CHP Grup Başkanı Özgür Özel, BirGün gazetesine verdiği röportajda Türk siyasetinde taşları yerinden oynatacak açıklamalarda bulundu. Parti içindeki güç mücadelelerinden iktidarın hamlelerine kadar birçok konuda sert eleştiriler yönelten Özel, 24 Mayıs tarihini bir "milat" olarak ilan etti. "Mücadele bir mevzi mücadelesi değil, bir cephe mücadelesidir" diyen Özel, tüm demokratik kitle örgütlerini ve sivil toplumu milletin safında durmaya çağırdı.
"İlk Kez CHP Genel Merkezi Polis Zoruyla Tarumar Edildi"
Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi boyunca pek çok darbe gördüğünü ve 12 Eylül döneminde kapatıldığını hatırlatan Özgür Özel, bugün yaşanan sürecin çok daha farklı ve tehlikeli bir boyutta olduğunu vurguladı.
İktidar partisinin kamu yetkilerini kendi menfaatleri doğrultusunda kötüye kullandığını ve anayasal düzeni ihlal eden bir kuşatma gerçekleştirdiğini belirten Özel, şu ifadeleri kullandı:
"Artık bir daha seçim kazanamayacağını gören iktidar partisi milleti adaysız, partisiz, seçeneksiz bırakmak istemektedir. Bunun için milletimizin huzurunu ve refahını feda etmekten çekinmeyen bir sivil darbeye kalkışılmıştır ve bu darbe sürdürülmektedir. Tarihimizde ilk kez başımıza mahkeme tarafından bir kayyum atanmış, ilk kez seçilmiş kadrolarımız mahkemece görevden alınmış ve ilk kez Genel Merkezimiz polis zoruyla tarumar edilmiştir."
"Mutlak Butlan - Mutlak Sultan İttifakı"
Yaşanan krizin yalnızca CHP’nin bir iç meselesi olarak görülmesinin büyük bir hata olacağını savunan Özel, meselenin artık "milleti istemediği bir iktidar ile 86 milyon arasında" olduğunu söyledi. Bir yanda "seçilmiş CHP", diğer yanda ise "atanmış CHP" olduğunu ifade eden Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik şu suçlamalarda bulundu:
"Erdoğan, CHP’nin başına bir butlan yönetimi atamıştır. Bir yanda ‘kazanan CHP’ diğer yanda, ‘kaybeden CHP’ vardır. Erdoğan 13 yıl boyunca yendiği yönetimi, tekrar karşısında istemektedir. O yüzden karşiveness yeni ittifak ‘mutlak butlan-mutlak sultan ittifakı’dır. AK Parti yargı kollarının aylardır yaptığı saldırıların nedeni partimizi AK Parti butlan kollarına yönettirmek içindir."
"Biz Müesses Nizamın Değil, Milletin Safındayız"
Türkiye'de yıllardır aktörlerin ve siyasetçilerin müesses nizam tarafından dayatıldığı bir sistem kurgulandığını belirten Özgür Özel, bugünün "müesses nizamını" direkt olarak "AK Parti’nin kara düzeni" olarak nitelendirdi.
Müesses nizamın çıkarları ile milletin çıkarlarının tamamen ters düştüğünü söyleyen Özel, "Biz 100 yıl önce olduğu gibi bugün de müesses nizamın değil, milletin safında duran kadrolarız. Bu yürüyüşte atılan adımlar çatılar, binalar, koltuklar için değil; özgür, bağımsız, adil ve demokratik Türkiye için atılmaktadır. Aslolan mücadele ruhudur" dedi.
"CHP Bu Kara Düzenin Payandalarından Arınacak"
Parti içine ve delegelere de çok net mesajlar gönderen Özgür Özel, statükoya destek verenlerin bu harekette yerinin olmadığını belirtti. Yenilgi psikolojisini kabul etmeyeceklerini vurgulayan Özel, sert tonunu şu sözlerle sürdürdü:
"Müesses nizama işbirlikçi olanlara, kara düzenin sesi olanlara, milletimizin, partimizin, delegelerimizin vermediği görevi başka yerde arayanlara bu yürüyüşte yer yoktur. CHP arınacaksa bu kara düzene payanda olanlardan arınacak. ‘Kazanan CHP’, ‘kaybeden CHP’yi isteyenlerden arınacak. Çünkü artık kimse bizi yenilgiye alıştıramayacak. Ya müesses nizamın paslı zincirleri bu milleti saracak ya da milletimiz zincirleri kırıp yoluna devam edecek. Mesele budur."
"24 Mayıs Bir Milattır: Herkesi Milletin Yanında Durmaya Çağırıyorum"
CHP Genel Merkezi'ne polis zoruyla girildiği 24 Mayıs tarihinin Türkiye siyasi tarihi için geri dönülemez bir kırılma noktası olduğunu ifade eden Özel, bu tarihten sonra safını netleştirmeyenleri eleştirdi.
Önümüzdeki ilk seçimin "otokratlar ile demokratlar" arasında geçeceğini belirten Özgür Özel, tarihi çağrısını şu sözlerle tamamladı:
"O tarihten öncesi ve sonrası vardır. O tarihten sonra seçilmiş iradenin, demokrasi ve adaletin yanında olanlar amasız ve fakatsız bizim yanımızdadır. Hedef sadece CHP değildir. Tüm demokratik sistemimiz tehlikededir. O yüzden mücadele bir mevzi mücadelesi değil, bir cephe mücadelesi olmalıdır. Demokrasiye ve adalete inanan herkesi; sendikaları, meslek örgütlerini, sivil toplumu, kurumları ve tüm siyasi partileri CHP’nin yanında durmaya değil milletin yanında durmaya, kendi varlıklarına sahip çıkmaya çağırıyorum."