KİM NE BİLİYOR
Yüce Türk milletinin istikbali ile ilgili olarak uzun vadeli bir program uygulama aşamasında. Bu programın kimler tarafından ve hangi amaçla hazırlandığı biliniyor olsa da içeriği hakkında net bir şey söylenemiyor. Dünyanın özeti ve tek başına bir kıta özelliğini taşıyan Türkiye toprakları bizim. Birçok yazımda Türkiye topraklarına Anadolu diye betimlemiştim. Ancak bu kavramın anlam bakımından oldukça karmaşık bir ifade taşıdığını anladım. Bu kavramın arka planında bu günlerde kullanılacak olan birçok belirtiyi göreceğiz. Anadolu kavramı oldukça kapsayıcı ve içerisinde birçok etnik kimliği barındırmaktadır. Türkiye bir ulus devlet olarak homojen tek milleti ifade etmektedir. Birlikten beraberlikten yana anlam içermektedir. Anadolu kavramı içerisinde gizlenmiş etnik yapılar barındırmaktadır. Ayrışmayı ve bölünmeyi içermektedir. İşte bu etnik yapılar emperyalist toplum mühendisleri tarafından tarihi çarpıtarak aşiret toplumlarını milletleştirmek istemektedir.
Biz Türkler Türkiye topraklarını 1071 de Bizans’tan yeniden kazandık. Bu topraklarda Hristiyan halklar vardı. Büyük Komutan Alp Aslanın kapıları açmasıyla birlikte belli zamanlarda kuzeyden, doğudan ve güneyden birçok halk Türkiye topraklarını yurt olarak seçti ve yerleşti. Türk milletinin bir parçası olan halklar zaman içerisinde birbiriyle kaynaştı et tırnak oldu. Yakın tarihimize kadar Türk milletinin bir parçası durumuna gelen halkalar bu topraklarda huzur ve güven içerisinde yaşamlarını devam ettiriyorken dışardan bir el bu huzur ve kardeşlik ortamını bozmak istedi.
Emperyalizmin bu topraklarda öteden beri gözü vardır. Peki, kimler bunlar? Haçlı seferlerini düzenleyenler mi, Çanakkale’ye gelen İngilizler ‘mi, Fransızlar ‘mı, Avusturyalılar mı, İtalyanlar ‘mı? Bence hepsi vardı. Onlar savaşarak Türkleri yenemeyeceklerini anlayınca Türkiye’yi içten çökertmek için planlar yapıyorlardı. Bunu için içimizdeki etnik kimliklere yeni bir statü kazandırmak için planlar yaptılar. Yıllarca içimize soktukları misyonerler aracılığı ile her şeyimizi öğrendiler yani bu misyonerler sivil kozmik odamıza girmişlerdi. İngilizlerin Türkiye’deki tarikatlar bizim ileri karakollarımız söylemi boşuna söylenmiş bir söz değildir. Tarikat felsefesinde Millet, ulus, yurt, bayrak kavramı yoktur. Bu emperyalizmin eline geçen çok güçlü bir silahtır.
Bu gün Türkiye’de bütün kurumların içerisine yerleşmiş olan tarikatlar ve indüklenmiş etnik kimlikler Türkiye cumhuriyetine ve Türk milletine karşı emperyalizm adına bir savaş başlatmış durumdadır. Birde içimizdeki etnik kimliklere alfabe uydurup yeni bir tarih yazarak Siyonizm’e GOYİM tabiatlı “Yüdaik - kürdo” bir halkı kalkan yapmaya çalışmaktadır. Türkiye Cumhuriyetine yurttaşlık bağı ile bağlı olan her birey yasalar önünde eşittir. Hiç kimse etnik kimliği yüzünden bir farklı bir uygulama görmemiştir. Ancak yerel bazı olumsuzluklar yaşanmış olabilir. Bu durumu genellemek doğru değildir. Türkiye’de etnik kimliklere kapalı olan farklı bir uygulama yapılmamaktadır.
Terörsüz Türkiye herkesin talebidir. Hiç kimse aksini iddia etmemektedir. Ancak bu konuda asıl niyet konusunda konuşmamaktadır. Puslu bir havada derin bir suskunluk vardır. ADETA KURTLARLA DANS EDİLMEKTEDİR. Bu gizemli projenin gerçekleşmesi İran’ın Amerika ve İsrail’e yenilmesiyle gerçekleşecekti. Bunun imkansız olduğu anlaşıldı. Amerika Büyük Ortadoğu Projesini Türkiye’ye dayatmaktadır. Bu duruma anayasa engel gibi gösterilerek yeni bir anayasa yapmak istenmektedir. Bu anayasa değişikliğini Amerika mı istemektedir yoksa Türk milletinin böyle bir talebi mi vardır. İşin garip tarafı onlarca tanıdığım Kürt arkadaşlarımın böyle bir proje hakkında ne talebi var ne de bilgisi var ne de istemi var.
Türkiye’de yaşayan yurttaşlar arasında gerçek anlamda bir sorun yoktur. Tüm etnik kimliğe sahip insanlarımız yurttaşlık bilinci içerisinde hareket etmektedir. Amerikan emperyalizminden destek alan terör örgütü ve yandaşlarının talepleri birlikten yana değildir. Onlar Türkiye’yi Amerika ve İsrail’in isteği doğrultuda bölmek ve yönetmek istemektedir. Amerika İran’da aradığını bulamamıştır. Bu coğrafyada tutunamayacağının farkına varmıştır. İsrail’in varlığı bu coğrafyanın metabolizmasına uymamaktadır ve geleceği de yoktur. Türkiye topraklarında yaşayan her bireyin yurttaşlık bilinci içerisinde hareket etmesi dileğiyle… Salim Doğan