30 Nisan 2026 Perşembe

16:24   CHP GRUP BAŞKANVEKILI GÜNAYDıN’DAN BURSA’DA "ÖZELLEŞTIRME" TEPKISI: "BUGÜN BU ALANLARA EL KOYDUĞUNU DÜŞÜNENLER, YARıN BUNUN HESABıNı VERMEK ZORUNDA KALACAK"   15:23   SEDEF GÜLER DAVASıNDA MAHKEME SANıKLARıN TUTUKLULUK HALININ DEVAMıNA KARAR VERDI... ANNE GÜLIZAR SEZER: ADALET YERINI BULSUN   15:23   TAKSIM’DE “KANLı 1 MAYıS” ANMASı... ÇERKEZOĞLU: “BU MEYDAN IŞÇILERIN, EMEKÇILERIN HAFıZASı; BIRLIĞIMIZ, DAYANıŞMAMıZDıR”   14:21   ÖZGÜR ÖZEL, ERGÜN ATALAY ILE GÖRÜŞTÜ… ÖZEL: “ERDOĞAN’A BIR SAMIMIYET ÇAĞRıSıNDA BULUNUYORUM: GELIN, HEP BIRLIKTE IŞÇIYE ELIMIZI UZATALıM”   13:12   İBB DAVASı’NıN 29. GÜNÜNDE, ITIRAFÇı ADEM SOYTEKIN ILE MURAT KAPKI ARASıNDA GERGINLIK YAŞANDı   11:05   ERZINCAN İLIÇ’TE YENI DÖNEM: ÇÖPLER ALTıN MADENI’NDE ÜRETIM İÇIN DÜĞMEYE BASıLDı!   09:20   MERSIN’DE BELEDIYE DEĞIL ‘DÜNYA STANDARTLARı’ KONUŞUYOR: BAŞKAN SEÇER’DEN 6 ALTıN İMZA!   08:51   ÖZGÜR ÖZEL’DEN 1 MAYıS ÇıKARTMASı: SENDIKA KONFEDERASYONLARıNA KRITIK ZIYARET!   20:20   MADENCILERIN DIRENIŞI ZAFERLE SONUÇLANDı! BAKANLıKTAN SON DAKIKA ÖDEMESI AÇıKLAMASı   18:58   MADEN İŞÇISININ ANKARA DIRENIŞI ZAFERLE TAÇLANDı: 3 BAKANLıK DEVREYE GIRDI, İMZALAR ATıLDı!   18:52   AYM BAŞKANı’NDAN YARGıDA ’YAPAY ZEKA’ VE ’KUL HAKKı’ ÇıKıŞı: ’HARAMLA ABAT OLANıN SONU BERBAT OLUR!’   17:41   ÖZGÜR ÖZEL’DEN TARIHI ‘SANDıK’ ÇAĞRıSı: ’YOLUN SONU İKTIDAR!’   16:24   KARS-GÜMRÜ DEMIRYOLUNUN FAALIYET GEÇIRILMESI AMACıYLA OLUŞTURULAN TÜRKIYE-ERMENISTAN ORTAK ÇALıŞMA GRUBU TOPLANTıSı YAPıLDı   16:23   ERKAN BAŞ: MADENCILERIN EKMEĞI VE ÜLKEMIZIN ONURU IÇIN HAFTALARDıR SÜRDÜRDÜĞÜ BU MÜCADELE, TÜM TÜRKIYE’NIN MESELESI OLDU   16:22   CHP KEÇIÖREN İLÇE BAŞKANLıĞı’NA YAPıLAN TAŞLı SALDıRı... İL BAŞKAN VEKILI YÜKSEL IŞıK: "BÜTÜN BU ABLUKALARıN, OPERASYONLARıN HEPSINE GERI ADıM ATTıRACAĞıZ"   16:21   CHP GRUP TOPLANTıSı... ÖZGÜR ÖZEL: "CUMHURIYETI CUMHURIYET YAPAN BÜTÜN BU KURUMLARı SATTıLAR VE O PARAYı BU YıL FAIZE ÖDÜYORLAR"   16:20   CHP GRUP TOPLANTıSı... ÖZGÜR ÖZEL: "TÜRKIYE IŞÇI SıNıFıNıN ÖNÜNDE AND IÇIYORUZ KI CHP GELECEK, TÜM IŞÇILER SENDIKAL HAKLARıNA KAVUŞACAK"   16:18   İBB DAVASı’NDA 28. GÜN... İTIRAFÇı ADEM SOYTEKIN: “BEN VERDIĞIM IFADENIN HIÇBIR AŞAMASıNDA BASKıYLA YA DA ‘ŞUNU IMZALA, EVINE GIT’ GIBI BIR SÖYLEMLE KARŞıLAŞMADıM”   14:49   BM’DEN TÜRKIYE’YE UYARı: “AVUKATLAR VE INSAN HAKLARı SAVUNUCULARı SISTEMATIK OLARAK HEDEF ALıNıYOR”   14:48   SOL PARTI ÜYELERININ PANKART DAVASı ÖNCESINDE AÇıKLAMA: “LAIKLIĞI SAVUNANLAR SUSTURULMAK ISTENMEKTEDIR”  
 
     
 
 
image

Okunma : 2150  Tarih : 6.03.2026  E-Mail : mehmed.ok33@gmail.com

 
Mehmet OK

8 Mart: Kadınlar Eşitlik İçin, Hayat İçin Mücadele Ediyor…

8 Mart:
Kadınlar Eşitlik İçin, Hayat İçin Mücadele Ediyor…

8 Mart bir kutlama günü değildir.
Bir “çiçek verme” geleneği hiç değildir.

8 Mart, kadınların eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı için verdiği mücadelenin tarihsel simgesidir.

Bu mücadelenin kökleri 19. yüzyıla uzanır. 1857’de New York’ta tekstil işçisi kadınlar eşit ücret ve insanca çalışma koşulları talebiyle direnişe geçti. Bu direniş yalnızca bir işçi eylemi değildi; kadınların görünmez sayılan emeğine, yok sayılan haklarına karşı yükselen güçlü bir itirazdı.

1910 yılında Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart uluslararası mücadele günü olarak kabul edildi. Böylece dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan kadınların ortak mücadelesi ve dayanışması simgesel bir tarih etrafında buluştu.

Birleşmiş Milletler ise 1977 yılında 8 Mart’ı resmen “Dünya Kadınlar Günü” olarak ilan etti.

Aradan geçen onca yıla rağmen bugün hâlâ şu soruyu sormak zorundayız:
Gerçekten ne değişti?

Kadınlar hâlâ eşit işe eşit ücret alamıyor.
Kadınlar hâlâ çalışma hayatına katılımda erkeklerle aynı fırsatlara sahip değil.
Bunun en önemli nedenlerinden biri toplumun üzerine kurulduğu görünmez emek düzenidir.
Ev işleri, çocuk bakımı, yaşlı bakımı… Toplumun devamını sağlayan bu emek büyük ölçüde kadınların omuzlarına yüklenmiş durumda. Kadınlar günde ortalama dört saatten fazla zamanı bakım emeğine ayırırken erkeklerin ayırdığı süre bunun yalnızca küçük bir kısmı.

Bu eşitsiz iş bölümü kadınların ekonomik bağımsızlığını sınırlıyor, onları sosyal güvence dışında bırakıyor ve kamusal yaşamdan uzaklaştırıyor.

Ancak sorun yalnızca ekonomik eşitsizlik değildir.
Kadınlar bugün dünyanın birçok yerinde yalnızca eşitlik için değil, aynı zamanda yaşama hakkı için mücadele etmek zorunda kalıyor.

Her yıl yüzlerce kadın erkek şiddeti sonucu hayatını kaybediyor.
Binlercesi fiziksel, psikolojik, ekonomik ve dijital şiddete maruz kalıyor.

Daha da vahimi, bu şiddetin çoğu zaman cezasızlıkla karşılaşmasıdır.

Yetersiz koruma mekanizmaları, caydırıcı politikaların uygulanmaması ve kadın haklarını geri plana iten politik yaklaşımlar sorunu daha da derinleştiriyor.

Oysa kadına yönelik şiddet yalnızca bireysel bir suç değildir.

Şiddet, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve ataerkil düzenin sonucudur. Kadınları ikinci sınıf gören her söylem, her politika ve her ihmal bu şiddetin zeminini güçlendirir.

Bu nedenle kadınların verdiği mücadele yalnızca bir hak arama mücadelesi değildir.

Bu mücadele aynı zamanda demokrasi, eşit yurttaşlık ve özgürlük mücadelesidir.

Laik ve demokratik hukuk devleti kadınların eşit yurttaşlık haklarının en temel güvencesidir. Laiklik, kadınların bedeni, kimliği ve yaşam tarzı üzerinde hiçbir dinsel ya da ideolojik tahakküm kurulamayacağının güvencesidir.

Tam da bu nedenle 8 Mart bir kutlama günü değil, bir hatırlatma günüdür.

Eşitliğin kendiliğinden gelmeyeceğini…
Hakların mücadele edilmeden kazanılmayacağını…
Ve kadınların geri adım atmayacağını hatırlatan bir gün.

Bu açıdan baktığımızda Türkiye’nin tablosu da maalesef iç açıcı değildir.

Kadınların iş gücüne katılım oranı hâlâ düşük.
Eşit işe eşit ücret hâlâ kâğıt üzerinde bir ilke.
Ev içi bakım yükü hâlâ büyük ölçüde kadınların omuzlarında.

Ve en ağır gerçek…

Kadınlar hâlâ yaşam haklarını savunmak zorunda kalıyor.

Her yıl yüzlerce kadın erkek şiddeti sonucu hayatını kaybediyor.
Kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri ve sistematik şiddet artık bu ülkenin en ağır toplumsal sorunlarından biri.

Üstelik çoğu zaman bu şiddet cezasızlıkla, yetersiz koruma mekanizmalarıyla ve duyarsız politik yaklaşımlarla karşılaşıyor.

Bütün bunlar bize acı bir gerçeği hatırlatıyor:

Türkiye’de kadınların mücadelesi hâlâ bitmiş değil.

Çünkü eşitliğin olmadığı yerde özgürlükten söz edilemez.
Kadınların güvende olmadığı bir toplumda gerçek demokrasiden söz edilemez.

Bu yüzden 8 Mart yalnızca bir gün değildir.

8 Mart, kadınların “biz buradayız” dediği gündür.
Eşitlikten vazgeçmeyeceklerini ilan ettiği gündür.
Susmayacaklarını, geri adım atmayacaklarını söylediği gündür.

Ve belki de bu yüzden bugün hâlâ şu cümle yankılanıyor:

Türkiye’de kadının adı hâlâ tam anlamıyla yok.

Ama kadınlar mücadele ettikçe, dayanışma büyüdükçe ve eşitlik talebi daha gür sesle dile getirildikçe o isim de, o haklar da mutlaka kazanılacaktır.

Yaşasın 8 Mart.
Yaşasın kadın dayanışması.
Yaşasın eşitlik mücadelesi.




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz :

Güvenlik Kodu : Güvenlik Kodu
Kod :

 



  GÜNCEL HABERLER

 
  FLAŞ HABER
   
 
  EN ÇOK OKUNANLAR
  • Bu Ay
  • Bu Hafta
  • Dün
  • Bugün
 
 


  SOSYAL MEDYA


  GAZETELER
 
 

 







mersinerji.com
ANKA Haber Ajansı
Abonesidir

 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE HABER ARŞİVİ GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinerji.com © Copyright 2017-2026 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA