Türkiye İşçi Partisi (TİP), yurt genelinde sürdürdüğü “Bir Yol Var” başlıklı halk buluşmalarının yeni durağını Bodrum Barış Meydanı olarak belirledi. Çok sayıda yurttaşın katıldığı etkinliği CHP, Emek Partisi ve SOL Parti temsilcileri de yakından takip etti.
Miting havasında geçen buluşmanın açılışını yapan TİP Muğla İl Başkanı Rengin Erdoğmuş, Türkiye’nin içinden geçtiği ekonomik ve sosyal krizlere vurgu yaptı. Erdoğmuş, “Kadınlar, gençler, emekliler ve işçiler geleceğe kaygıyla bakıyor. Ancak bu karanlık düzeni kabul etmek zorunda değiliz. Memleketimizi bu cendereden çıkarmak için bir yol var” dedi.
Doğan Ergün: "Siyaset Sokaktan Kopuk Yürütülemez"
TİP Genel Başkan Yardımcısı Doğan Ergün, Ankara’da hak arayışını sürdüren işçilerin selamıyla başladığı konuşmasında, siyasetin toplumsal dinamiklerden ve sokaktan bağımsız düşünülemeyeceğini belirtti. Gezi Direnişi’nin Türkiye’deki siyaset kültürüne yön verdiğini ifade eden Ergün, muhalefetin pasif tutumunu eleştirerek kiracıların, hizmet sektörü çalışanlarının ve kıyılarını savunan yurttaşların örgütlenmesinin hayati önem taşıdığını söyledi.
"Bodrum’da Denize Girmek Bile Zenginlik Göstergesi Oldu"
Sözlerine Bodrum’daki hayat pahalılığı ve derinleşen gelir adaletsizliğine değinerek devam eden TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, çarpıcı bir örnek verdi: “Şu anda Bodrum’dayız ama denize giremiyoruz. Yeterince zengin değilseniz artık Bodrum’da denize girmek dahi mümkün değil.”
Sağlık sistemindeki özelleştirme politikalarını da sert bir dille eleştiren Kadıgil, kamu kaynaklarının yap-işlet-devret modelleriyle aktarıldığını savundu. 2002 yılından bu yana kamu hastanelerindeki yatak kapasitesi %58 artarken, özel hastanelerdeki artışın %340’a ulaştığına dikkat çekerek sağlık hizmetlerinin piyasalaştırıldığını vurguladı.
Sera Kadıgil’den 'Özgür Özel' Yanıtı: "Doğru Soru Bu Değil!"
Adaylık tartışmaları ve seçim tarihlerine sıkışan siyaset anlayışını eleştiren Kadıgil, çözümün sandık takvimini beklemekte değil, halkın örgütlü mücadelesinde olduğunu söyledi. Sahada kendisine sıkça yöneltilen bir soruya açıklık getiren Kadıgil, şu ifadeleri kullandı:
“Gittiğimiz yerlerde bana ‘Özgür Özel’i de alacaklar mı?’ diye soruyorlar. Doğru soru ‘Özgür Özel’i alacaklar mı?’ değil; doğru soru şu: ‘Siz Özgür Özel’i verecek misiniz?’”
Kurtuluş Savaşı dönemindeki zorlu koşulları hatırlatarak umut mesajı veren Kadıgil, toplumun kenetlenerek ve örgütlenerek tüm bu krizlerin üstesinden gelebileceğini belirterek konuşmasını tamamladı.