ÇYDD, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nde bir kadın hakime yönelik saldırıya ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nde görev yapan bir kadın hakimin, adliye binasında erkek bir Cumhuriyet savcısı tarafından silahlı saldırıya uğraması, kadına yönelik şiddetin ulaştığı boyutu çarpıcı biçimde gözler önüne sermiştir. Şiddetin, adaleti sağlamakla görevli bir yargı üyesi tarafından gerçekleştirilmiş olması ise bu saldırının bireysel bir sapma olarak değerlendirilemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Aksine bu durum, kadına yönelik şiddeti besleyen, normalleştiren ve görmezden gelen kökleşmiş bir sistemin varlığını işaret etmektedir.
Saldırıyı gerçekleştiren kişinin 2022–2024 yılları arasında Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Bürosu’nda Cumhuriyet savcılığı yapmış olması, yalnızca bir çelişki değil; aynı zamanda mevcut önleme, denetim ve sorumluluk aygıtlarının ne denli işlevsiz bırakıldığının somut bir göstergesidir. Kadınları korumakla yükümlü bir birimde görev alan bir kişinin şiddetin öznesi haline gelmesi, sorunun yalnızca bireysel tutumla açıklanamayacağını; kurumsal yapıların, eğitim süreçlerinin ve denetim anlayışının da ciddi biçimde sorgulanması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Kadına yönelik şiddet, artan toplumsal şiddetin bir türüdür ve yapısal bir sorundur. Kadınların yaşam hakkını merkeze almayan hiçbir hukuki ya da idari düzen, gerçek anlamda adalet sağlayamaz. Şiddeti önlemenin yolu; uygulamada yetersiz, sembolik yaklaşımlardan değil, açık, bağlayıcı ve kararlı bir hukuk anlayışının eksiksiz biçimde uygulanmasından geçmektedir.
Bu bağlamda, kadına yönelik şiddetle mücadelede en kapsamlı ve bütüncül çerçeveyi sunan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin yarattığı boşluk bir kez daha, acı biçimde görünür hale gelmiştir. İstanbul Sözleşmesi’ne dönülmesi bir seçim değil, kadınların yaşam hakkı karşısında hukuken yerine getirilmesi gereken bir sorumluluktur. Kadınların güvenliği ertelenemez; yaşam hakkı tartışmaya açılamaz. Kadınların kamusal alanda, görev başında, sokakta, evde ve yaşamın her alanında güvende olmadığı bir yerde kimse hukuktan ve adaletten de söz edemez.”