İran’da 28 Aralık 2025’te ekonomik sıkıntılar ve hayat pahalılığına karşı Tahran’daki Kapalı Çarşı esnafının başlattığı protestolar, kısa sürede ülke geneline yayılarak rejim karşıtı unsurların da yer aldığı geniş çaplı gösterilere dönüştü. Gösterilerde yüzlerce kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi gözaltına alındı ve Tahran yönetimi internet ile iletişim erişimini kısmen kısıtladı. İran yönetimi, protestoları dış güçlerin kışkırtmasıyla ilişkilendirirken, bölgede gerilim artıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki kanlı baskı ve protestolar sonrası Tahran’a yönelik açık uyarılarda bulunarak Washington’un “yardıma hazır olduğunu” ve gerekirse askeri seçeneklerin de değerlendirilebileceğini belirtti; Trump, İran’ın kendisiyle müzakere etmek istediğini açıkladı. Bu gelişme üzerine İsrail, olası bir ABD müdahalesi ihtimaline karşı yüksek alarma geçti ve güvenlik düzeyini artırdı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Tahran’ın “savaşa da hazır, aynı zamanda diyaloğa da açık” olduğunu söyleyerek hem diplomasiye hem de caydırıcılığa vurgu yaptı.
“ABD ve İsrail'de İran’a askeri müdahale konusunda ciddi bir irade, istek ve arzu var”
Bu gelişmeler çerçevesinde İRAM Araştırmacısı Oral Toğa, ANKA Haber Ajansı’na İran’a yönelik olası bir “askeri müdahale” ihtimalini değerlendirdi. Toğa, “ABD ve İsrail'de bu konuda ciddi bir irade, istek ve arzunun olduğunu” vurgulayarak, “Çünkü 12 günlük çatışma içerisinde İsrail istediği şeye, stratejik hedeflere ulaşamadı” dedi.
“İsrail, sahaya çıkartamadı bu etnik ve silahlı grupları”
Toğa, şöyle devam etti:
“Bu sürecin en önemli başlıklarından biri, protestoların son aşamasında etnik silahlı grupların sahaya sürülmesi girişimidir. Ancak bu konuda İsrail’in beklenen bir başarı sağlayamadığı görülmüştür. Yani sahaya çıkartamadı bu etnik ve silahlı grupları. Fakat şimdi geldiğimiz noktada bir konsolidasyon sağlayabildiğini gördü. Yani 12 günlük savaştan ayrıştıran bir nokta bu.
Bir de İsrailliler, balistik füze meselesini ciddi anlamda tehdit olarak okumakta. Çünkü İranlılar, hızlı bir şekilde 12 günden sonra İsrail’i nasıl vurabileceklerini gördüler. Dolayısıyla sürekli olarak balistik füze kapasitesi yükseltme ve ön alma durumu söz konusu. Yani İran, giderek kapasiteyi yükseltiyor. Burada İsrail açısından zamana karşı bir yarış söz konusu. Çünkü iki ay sonra yapılacak bir saldırı ile şu anda gerçekleştirilecek bir saldırı arasında, İran’ın balistik füze kapasitesi bakımından önemli bir fark oluşabilir.
“Sahada, nisan ve mayıs aylarındaki askeri hareketlilik henüz yok, görünmüyor”
Şunu çok net söylemem lazım ki sahada, nisan ve mayıs aylarındaki askeri hareketlilik henüz yok, görünmüyor. CENTCOM sahasında, uçak gemilerin gelmesi ya da hazırlıklar yok. Ancak hazirandan olan bazı yığınaklar söz konusu. Bir de İsrailliler, ağustostan beri askeri tatbikatlar yapıyor bu konuda.”
“İran’a kara harekatı bambaşka bir senaryo olur, bunu mümkün görmüyorum”
Orta Doğu’daki askeri hareketliliğe ilişkin değerlendirmelerde bulunan Oral Toğa, "ABD’nin İran’a yönelik olası bir askeri müdahale ihtimalinin iddiadan daha güçlü olduğunu" söyledi. Amerikan medyasında yer alan haberlerde, ABD’nin bölgeye askeri birlik yığdığı ve bu kapsamda İran’a yönelik bir operasyon hazırlığı yaptığı iddialarının yer aldığına ilişkin soruya Toğa, "Bu ihtimal düşük değil, iddiadan daha fazla ama kesin olacak demek için de erken" ifadelerini kullandı.
“Sokakta çok sayıda sivil insan var ama açıkçası bu müdahalede sivillerin gerçekten gözetileceğini düşünmüyorum”
Toğa, olası bir müdahalenin kapsamına ilişkin ise bir kara operasyonu beklemediğini vurgulayarak, "İran’a kara harekatı bambaşka bir senaryo olur, bunu mümkün görmüyorum" dedi. "ABD’nin daha çok hava operasyonlarıyla liderlik ve kritik altyapıyı hedef alabileceğini, buna paralel olarak da karadan etnik silahlı grupların devreye sokulacağı bir organizasyon üzerinde çalışılabileceğini" belirten Toğa, "geçmişten gelen askeri yığınakların ve aralık ayından bu yana süren hazırlıkların da bu olasılığı güçlendirdiğini" ifade etti.
Toğa, sahadaki sivil varlığa rağmen Washington’un bu riski ikinci plana ittiğini savundu. ABD Başkanı Donald Trump’ın “İran halkını korumak için hareket edileceği” yönündeki açıklamalarına ilişkin Toğa, “Sokakta çok sayıda sivil insan var ama açıkçası bu müdahalede sivillerin gerçekten gözetileceğini düşünmüyorum” dedi. Toğa, “İran halkının yaşadığı temel sorunların büyük ölçüde ambargolar ve yaptırımlarla bağlantılı olduğunu” vurguladı.
“Olası bir operasyonun asıl amacının rejimi değiştirmek olur”
İran toplumunda geçmiş deneyimlerin de hafızalarda canlı olduğuna dikkati çeken Toğa, "İranlılar Musaddık dönemini hatırlatıyor. ABD’nin geçmiş müdahaleleri milliyetçi refleksleri güçlendiriyor" ifadelerini kullandı. "Olası bir operasyonun asıl amacının rejimi değiştirmek olduğunu" savunan Toğa, bu çerçevede liderlik kadrosu ve kritik altyapının hedef alınabileceğini, eş zamanlı olarak silahlı etnik grupların ve sokak protestolarının birlikte harekete geçirilmeye çalışılacağını söyledi.
Toğa, “13 Haziran’daki senaryonun benzerinin, bu kez eksik kalan isyan boyutu tamamlanarak yeniden denenmesi muhtemel” değerlendirmesinde bulunarak, havadan askeri destekle sahadaki silahlı grupların eşgüdüm içinde kullanıldığı bir senaryonun masada olabileceğini ifade etti.
İran’ın bundan sonraki tutumuna ilişkin konuşan Toğa, Tahran yönetiminin çift yönlü bir strateji izlediğini söyledi. İranlı yetkililerin müzakere masasına oturmaya hazır olduklarını açıkladıklarını, ancak aynı zamanda savaşa da hazır oldukları mesajını verdiklerini belirten Toğa, “Bu bir çelişki değil; İran uzun süredir bu senaryoya hazırlanıyor” dedi.
"İran’ın yaklaşık 7–8 aydır güvenlik ve savunma alanında kapsamlı hazırlıklar yaptı"
Toğa, "İran’ın yaklaşık 7–8 aydır güvenlik ve savunma alanında kapsamlı hazırlıklar yaptığını" vurgulayarak, "Hükümet neredeyse tamamen savaş düzenine geçmiş durumda. İç güvenlik yapılanması açısından Ulusal Savunma Konseyi kuruldu, istihbarat birimleri birleştirilmeye çalışılıyor ve yeni bir güvenlik mimarisi oluşturuluyor" ifadelerini kullandı. Bu kapsamda çok sayıda önleyici tedbir alındığını söyleyen Toğa, İran’ın hem diplomasi kanallarını açık tutmayı hem de olası bir askeri senaryoya karşı sert bir direnç göstermeyi hedeflediğini dile getirdi.
“İran, protestolar konusunda uzun süredir devam eden bir hazırlık sürecine sahip”
İran yönetiminin protestoları öngörüp öngörmediğine ilişkin soruyu yanıtlayan Oral Toğa, rejimin bu başlıkta yeni değil, uzun süredir devam eden bir hazırlık sürecine sahip olduğunu söyledi. Toğa, “Protestolar konusunda Mahsa Amini olaylarından bu yana ayrı bir hazırlık var. Ancak bugün gelinen noktada mesele protestodan öte, bir isyan hareketi olarak ele alınıyor” dedi.
Son protestolarda güvenlik yaklaşımının zamanla değiştiğini belirten Toğa, “İlk aşamada daha yumuşak bir tutum sergilendi, protestocuların anlaşıldığı söylendi. Ancak güvenlik güçlerinin öldürülmeye başlanması ve kamu binalarının hedef alınmasıyla birlikte işin rengi değişti” ifadelerini kullandı. Bu süreçte Besic Teşkilatı ve ‘mozaik savunma’ konseptinin devreye sokulduğunu aktaran Toğa, sahadaki birliklerin daha özerk hale getirildiğini, merkezden kopuk durumlarda dahi kendi bölgelerinde savunma yapabilecek şekilde yapılandırıldığını söyledi.
“Çok daha kötü bir senaryoda İran, uluslararası refleksleri devreye sokar”
Toğa, İran’a yönelik bir kara operasyonunu mümkün görmediğini vurgulayarak, “Çok daha kötü bir senaryoda İran, uluslararası refleksleri devreye sokar; Suriye sahasında olduğu gibi Afganistan, Pakistan, hatta Afrika’dan militanlar getirilebilir. Velayet-i Fakih’i korumak için bunu yapmaktan çekinmezler” değerlendirmesinde bulundu. Geçmişte Yeşil Hareket döneminde benzer yöntemlere başvurulduğunu hatırlattı.
"Olası bir askeri müdahale, İran’ın istikrarının Türkiye açısından da hayati olur"
"Olası bir askeri müdahalenin Türkiye’ye etkilerine" de değinen Toğa, "İran’ın istikrarının Türkiye açısından hayati olduğunu" belirterek, “İran’ın güvenliği ve istikrarı, Türkiye’nin istikrarını doğrudan etkiler. Enerji politikalarından bölgesel güvenliğe kadar çok yüksek bir angajmanımız var. İran’daki bir istikrarsızlık, Türkiye’nin kaynaklarını ve dikkatini yeniden bu bölgeye kaydırır” dedi.
Toğa, bu nedenle İran’daki gelişmelerin Ankara tarafından kritik ve stratejik bir başlık olarak görülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.