BirGün Gazetesi Ankara Temsilciliği'nin önünde düzenlenen eyleme, CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, CHP PM üyeleri Aylin Nazlıaka, Yalçın Karatepe, Seyit Torun, Gamze Taşcıer, CHP Milletvekilleri Gülizar Biçer Karaca, Okan Konuralp, Ali Karaoba, Nermin Yıldırım Kara, Ali Öztunç, Engin Altay, Türkan Elçi, Murat Çam ve TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ile çok sayıda gazeteci katıldı.
"Türkiye İsmail'in kaleminden çok sayıda skandalı okudu"
"İsmail Arı'ya özgürlük", "Alican Uludağ'a özgürlük", "BirGün susmaz", "Memlekete özgürlük istiyoruz" yazılı dövizlerin taşındığı eylemde, "Özgür basın susturulamaz", "İsmail çıkacak, yine yazacak" ve "Alican çıkacak, yine yazacak" sloganları atıldı.
BirGün Ankara Temsilcisi Nurcan Bilge Gökdemir, şöyle konuştu:
"Demokrasi ve basın özgürlüğüne ağır bir darbe daha vuruldu. Gazeteciliğin bedelini ödeyen son meslektaşımız, geçtiğimiz günlerde gözaltına alınıp tutuklanan Alican Uludağ'ın ardından, BirGün muhabiri İsmail Arı oldu. Ailesine bayram ziyaretine gittiği sırada Tokat'tan gözaltına alınıp apar topar Ankara'ya getirilen Arı, 22 Mart gecesi hukukun ayaklar altına alındığı bir süreç sonrasında tutuklanarak Sincan Cezaevi'ne gönderildi. İsmail Arı'nın 'tek suçu'nun gazetecilik olduğunu biliyoruz. Türkiye, İsmail'in kaleminden kamu kurumlarındaki yolsuzlukları, usulsüzlükleri, çift maaşlı bürokratları, haksız kazançları, hileli ihaleleri, örtbas edilen suçları, torpili, istismarı, rüşveti ve çok sayıda skandalı okudu.
Bu 'makbul görülmeyen' gazeteciliğin birilerini rahatsız ettiğinin, yargılanması gerekenlerin çarkına çomak soktuğunun ve İsmail'in bu nedenle hedef tahtasına oturtulduğunun farkındayız. Bu süreç bizlere diğer yandan haberin gücünü de gösterdi. İsmail'in gözaltına alındığı andan itibaren sokağa çıkan yurttaşların sesi, ülkede gazeteciliğin boşuna yapılmadığının kanıtı oldu. İsmail'in dediği gibi, toplumun gazeteciliğe sahip çıkan iradesi, gerçeğin izinde yürüyen tüm gazeteciler için şeref madalyasıdır.
"Gazetecilerin yeri cezaevleri değildir"
İsmail Arı, bu düzende tutuklanan ilk gazeteci değil. Eğer dayanışma ve itiraz gelişmezse ne yazık ki son da olmayacak. Biz gazeteciler, mesleğimizi Anayasa'da teminat altına alınan basın özgürlüğü kapsamında, toplumun doğru bilgiye ulaşması amacıyla yapıyoruz. Ancak görüyoruz ki hukuki güvenceden mahrumuz. Hemen her gün soruşturmaların, davaların, cezaların, gözaltıların ve tutuklamaların muhatabı oluyoruz. Öyleyse okurlarımızın dayanışmasından başka bir güvencemiz yok. Artık sadece yalnız olmadığımız duymak değil, aynı zamanda görmek ve hissetmek istiyoruz. Ağır baskı altındaki gazeteciliğin ayakta durabilmesinin tek yolu, halkın demokrasiye ve basın özgürlüğüne sahip çıkan iradesidir.
İsmail Arı'nın, Alican Uludağ'ın, Merdan Yanardağ'ın ve diğer tüm tutuklu gazetecilerin özgürlüklerine kavuşması, aynı zamanda bir daha hiçbir gazetecinin cezaevine atılmaması için dayanışmanın büyütülmesi zorunlu ve artık ertelenemez bir ihtiyaçtır. Bir kez daha haykırıyoruz: Gazetecilik suç değildir. Gazetecilerin yeri cezaevleri değildir. Sessizlik ve sansür, demokrasiyi öldürür. Tutuklu tüm gazeteciler bir an önce serbest bırakılmalı, gazeteciliğin yönelik baskı ve tehditler bir an önce son bulmalıdır."
"Gazeteciler düşman değildir, bu düşman hukukundan vazgeçilmelidir"
Gökdemir'in açıklamasının ardından Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Diplomasi Muhabirleri Derneği, DİSK Basın-İş, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın ortak açıklaması, TGS Ankara Şube Başkanı Sinan Tartanoğlu tarafından okundu.
Tartanoğlu, şunları kaydetti:
"Ramazan Bayramı'nda aile ziyareti için gittiği Tokat'ta gece saatlerinde bir operasyonla gözaltına alınan İsmail Arı, Ankara’ya getirildikten sonra 24 saat içerisinde tutuklandı. Benzer süreci bir süre önce Alican Uludağ'ın onlarca polisle evinden gözaltına alınıp 22 saat sonra cezaevine gönderilmesinde de yaşamıştık. Ankara’da görev yapan birçok meslektaşımızın yakından tanıdığı ve bildiği gibi hem İsmail Arı hem Alican Uludağ, haklarında açılan onlarca soruşturmada gidip ifade vermiş, süreyi bir an bile aksatmamışlardır. İfadeye davet edilecek her iki meslektaşımıza uygulanan gözaltı prosedürünün kabul edilemez olduğunu vurguluyoruz.
BirGün muhabiri İsmail Arı, birçok ödüllü habere imza atmış, yaptığı haberleri belgeye dayanan bir isimdir. Arı, Meclis'te birçok siyasi tarafından gazetecileri hedef almayacağı söylenen TCK 217/A yani 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan tutuklanmıştır. 'Halkı yanıltıcı bilgiyi' hangi haberi ile yaymaya çalışmıştır? Bu haber ne zaman yapılmıştır? Dezenformasyon Yasası çıkarken Meclis'te; 'Bu, gazetecileri ilgilendirmiyor, haberi engelleyen bir durum yok' yönünde açıklamalar yapan iktidar milletvekilleri bu tutuklamalar hakkında ne düşünüyor?
Bu suçtan bugüne kadar onlarca gazeteciye soruşturma açılmış ve bazıları ne yazık ki tutuklanmıştır. Son olarak kısa bir süre önce gazeteci Bilal Özcan da aynı suçtan tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir. Hem Alican Uludağ hem de İsmail Arı'nın soruşturmalarında dikkat çeken bir uygulama da gözaltı ardından daha ifade verirken dosyaya yeni suçlamalar yeni haberler eklenerek suç vasfının değiştirilme girişimleri olmuştur. Meslektaşlarımızın haberleri ve yorumları suç unsuru gibi gösterilmiş ve tutuklamaya gerekçe olacak şekilde yorumlanarak özgürlüğü kısıtlayıcı kararlara imza atılmıştır.
Gazeteciler düşman değildir. Bu düşman hukukundan vazgeçilmelidir. Habere, haberciye saygı gösterilmelidir. Basın ve İfade Özgürlüğü'nü hedef alan bu adımların meşrulaştırılması ve normalleştirilmesi kabul edilemez. Mesleğimizin kriminalize edilmesine karşı çıkıyor, evrensel ilkeler ile halkın haber alma hakkı doğrultusunda gerçek ve güvenilir bilgiyi paylaşan meslektaşlarımızla dayanışma içerisinde olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Unutulmamalıdır ki gazetecilerin susturulma girişimleri, ülkemiz demokrasisine de derin yaralar açan uygulamalardır. Tüm tutuklu gazeteciler bir an önce serbest bırakılmalıdır."