GÖK ADA
Üzerinde yaşadığımız uzay gemisi dünyanın hareketleri hakkında hala eski bilgiler okutulmaktadır. Dünyamızın kendi etrafında saate 1670 km hızla dönerken güneş etrafındaki hızı saniyede 30 km’dir. Güneşin galaksi içerisindeki hızı ise saniyede 250 km’dir. Samanyolu galaksisi gök ada içerisinde saniyede bir geçtiği yerden bir daha geçmemek üzere 630 km hızla hareket etmektedir. Evren gök adalardan oluşmaktadır deniliyor. Samanyolu galaksisi de bir gökadadır. Bu gökadaların içerisinde milyarlarca güneş sistemleri bulunmaktadır. Bing bang kozmik yumurtanın patlaması sonucunda evrenin oluştuğu varsayılmaktadır. Bu teoriye göre evren sürekli genişleyip sonra içine çöken bir döngüden ibaret olduğu söylenmektedir.
Evrende zaman kavramı yoktur, alt, üst sağ, sol, aşağı, yukarı kavramları da yoktur. Bunlar nesnelere göre vardır. Zaman Ay’da farklı Dünya’da farklı, Marsta farklıdır. İnsan beyni henüz evreni tam olarak çözmüş değildir. Bu günün insan beyni ilkel bazı yöntemlerle etrafını tanımaya ve yorum yapmaya çalışmaktadır. Evrenin sonu varımdır? Gök adaların ötesinde neler var, daha ötesinde, daha ötesinde neler var. Bize en yakın yıldız sistemi 4 ışık yılı uzaklıkta diye bilinmektedir. Güneşten gelen bir ışık fotonu bize sekiz dakikada ulaşmaktadır. Bu günkü bilim ve teknoloji her anlamda ve alanda ilkel bir durumdadır. İnsan önce kendisini sonrada çevresini tanımalıdır. Biz hala üzerinde yaşadığımız uzay gemisini tam olarak tanımıyoruz. Bir insan beyni iki buçuk milyon GB’lik bir kapasiteye sahiptir. Bu üç yüz elli yıl bir veri depolama kapasitesi demektir. Ancak dünyada her dakika, her saniye yeni bilgiler keşfedilmektedir. Bu bilgilere ulaşma olanağı ne kadardır sizce. Bu bilgileri sorgulayan kozmoloji ne durumdadır. LOGOS söz, düşünce, akıl ve evrenin kanunu hakkında neler bilinmektedir. İDEA kendiliğinden var olan zaman ve mekanın ötesinde bir kavram neyi anlatmaktadır.
Bilimsel araştırmalar sonucunda kısıtlı da olsa başka güneş sistemleri ve güneş sistemlerinin egzosferi içerisinde yaşanabilir gezegenler olacağı matematiksel hesaplamalarla saptanmış durumdadır. Evrenin sürekli genişlediği düşünüldüğünde ve gök adaların bir birinden uzaklaştığı varsayımından hareketle gidelim. Bunların hareketleri ve hızlarını göz önüne aldığımızda bir de uzaklıklarını hesaba katarsak varlığını bildiğimiz ancak ulaşamadığımız bir somut durumla karşı karşıyayız demektir. Başka dünyalarda zeka ne kadar gelişmiştir, o canlılar beyinlerinin ne kadarını kullanabilmektedir henüz bilinmeyenler arasındadır. Albert Einstein “tanrı evrenle barbut oynamaz” derken neyi kastetmiştir. Bu İDEA diğer gök adalarda ve güneş sistemlerinde de bilinmektenimdir?
Günümüz insanı ilkel kominal topumlar, köleci toplum, feodal toplum, kapitalist toplum, sosyalist toplum olarak sınıflandırılmaktadır. Bu aşamalardan geçerken toplumlarda bir gelişme bir ilerleme sağlamıştır. Ancak demokrasi ve cumhuriyet kavramı arasındaki farklılık emperyalist ülkeler tarafından kullanılmaktadır. Demokrasi insan hak ve hürriyetlerini koruma altına almaktadır. Cumhuriyet ise devletin ve toplumun tamamımın çıkarlarını savunmaktadır. Demokrasi toplumsal bir kanıt gibi lanse edilse de aslında bireyseldir. İşte bu bireysel talepler ayrışmanın ve bölünmenin de temelini oluşturmaktadır. Emperyalizmin elindeki silahlar, uçaklar, toplar, tüfekler, füzelerden, bombalardan çok daha güçlü silahları vardır. İnanç, mezhep ve ırk ayrımcılığı en büyük silahıdır. Bunu terör örgütleri aracılığı ile ayakta tutmaktadır.
İnsanı eğitmek hem kendisine hem çevresine olumlu katkı sağlayacaktır. Bunu yaparken akıl ve bilimi takip etmek gerekmektedir. İnsan bilimsel anlamda emekleme aşamasında bile değildir. Henüz beyninin çok küçük bir kısmını kullanmaktadır. Bu durum evren hakkında ne kadar duyarsız olduğunun kanıtıdır. Soran, sorgulayan, araştıran, inceleyen, gözlem yapan toplum özgürdür. Hala kendisini, kul sayan, birilerinin tanrının yeryüzündeki temsilcisi gibi görüp ona biat eden, bilimle değil ilimle uğraşan, ezberci ve tekrarcı bir güruh köle gibi yaşamaktan kurtulamayacaktır. Evreni ve doğayı tanıyan unu kutsayan araştıran, sorgulayan toplumlar onurlu ve özgür yaşarlarken hala günümüzde düz dünya tartışmaları oldukça kaygı vericidir. Gök tanrı inancı doğayı, aklı ve bilimi rehber edinmiştir. “İstikbal Göklerdedir” Mustafa Kemal Atatürk söylemi boşuna değildir. İnsanlar, metafizik felsefeden ve dogma düşünceden kendisini soyutlayarak özgürleştiğinde evrendeki varlığını sürdürecektir. Tabuları yıkmadan insan özgürleşemez.
Salim DOĞAN 14.03.2026