşamaz.
  Çünkü o, sevgi değil, duyguların etkisiyle kör olma durumudur.
 
“Konuşurken, yanında kendinizi iyi hissettiğiniz insanı, sakın kaybetmeyin” demiş ya birileri bu da öyle işte. Sevdiğimizin yanında kendimizi iyi hissedebilmeli, sevdiğimize de iyi olduğu hissini verebilmeliyiz. Bunu yapamıyorsak, ikili bir ilişkiyi hak etmiyoruz demektir.
  Sevmek; özgürce yaşamak ve özgürce yaşatmak olduğunda doyumsuzlaşır. Kısıtlamalar ve hükmetme isteğiyle değil.
  Gerçekten sevenler, sorun üretmek yerine sorun çözmeyi bilir ve uygularlar. Kırmadan, incitmeden, huzursuz etmeden aynı yöne doğal ve yalın tavırlarla, hem çıkarsız hem beklentisiz kalarak akıverir.
  Seven yüreğin ve sevilenin yaşı olmadığı gibi kilosu ve sağlık sorunu da olmaz. Seven yürek; her zaman, her koşulda ve her yerde hep genç, hep zinde, hep atletiktir çünkü.
  Önemli olan; o yüreği, doğru yerde, doğru biri için ve doğru şekilde kullanılabilir konuma getirebilmemizdir. O yürek; beş para etmeyen soytarılar için sırf “ne yapayım çok seviyorum!” diyerek heder edilmemelidir.

  “Sevmez olsaydım!” diyerek ah çektirmek yerine “İyi ki sevmişim, yeniden dünyaya gelsem, gene severdim!” dedirten birilerini seveceğiniz günlerde buluşmak üzere hoşça kalın…

 




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz :

Güvenlik Kodu : Güvenlik Kodu
Kod :

 



  GÜNCEL HABERLER

 
  FLAŞ HABER
   
 
  EN ÇOK OKUNANLAR
  • Bu Ay
  • Bu Hafta
  • Dün
  • Bugün
 
 


  SOSYAL MEDYA


  GAZETELER
 
 

 







mersinerji.com
ANKA Haber Ajansı
Abonesidir

 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE HABER ARŞİVİ GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinerji.com © Copyright 2017-2026 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA