26 Şubat 2026 Perşembe

14:15   SEZGIN TANRıKULU’NDAN BAKAN GÜRLEK’E: "AVUKATLıK MESLEĞININ YETKI ALANıNı DARALTACAK UYGULAMALARDAN UZAK DURUN"   14:14   GENEL SAĞLıK-İŞ’TEN, PATNOS DEVLET HASTANESI’NDEKI IFTAR VE SAHUR YEMEKLERINE TEPKI   14:11   ANAYASA MAHKEMESI BAŞKANı ÖZKAYA: "BIZIM, AVRUPA İNSAN HAKLARı MAHKEMESI’NIN IHLAL KARARLARıNıN YERINE GETIRILMESINI TEMIN ETMEYE YÖNELIK YETKIMIZ YOK"   14:08   CHP’LI KıŞ’TAN, IKTIDARA TEPKI: "ADALET BAKANı DEĞIŞTI AMA ZIHNIYET DEĞIŞMEDI. ELEŞTIRIYI ‘HAKARET’ DIYEREK YARGı SOPASıNA DÖNÜŞTÜRDÜNÜZ"   10:50   TARSUS’TA "BEYAZ ALTıN" MESAISI: ATıL ARAZILER MIS KOKULU KAZANCA DÖNÜŞTÜ!   10:29   AÇLıK SıNıRı ASGARI ÜCRETI 5.888 TL GEÇTI: "PAZARDA ARTıK SADECE BAKıYORUZ!"   10:27   MADENLERDE "ÖZELLEŞTIRME" KıSKACı: İŞÇININ CANı PATRONUN İKI DUDAĞı ARASıNDA!   10:25   8 MART ÖNCESI KORKUTAN TABLO: "KADıN YOKSULLUĞU HIÇ BU KADAR DERINLEŞMEMIŞTI!"   10:23   MERSIN’DE SıNAV KAZANDıRAN HAMLE: 21 ŞUBEDE 76 DEV DENEME SıNAVı BAŞLADı!   08:57    KOOPERATIF MAĞDURLARıNA MÜJDE: TAPUYU ALANA YENI BORÇ ÇıKARıLAMAYACAK!   06:31   ÖZGÜR ÖZEL’DEN GALATASARAY’A GURUR DOLU MESAJ: "BÜYÜK BIR ZAFER!"   22:59   TÜRKIYE BU SONUCU KONUŞUYOR: YEREL YÖNETIMLERIN ZIRVESINDEKI İSIM BELLI OLDU!   22:05   AKDENIZ’DE TEMIZLIK SEFERBERLIĞI: HER GÜN 400 TON ATıK BERTARAF EDILIYOR!   21:03   MERSINLI İŞ İNSANı COŞKUN DOĞMUŞ’TAN ŞEHIT PILOT İÇIN TAZIYE MESAJı   21:01   YENIŞEHIR’IN "EĞITIM DEVRIMI" KARADENIZ’E SıÇRADı! "TOKAT YEMIŞ GIBI OLDUM"   15:51   ÖZGÜR ÖZEL, TUTUKLU GAZETECI ALICAN ULUDAĞ’ı ZIYARET ETTI: "CEZA ALSA BILE YATARı OLMAYAN BIR SUÇTAN IÇERIDE TUTULMASı SIYASILERIN ONA KESTIĞI BIR CEZADıR"   15:49   HAYKO CEPKIN 6 MART’TA SAHNE ALACAĞı “JEKYLL & HYDE” MÜZIKALINE ILIŞKIN KONUŞTU: “UYANDıRıR BENCE SANAT”   15:48   CUMHURBAŞKANı ERDOĞAN’DAN "STATÜ" YANıTı: "İMRALı ŞU ANDA GEREKLI OLDUĞU ŞEKLIYLE ADALET BAKANLıĞı TARAFıNDAN IŞLETILIYOR"   15:47   ADALET BAKANı AKıN GÜRLEK, TBMM’DE SORULARı YANıTLADı: "ÇOCUK KAVRAMıNı TARTıŞMAYA AÇMAMıZ LAZıM"   12:30   AKDENIZ BARO BAŞKANLARıNDAN ADANA BAM’A ’GECIKEN ADALET’ ÇıKARTMASı  
 
     
   

Anayasa Mahkemesi Başkanı Özkaya: "Bizim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ihlal kararlarının yerine getirilmesini temin etmeye yönelik yetkimiz yok"


Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkındaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) verdiği hak ihlaline ilişkin "Anayasa Mahkemesi olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vermiş olduğu ihlal kararlarının gereğinin yerine getirilmemesi üzerine yapılan başvurularda işin esasını inceliyoruz ve ihlal kararının niteliğine de bakarak eğer gerçekten ihlal kararının gereğinin yerine getirilmediğini tespit ediyorsak ihlal kararı veriyoruz. Bizim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ihlal kararlarının yerine getirilmesini temin etmeye yönelik yetkimiz yok" dedi. Anayasa’yı nihai yorumlama yetkisinin Anayasa Mahkemesi’ne ait olduğunu vurgularak, "Dolayısıyla bireysel başvuruya konu kararda önceki yargı yerlerince yapılmış olan anayasal yorumların Anayasa Mahkemesi’nin yorumu ile çelişmesi halinde Anayasa Mahkemesi’nin yorumu geçerli olacaktır" dedi.

 

Tarih : 26 Şubat 2026 Perşembe 14:11   Okunma : 376

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Gölbaşı'nda bulunan Vilayetler Evi'nde basın mensuplarıyla iftarda bir araya geldi. Özkaya, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Kadir Özkaya'ya, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporu bağlamında Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanması, mevcut mekanizmalardaki olası eksikliklere ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

"Sorunuzun bir kısmı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkisi kapsamında kaldığından bu hususta değerlendirmede bulunmam mümkün değil. Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığına ilişkin sorunuzla ilgili olarak Anayasa'nın 153. maddesi açık. Aynı şekilde AİHM kararları yönünden de Ceza Muhakemesi Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun hükümleri açık. 

"83 kararın dışındaki çok sayıda ihlal kararının gerekleri yerine getirildi"

Kanaatimce ortada sistemsel bir sorun yok. Esasen icra süreci henüz tamamlanmayan 83 kararın dışındaki çok sayıda ihlal kararının gereklerinin yerine getirilmiş olması, söz konusu 83 kararın da çok az bir kısmı dışındakilerin sürecinin devam ediyor olması, bir kısmının da teknik sebeplerle henüz yerine getirilememiş olması aslında sistemsel olarak ortada çok da büyük bir problem olmadığını gösteriyor. Bu noktada belki yorum farklılıkları devreye girebiliyor. İfade ettiğim gibi bence kurallar bağlamında herhangi bir sorun yok.

Anayasa'nın 153. maddesine ilişkin ise şöyle bir değerlendirmede bulunabiliriz: Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararların hangilerinin yerine getirilip hangilerinin yerine getirilemeyeceğine ilişkin Anayasa’da bir ayrım söz konusu değil. 153. madde bireysel başvurunun hukuk sistemimize girdiği tarihten önce yürürlüğe girmiştir, yani bireysel başvurunun kabulü tarihinde bu kural yürürlükteydi. Anayasa koyucu bireysel başvuru için özel bir hüküm getirmediğine göre kararların yerine getirilmesi noktasında 153. madde bireysel başvuruyu da kapsamaktadır diyebiliriz.

Burada üzerinde durmamız gereken başka bir husus da bireysel başvuruyu Türk hukuk sistemine kazandıran anayasa değişikliğinin gerekçesidir. Yargı düzeni içerisinde nihai hâle gelmiş yani kesin hüküm hâline gelmiş kararlar bireysel başvuruya konu edilebilir. Bireysel başvuru, Anayasa’nın teminat altına aldığı aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin de koruma altına aldığı bir hakkın bu karar nedeniyle ihlal edildiği düşünülüyorsa ihlalin ortadan kaldırılması için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruya imkân sağlayan bir yoldur. Burada dikkat etmemiz gereken husus yalnızca kesinleşmiş ve başvuru yolları tüketilmiş kararlara karşı bireysel başvuru yapılabileceğidir. Diğer tarafta ise Anayasa’nın ilgili maddelerinde hem Danıştay'ın hem de Yargıtayın kendi yargı düzenleri içerisinde nihai karar mercii olduğu düzenleniyor. Anayasa Mahkemesi ise yalnızca bu nihai kararın Anayasa’ya temas ettiği kısmıyla ilgili değerlendirme yapmaktadır. Öbür tarafta yine kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin bireysel başvuru kapsamında inceleme yapılamayacağı düzenleniyor. Farklılaşma burada ortaya çıkıyor.

Yani bir taraftan kendi hukuk düzeni içerisindeki kesinleşmiş nihai kararlar bireysel başvuruya konu edilebilir derken öbür taraftan Yargıtay ve Danıştayın kararları kesindir deniliyor. Bununla birlikte yalnızca temel haklara ilişkin olan kesinleşmiş kararlara karşı bireysel başvuruda bulunulmasına imkân tanınıyor. Bu noktada yorumu bir bütünsellik içinde yapmadığımız takdirde sorun çıkabilir. Bana göre, bireysel başvuruda düzenleme yapılacaksa kanun yolunda incelenmesi gereken hususlar kavramının biraz daha netleştirilmesi amacıyla anayasal anlamda bir düzenleme yapılabilir.

Öte yandan, şayet burada 'Anayasa Mahkemesi yetkisini aşıyor, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapıyor.' yaklaşımından hareket edecek olursak istatistikler bize durumun aslında böyle olmadığını açık bir şekilde gösteriyor. Son beş yılda yaklaşık 55 bin başvurunun, 2025 yılında ise 9 bin 100 başvurunun kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu gerekçesiyle kabul edilemezliğine hükmedildiği göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa Mahkemesi'nin kanun yolunda incelenecek hususlara ilişkin binlerce başvuruyu kanun yolu şikâyeti olduğu gerekçesiyle esastan incelemediği anlaşılıyor. Yani Anayasa Mahkemesi kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvuruları ayırıyor.

"Tüm idari birimler ve yargı organları kararlarında Anayasa’yı gözetmek durumundadır"

Peki, kanun yolu şikâyeti ile bireysel başvuru arasındaki sınır ne, bunu nasıl anlayacağız? Bu çok teknik bir husus, bunu çok genel ve özet olarak şöyle söyleyebilirim: Anayasa Mahkemesi'ne şikâyet edilen karara konu olan husus, Anayasa’da teminat altına alınmış olan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde de ortak koruma alanında bulunan bir hakka temas ediyorsa yani anayasal bir temas varsa bu konu bireysel başvuru kapsamında incelenebilir. Başka bir deyişle kararda anayasal bir sorun varsa ve bu anayasal sorun temel haklara ilişkinse Anayasa Mahkemesi bu dosyaları bireysel başvuru yoluyla inceleyebilir. Bunun da temyiz incelemesi olarak nitelendirilmemesi gerekir.

Tüm idari birimler ve yargı organları kararlarında Anayasa’yı gözetmek durumundadır. Bu, hem yetkileri hem de görevleri kapsamındadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Anayasa’yı nihai yorumlama yetkisi yani Anayasa’nın ilgili maddesinin ne anlama geldiğini söyleme yetkisi nihai olarak Anayasa Mahkemesine aittir. Dolayısıyla bireysel başvuruya konu kararda önceki yargı yerlerince yapılmış olan anayasal yorumların Anayasa Mahkemesi'nin yorumu ile çelişmesi hâlinde Anayasa Mahkemesi'nin yorumu geçerli olacaktır."

"HDP davasında teknik anlamda dosyada sona gelindiğini söyleyebiliriz"

AYM Başkanı Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında açılan kapatma davasıyla ilgili henüz bir karar vermedi. Davayla ilgili son durum nedir" sorusunu ise şöyle yanıtladı:

"Çok kapsamlı bir dava. İddianamede ileri sürülen hususların incelenmesi ve araştırılması çok zaman alacak bir boyuttaydı. Baştan itibaren dosyada 4 raportör görevlendirdik. Bugüne kadar Anayasa Mahkemesine çok sayıda kapatma davası açılmış olmasına rağmen HDP kapatma davasının niteliğinde bir başka dava yok. 520 kişinin eylemi kapatma davasına gerekçe olarak gösteriliyor. Bunların 451’i hakkında yasaklılık kararı isteniyor. 520 kişi hakkında 4 bin eylemden bahsediyoruz. Bu eylemlerin tamamı soruşturma ve kovuşturma konusu olmuş. Bu da yaklaşık 3 bin davaya tekabül ediyor. 840 sayfa iddianame, ekinde 60 klasör ve bu klasörlerin içinde yaklaşık 200 GB dijital materyal bulunan bir davadan söz ediyoruz.

Ayrıca parti tüzel kişiliğinden ayrı olarak yasaklılık istenen 520 kişiye bireysel savunma imkânı tanındı. Bunların hepsine tebligat yapıldı. Kimisi yurt içinde kimisi yurt dışında. Bu ceza davaları her ne kadar bağlayıcı olmasa ve delil değerlendirme yetkisi Anayasa Mahkemesi'nde olsa da soruşturma ve kovuşturma aşamaları Anayasa Mahkemesi tarafından takip edildi ve süreç bugünkü aşamaya geldi. Teknik anlamda dosyada sona gelindiğini söyleyebiliriz, yani tamamlanma sürecine yaklaşılmış durumda. Bir başka ifadeyle Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemesine başlanmasına gelme durumunda. Çok uzun zaman almadan değerlendirme yapılabilecektir."

Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin suç duyurusu: "AYM tarafından herhangi bir sözlü ya da fiili eylemde bulunulmadı"

"Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusu bulunmasıyla ilgili son durum nedir" sorusuna, Özkaya, "Anayasa Mahkemesi tarafından herhangi bir sözlü ya da fiili eylemde bulunulmadı. Süreç de zaten devam etmedi. Yani sadece o kararın alınmasıyla kaldı, sonrasında başka bir gelişme olmadı. Anayasa Mahkemesi de bu konuda bir tutum içerisine girmedi" yanıtını verdi.

Özkaya'ya "Can Atalay" kararı hatırlatıldı

Kadir Özkaya, "Anayasa Mahkemesi kararı dikkate alındığında Can Atalay sizce şu an milletvekili midir, değil midir" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Anayasa Mahkemesi'nin Can Atalay ile ilgili vermiş olduğu 3 kararı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi üyesi olarak bahse konu kararlarda yargısal görüşümüzü ifade ettik. Can Atalay'ın milletvekili olarak yargılanmasının özel usule tabi olduğunun ve Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa'nın 14 ve 83. maddeleri yorumu çerçevesinde milletvekili sıfatı devam ettiği sürece yargılamanın durması gerektiğinin ifade edildiği iki kararın altında imzam var. Oradaki yargısal görüşüm bu. Üçüncü karar ise karar verilmesine yer olmadığına şeklindeydi. Ben orada teknik sebeplerle Anayasa'nın 84 ve 85. maddelerindeki hükümleri gözeterek Anayasa Mahkemesi'nin işin esasını inceleyemeyeceğini, karar verilmesine yer olmadığına şeklindeki kararın da aslında işin esasına ilişkin bir karar olduğunu değerlendirdiğim için karşı oy kullandım. Ama Mahkememiz çoğunluğu önceki verilen iki ihlal kararını da gözeterek farklı yorumladı. Esasa girerek karar verilmesine yer olmadığı yönünde bir karar tesis etti."

AİHM'in "Selahattin Demirtaş" kararı...

Başkan Özkaya, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Selahattin Demirtaş'la ilgili ihlal kararı" sorusuna da şöyle yanıtladı:

"Anayasa Mahkemesi olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin vermiş olduğu ihlal kararlarının gereğinin yerine getirilmemesi üzerine yapılan başvurularda işin esasını inceliyoruz ve ihlal kararının niteliğine de bakarak eğer gerçekten ihlal kararının gereğinin yerine getirilmediğini tespit ediyorsak ihlal kararı veriyoruz. Bizim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ihlal kararlarının yerine getirilmesini temin etmeye yönelik yetkimiz yok. Dolayısıyla bu konudaki değerlendirmelerimiz de farklı yorumlanabiliyor. O nedenle bu tür konularda kararlarımızla değerlendirme yapmanın daha doğru olacağını düşünüyorum."
 
"Yakın zamanda bir kez daha değerlendireceğiz"

AYM Başkanı Özkaya, Anayasa Mahkemesi'nin geçmişte kullandığı yürürlüğü durdurma yetkisinin yeni dönemde yeniden kullanıp kullanmayacağına ilişkin soru üzerine şunları söyledi:

"Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının yazımı ve Resmi Gazete’de yayımlanması, yazım süreçlerinde yaptığımız değişiklikler doğrultusunda özellikle son 10 yılda önemli ölçüde kısalmıştır. Hatırladığım kadarıyla bugüne kadar, çok kapsamlı olan 703 sayılı KHK'ya ilişkin karar dışında, verildiği tarih ile Resmi Gazete'de yayımlandığı tarih arasında 11 ayı aşan bir karar bulunmamaktadır. Bu 11 ay yanlış anlaşılmasın. Bu kadar uzayan çok fazla kararımız yoktur. Yürürlüğün durdurulması meselesi ise anayasa yargısında öteden beri tartışılan bir konudur.

Anayasa’da ve ilgili kanunlarda Anayasa Mahkemesine bu konuda açıkça verilmiş bir yetki bulunmamaktadır. Buna rağmen Anayasa Mahkemesi, 'Çoğun içinde az da vardır' anlayışıyla geçmişte içtihat yoluyla yürürlüğün durdurulması müessesesini kullanmıştır ve zaman zaman bu yola başvurmuştur.

2014 yılından itibaren ise yürürlüğün durdurulması kararı verilmemiştir. Ancak bu durum, yürürlüğün durdurulması müessesesinin tamamen terk edildiği anlamına gelmemektedir. Anayasa Mahkemesi bu müessesenin varlığını sürdürmekte, gerekli görülmesi hâlinde kullanılmak üzere muhafaza etmektedir. Karar sürelerinin önemli ölçüde kısalmış olması da bu konuda ihtiyatlı bir yaklaşım benimsenmesinde etkili olmaktadır. Nitekim bazı kararlarımız 4 ay içerisinde Resmi Gazete’de yayımlanabilmektedir. İtiraz yoluyla gelen başvurular bakımından ise büyük ölçüde 5 aylık anayasal süreye uygun hareket edilmektedir. Bu konuda dile getirilen eleştiriler bizim için kıymetlidir. Heyet olarak yürürlüğün durdurulması müessesesini daha önce gözden geçirdik, yakın zamanda bir kez daha değerlendireceğiz."

"2026 yılının Eylül ayı itibarıyla yapay zekayı hayata geçirmeyi hedefliyoruz"

Kadir Özkaya, "Yüksek Mahkeme'nin yapay zekâyı hangi alanlarda kullanacaksınız ve yapay zekâya geçiş için bir tarih verebilir misiniz" sorusunu da şöyle yanıtladı: 

"2026 yılının Eylül ayı itibarıyla yapay zekayı hayata geçirmeyi hedefliyoruz. İlk aşamada bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi noktasında yapay zekadan yararlanmayı planlıyoruz. Burada şu hususa dikkat çekmek isterim, yapay zekanın çalışmalarına ve bu çalışmalara bağlı olarak ortaya çıkan ürüne hukuki bir değer atfetmeyeceğiz. Yani yapay zeka, raportörlerimize hazırlık çalışması niteliğinde katkılar sağlayacak. Yapay zekanın üreteceği ürün raportörler tarafından mutlaka kontrol edilecek, bu çıktıların doğruluğu test edilecek ve gerekli kontrollerin ardından o çalışmalardan istifade edilecek.

İkinci aşama olarak ise dosyaların kategorize edilmesinde, dosyaların değerlendirme safhasının öncesinde yapay zekadan yararlanmayı hedefliyoruz. Bu noktada yapay zeka, Anayasa Mahkemesi'nin benzer konularda daha önce verdiği kararlardan hareketle dosyalara ilişkin önerilerde bulunabilecek. Bu süreç de aynı şekilde kontrolden geçtikten, denendikten ve hata oranı çok düşük olduğu tespit edildikten sonra uygulamaya girecek. Bütün bu uygulamalar dosyaların ilk inceleme aşamasında devrede olacak, dosyanın esasının inceleme aşamasında yani dosyada ihlal var mı yok mu gibi hukuki değerlendirme gerektiren durumlarda yapay zekanın devrede olması gibi bir husus şu an itibarıyla elbette söz konusu olmayacak.

Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kapsamındaki kararlarının büyük çoğunluğunu kabul edilemezlik kararları oluşturuyor. Yani kabul edilemezlik kararı ile sonuçlanan binlerce dosya, daha işin esasına girmeden karara bağlanıyor. Çok yüksek orandaki bu dosyalar, belli başlı bazı kriterleri taşımadığı için kabul edilemez bulunuyor. Hukuki değerlendirme gerektirmeyen yani objektif unsurlar içeren kriterlerin değerlendirilmesi noktasında yapay zeka bize katkı sağlayabilir diye düşüyoruz." 

Paylaş :
Etiketler :  

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!

  GÜNCEL HABERLER

 
  FLAŞ HABER
   
 
  EN ÇOK OKUNANLAR
  • Bu Ay
  • Bu Hafta
  • Dün
  • Bugün
 
 


  SOSYAL MEDYA


  GAZETELER
 
 

 







mersinerji.com
ANKA Haber Ajansı
Abonesidir

 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE HABER ARŞİVİ GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinerji.com © Copyright 2017-2026 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA