EMPERYALİZME KARŞI TÜRK BAKIŞ
Yurtseverlik varsa devletler, milletler vardır. Çünkü devleti ve milleti oluşturacak anlayışın gereği budur. Ancak her millette yurtseverlik anlayışı aynı değildir. Günümüz toplumlarının devlet anlayışı halkın cebine giren parayla ölçülmektedir. Benim karnımı kim doyurur, kim maaşımı verirse benim için önemli olan bu anlayışı hakimdir. Yahudilerde devlet istenci dini olarak engeldir. O yüzden Netenyahu’ya İsrail halkı karşı çıkmaktadır. Yahudilikte yurt ve yurttaşlık bilinci Tevrat’a göre tanımlanmıştır. Yurt bir toprak parçası olarak değil vadedişmiş topraklar olarak (Eretz İsrael) ve siyon inancına dayanır. Dünyanın ekonomi kontrolünü elinde bulunduran Yahudiler işte bu nedenle İsrail’de küçük bir kara parçası ve yedi sekiz milyon nüfusuyla bir devlet değildir. Bütün dünyayı ekonomik olarak kontrol eden bir ağ ahtapotun kolları gibi sarmalamaktadır. Bir de şeriatla yönetilen toplumlar vardır ki bu toplumlar da yurt, devlet, bayrak, sınır, millet kavramı yoktur. Ümmet kavramı ve bilinci ulus devletleri reddetmektedir. Onlara göre ümmet tüm İslam ülkelerinde yaşayan insanların tamamıdır. Bu anlayış hem Siyonizm’e hem de emperyalizme hizmet etmektedir. Orta çağı yaşayan demokrasiden uzak şeyhlerin Şıhların yönettiği bu devletler her zaman emperyalizmin maşası olmuşlardır.
Amerikan emperyalizminin yirmi beş ülkenin sınırlarını değiştirecek BOP projesi Irak’ta, Libya’da, Suriye’de sorunsuz günümüze kadar geldi. Arap topraklarında istediği gibi hareket eden Amerikan emperyalizmi ve İsrail Siyonizm mi sıra İran’a gelince durum değişti. Çünkü İran bir Türk devletidir. Türklerle savaşmanın kolay olmadığını hem İsrail hem de Amerika hatırlamış oldular. Çanakkale ve Ulusal Kurtuluş savaşı yenilgisini yeniden hatırlamış oldular. Çünkü dün Çanakkale neyse bugün Hürmüz odur. Bu gün İran topraklarında yaşamakta olan halk Türk’tür. İran toprakları Türk topraklarıdır. Selçuklu devletine başkentlik yapmış olan Nişabur, Rey, İsfahan İran topraklarındadır. Yaklaşık bin yıla yakın Gazneliler, Selçuklular, Afşarlar, Akkoyunlular, Karakoyunlular ve kaçarlar bu toprakları yurt edinmişlerdir. Türk milleti nerede olursa olsun yurdunu canı pahasına savunur. O nedenle emperyalizmin yenemediği tek millet Türk milletidir. Amerika Irak’a, Suriye’ye, Libya’ya saldırdığında o toprakları darmadağın etti ve halkları yurt savunması yerine savaş mağduru olarak kaçtılar. Bu edilgen milletler o nedenle üzerinde özgürce yaşayacakları topraklarını Siyonizm’in kirli emellerine terk ettiler. İran’daki iç karışıklığı fırsat bilen Amerika ve İsrail muhaliflere özellikle Kürtlere silahlı destek vererek kendi yanlarına çekmek istediler. Ancak unuttukları bir şey vardı. Türkler yurt savunması söz konusu olduğunda birlik olur ve yurdunu düşmana karşı savunur. Kürtlerde bu oyuna gelmediler. Bu coğrafyada yüzlerce yıl birlikte yaşayan halkların arasına nifak sokarak iç cepheyi zayıflatmak isteyen Amerika ve İsrail başarılı olamadılar.
Çünkü Türkler kızılca günlerde bir sin sin ateşi yakar ve bu ateş etrafında yurt savunmasıyla ilgili çok önemli kararlar alırlar. Bu Türklerin genetik kodlarında gizli bir töredir. Bu gün orta doğudaki devletlerde demokrasi yoktur. Arapların yaşadığı bu ülkelerde şeyhler, krallar ortaçağ gelenekleriyle, yasaklarla, günahlarla, cennet vaadiyle yönetmeye devam etmektedir. Orta doğudaki tüm devletlerin yöneticileri iktidarda kalmak adına emperyalizmin her türlü taleplerine onay vermişlerdir. Bir aşiretin yönettiği Kuzey Irakta da durum farklı değildir. Suriye’de eli kanlı bir teröriste geçici olarak görev verilmiştir. Suriye için paylaşımın ileri tarihe ertelenmesi İran’daki başarıya bağlı idi. İran’da istedikleri kukla yönetimi iş başına getirip parçaladıktan sonra Irak, Suriye, İran ve Türkiye de yaşamakta olan Kürtlere bir devlet bahşedilecekti. Ancak ne bölge halkı ne de Kürtler bu oyuna gelmediler. Sınırları cetvelle çizilen emperyalizmin destekçisi kukla devletçiklerin sonu başka türlü olamazdı. O nedenle Müslüman ülkelerde emperyalizme karşı birlik yoktur.
Amerikan emperyalizmini ve İsrail Siyonizm’ini maceraya sürükleyen İran’daki iç karışıklıklardı. İran da muhaliflere özellikle Suriye’deki ve Kuzey Iraktaki PKK, PYD, YPG ve PEJAK gibi Kürt terör örgütlerine yıllarca silah veren ve destekleyen Amerika bu silahlı güçleri İran’a kaydırarak Molla rejimini yıkmak ve kukla bir yönetimi iş başına getirmek istemişti. Amerika Afganistan gibi bir batağın içine çekildiğini henüz anlayamadı. Enerji krizi yaşayan kalkınmış ülkeleri de yanına alacağını ve onların desteği ile Hürmüz boğazını kontrol etmek isteyen Amerika istediği desteği bulamamıştır. İspanya dışındaki tüm devletler bu duruma sessiz kalarak tepkilerini göstermişlerdir. İran’ın demografik yapısı birçok yerde bilinçli olarak yanlış verilmektedir. Özellikle Türkler bir birinden farklıymış gibi gösterilmektedir. Azeri diye bir Türk ırkı yoktur, Azerbaycan bir yurt adıdır. İran’da Kaşkay Türkleri, Oğuz Türkleri Azeri Türkleri bir birinden farklıymış gibi göstererek Türk birliğini bozmaya çalışan üst akıl bu konuda yanılmaktadır. Orta doğudaki miskin Arap ülkeleri her zaman emperyalizmin yanında olmuştur. Irakta Saddam yönetimi yıkılırken, Libya’da Kaddafi yıkılırken, Suriye de Esat rejimi yıkılırken hep emperyalizmin yanında duran sözde bu Müslüman ülkelerde milyonlarca insanın kanına girilmiştir. Nerede olursa olsun Türk’ün yurdu işgal edilemez şiarı Mustafa kemal Atatürk tarafından emperyalizmin kafasına çivi gibi çakılmıştır. Salim DOĞAN 13.04.2026