Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Savaş, çatışma ve insani krizlerin derinleştiği bir dönemde barış haykırışını yükseltmenin hayati bir sorumluluk olduğunu belirten Çakar; Orta Doğu’da yaşanan trajediye, Türkiye’deki toplumsal kutuplaşmaya ve tırmanan nefret söylemlerine dikkat çekti.
"Orta Doğu Halkları Savaşın Değil, Barışın Öjnesi Olmalı"
İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana küresel boyutta benzer acıların yaşanmaya devam ettiğini ifade eden Çakar, küresel kapitalist sistemin ve emperyalist paylaşım mücadelelerinin bedelini halkların ödediğini söyledi. Filistin, Gazze, Suriye, Lübnan ve Yemen’deki çatışmalı sürece vurgu yapan Çakar, "Orta Doğu halkları işgalin, zorunlu göçün ve yoksulluğun değil; eşit, özgür ve bağımsız bir yaşamın öznesi olmalıdır" ifadelerini kullandı.
"Nefret Söylemi Ve Irkçı Provokasyonlar Toplumsal Barışı Tehdit Ediyor"
Türkiye’nin de uzun yıllardır çatışmalı bir coğrafyanın parçası olduğunu hatırlatan TMMOB Başkanı, barışın önündeki en büyük engellerden birinin de ülke içinde tırmandırılan ayrımcı dil olduğuna işaret etti. Zonguldak ve Düzce’de mevsimlik tarım işçilerine yönelik gerçekleşen saldırıları, tribünlerdeki ırkçı provokasyonları ve giderek yaygınlaşan nefret dilini eleştiren Çakar, TMMOB olarak halkları düşmanlaştıran ve ırkçılığı normalleştiren her türlü anlayışın karşısında duracaklarını belirtti.
"Demokrasi Ve Adalet Olmadan Toplumsal Zemin Kurulamaz"
Gerçek ve kalıcı bir barışın yalnızca silahların susmasıyla sınırlı kalamayacağını belirten Ali Ekber Çakar, sözlerini şöyle tamamladı:
"Ülkemizde barış; ancak eşit yurttaşlığın, temel hak ve özgürlüklerin, adalet ve demokrasinin herkes için güvence altına alındığı bir toplumsal düzenle mümkündür. Halkın iradesinin yok sayıldığı, kayyum uygulamalarının sürdüğü, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün baskı altına alındığı bir siyasal iklimde barışın zeminini kurmak imkansızdır. Bizler mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları olarak; tüm kültürlerin, inançların ve kimliklerin eşit ve kardeşçe yaşadığı, dayanışmanın büyüdüğü bir Türkiye mücadelemizi sürdüreceğiz."