Okunma : 90
Tarih : 22.01.2026
E-Mail : mehmed.ok33@gmail.com
Mehmet OK
Orta Doğuda Haritalar Yeniden Çiziliyor, Haritaların İçinde Hayat Çöküyor….
Harita Yerinde Duruyor, Ortadoğu Çöküyor.
Yıllardır aynı cümle ısıtılıp önümüze konuyor:
“Ortadoğu’da haritalar yeniden çiziliyor.”
Bu bir masal.
Haritalar yerinde duruyor.
Ama o haritaların içinde hayat çöküyor.
Bugün Ortadoğu’nun meselesi sınırlar değil.
Egemenlik, devlet, toplum ve gelecek fikri tasfiye ediliyor.
Bayrak Var, Devlet Yok
Ortadoğu’da bayrak var.
Hükümet var.
Saraylar, protokoller, törenler var.
Ama irade yok.
Ekonomiyi borç yönetiyor.
Güvenliği yabancı üsler, paralı askerler ve milisler sağlıyor.
Siyaseti dış baskılar belirliyor.
Egemenlik artık anayasal bir hak değil; büyük güçlerin verdiği geçici bir ruhsat.
Devlet var ama kendi toprağında kiracı.
İtiraz ederse tahliye ediliyor.
Toplumlar Bilerek Çözüldü
Emperyalizmin asıl başarısı tankla, topla gelmedi.
Toplumu içeriden çökerttiler.
Mezhebi siyasetin yerine koydular.
Etnik kimliği vatandaşlığın önüne geçirdiler.
Aşireti, tarikatı, silahlı grubu devletin alternatifi hâline getirdiler.
Sonuç ortada:
Savaşlar bitmiyor çünkü bitmesi istenmiyor.
Silahlar susabiliyor ama intikam, kin ve güvensizlik susmuyor.
Ortadoğu’da krizler çözülmüyor.
Donduruluyor.
Kontrollü kaos, kalıcı bir yönetime dönüştürülüyor.
Kazananlar Kim?
Ezber Bozulmuyor…
Batılı büyük güçler için Ortadoğu risksiz bir oyun sahası.
Kendi şehirlerinde tek bir bomba patlamıyor.
Ama bu coğrafyada ölüm sıradanlaşıyor.
Rusya, Suriye üzerinden Akdeniz’e kalıcı olarak indi.
“Rejim kurtaran güç” rolüyle masada yer aldı.
İran, harita kazanmadı ama nüfuz kazandı.
Bedelini ise kendi halkı ödüyor.
İsrail ise belki de en rahat kazanan.
Etrafındaki devletler zayıfladı.
Ordular dağıldı.
Tehditler parçalandı.
Güçlü komşuların yerini kırılgan yapılar aldı.
Bu İsrail için risk değil, stratejik konfor.
Silah sanayisi ve küresel sermaye için tablo daha da net:
Savaş satış,
Kaos yeniden inşa,
İstikrarsızlık sürekli kazanç.
Barış bu düzende gereksiz bir ayrıntı.
Türkiye:
Oyunda Ama Yaralı
Türkiye bu oyunda ne figüran ne de kazanan.
Ama bedeli en ağır ödeyenlerden biri.
Suriye’de sınır boyunca kesintisiz bir terör kuşağı kurulmasını engelledi.
Sahada var oldu, masada yok sayılmadı.
Ama karşılığında ne yaşadı?
Milyonlarca mülteci.
Sürekli güvenlik tehdidi.
Derin bir ekonomik ve toplumsal yorgunluk.
Ortadoğu’nun özeti Türkiye’de de geçerli:
Hasar kontrolü, başarı diye sunuluyor.
Asıl Kaybeden
Bu sorunun cevabı tartışmasız:
Ortadoğu halkları.
Masada yoklar.
Karar almıyorlar.
Ama ölen onlar, göç eden onlar, yoksullaşan onlar.
Haritayı çizenler değil,
Üzerinde yaşayanlar bedel ödüyor.
En büyük yıkım ise “devlet” fikrinde.
Hukuk yoksa, kurum yoksa, adalet yoksa;
Toplum geleceği düşünmez.
Sadece hayatta kalmaya çalışır.
Son Söz
Emperyalist güçler Ortadoğu’da haritayı değil, hayatı değiştirdi.
Devletleri yıkmadı; toplumları çökertti.
Savaşları bitirmedi; krizi kalıcılaştırdı.
Bugün Ortadoğu’nun gerçek trajedisi şu:
Dış güçlerin çıkarcı olması şaşırtıcı değil.
Asıl utanç, içeride bu oyunu bozacak birlik, hukuk ve adaletin hâlâ kurulamamış olması.
Harita yerinde duruyor.
Ama bu coğrafyada yaşamanın bedeli her geçen gün daha ağır.
Harita Yerinde Duruyor, Ortadoğu Çöküyor
Yıllardır aynı cümle ısıtılıp önümüze konuyor:
“Ortadoğu’da haritalar yeniden çiziliyor.”
Bu bir masal.
Haritalar yerinde duruyor.
Ama o haritaların içinde hayat çöküyor.
Bugün Ortadoğu’nun meselesi sınırlar değil.
Egemenlik, devlet, toplum ve gelecek fikri tasfiye ediliyor.
Bayrak Var, Devlet Yok
Ortadoğu’da bayrak var.
Hükümet var.
Saraylar, protokoller, törenler var.
Ama irade yok.
Ekonomiyi borç yönetiyor.
Güvenliği yabancı üsler, paralı askerler ve milisler sağlıyor.
Siyaseti dış baskılar belirliyor.
Egemenlik artık anayasal bir hak değil; büyük güçlerin verdiği geçici bir ruhsat.
Devlet var ama kendi toprağında kiracı.
İtiraz ederse tahliye ediliyor.
Toplumlar Bilerek Çözüldü
Emperyalizmin asıl başarısı tankla, topla gelmedi.
Toplumu içeriden çökerttiler.
Mezhebi siyasetin yerine koydular.
Etnik kimliği vatandaşlığın önüne geçirdiler.
Aşireti, tarikatı, silahlı grubu devletin alternatifi hâline getirdiler.
Sonuç ortada:
Savaşlar bitmiyor çünkü bitmesi istenmiyor.
Silahlar susabiliyor ama intikam, kin ve güvensizlik susmuyor.
Ortadoğu’da krizler çözülmüyor.
Donduruluyor.
Kontrollü kaos, kalıcı bir yönetime dönüştürülüyor.
Kazananlar Kim?
Ezber Bozulmuyor…
Batılı büyük güçler için Ortadoğu risksiz bir oyun sahası.
Kendi şehirlerinde tek bir bomba patlamıyor.
Ama bu coğrafyada ölüm sıradanlaşıyor.
Rusya, Suriye üzerinden Akdeniz’e kalıcı olarak indi.
“Rejim kurtaran güç” rolüyle masada yer aldı.
İran, harita kazanmadı ama nüfuz kazandı.
Bedelini ise kendi halkı ödüyor.
İsrail ise belki de en rahat kazanan.
Etrafındaki devletler zayıfladı.
Ordular dağıldı.
Tehditler parçalandı.
Güçlü komşuların yerini kırılgan yapılar aldı.
Bu İsrail için risk değil, stratejik konfor.
Silah sanayisi ve küresel sermaye için tablo daha da net:
Savaş satış,
Kaos yeniden inşa,
İstikrarsızlık sürekli kazanç.
Barış bu düzende gereksiz bir ayrıntı.
Türkiye:
Oyunda Ama Yaralı
Türkiye bu oyunda ne figüran ne de kazanan.
Ama bedeli en ağır ödeyenlerden biri.
Suriye’de sınır boyunca kesintisiz bir terör kuşağı kurulmasını engelledi.
Sahada var oldu, masada yok sayılmadı.
Ama karşılığında ne yaşadı?
Milyonlarca mülteci.
Sürekli güvenlik tehdidi.
Derin bir ekonomik ve toplumsal yorgunluk.
Ortadoğu’nun özeti Türkiye’de de geçerli:
Hasar kontrolü, başarı diye sunuluyor.
Asıl Kaybeden
Bu sorunun cevabı tartışmasız:
Ortadoğu halkları.
Masada yoklar.
Karar almıyorlar.
Ama ölen onlar, göç eden onlar, yoksullaşan onlar.
Haritayı çizenler değil,
Üzerinde yaşayanlar bedel ödüyor.
En büyük yıkım ise “devlet” fikrinde.
Hukuk yoksa, kurum yoksa, adalet yoksa;
Toplum geleceği düşünmez.
Sadece hayatta kalmaya çalışır.
Son Söz
Emperyalist güçler Ortadoğu’da haritayı değil, hayatı değiştirdi.
Devletleri yıkmadı; toplumları çökertti.
Savaşları bitirmedi; krizi kalıcılaştırdı.
Bugün Ortadoğu’nun gerçek trajedisi şu:
Dış güçlerin çıkarcı olması şaşırtıcı değil.
Asıl utanç, içeride bu oyunu bozacak birlik, hukuk ve adaletin hâlâ kurulamamış olması.
Harita yerinde duruyor.
Ama bu coğrafyada yaşamanın bedeli her geçen gün daha ağır.