Salim DOĞAN
Gazeteci Yazar
Türkler egemen bir millet olarak dünyada on altı devlet kurmuş ve kurdukları bu Laik devletler yüzlerce yıl varlıklarını sürdürmüşlerdir. Türkler bütün bu devletleri hiçbir halktan yardım almadan kendi iradeleriyle kurmuşlardır. Ulusal Kurtuluş Savaşı sonucu kurulan Türkiye Cumhuriyeti de Türklerin tek başına kurduğu son devlettir. Türkiye Cumhuriyeti diğer tüm Türk devletlerinde olduğu gibi hiçbir milletin, etnik kimliğin destek vererek kurduğu ortak bir devlet değildir. Amerikan emperyalizmi ve Avrupa Kapitalizminin tarih yazma, sınır çizme, devlet kurma gibi bir sapkınlığına tanık olmaktayız. Birinci Dünya Savaşında kurulan devletlerin ikinci dünya savaşı sonunda sınırlarının yeniden çizilmeye çalışıldığı günlerden geçmekteyiz. İkinci dünya savaşı sonucunda devlet kuramayan Yahudiler Ermeniler ve Kürtler Emperyalizmin desteği ile devlet kurmaya çalışmışlardır. Yahudiler 1948 yılında İngilizlerin desteği ile Filistin toprakları üzerine İsrail devletini kurulmuşlardır. 1991 yılında Moskova’da yaşanan başarısız bir darbe sonucunda da Kafkas topraklarında Ermeni devleti kurulmuştur. Ancak emperyalizmin bütün çabalarına rağmen Kürt devleti kurulamamıştır.
Sözde kimi yazarlar ya da adının arkasında kalabalık unvanlara sahip olanlar yeniden tarih yazmaya çalışmakta, olmammış şeyleri olmuş, yaşanmamış şeyleri yaşanmış, söylenmemiş sözleri söylemiş gibi anlatmaktadır. Devletler kuruluş aşamasında içinde bulunan etnik yapıdan ve çevresindeki siyasi, sosyal oluşumlardan destek alarak devlet kurabilir. Tüm devletler kuruluş aşamasında çevresindeki halklardan yardım almışlardır. Etnik yapının nüfus etkisi kuruluş aşamasında irade koyar ve yönetime ortak olabilir. Eğer birden fazla etnik bir yapı söz konusu ise ve kuruluş aşamasında iradelerini ortaya koymuşlarsa federasyon oluşur. Devlet kurulduktan sonra değişen nüfus baskısıyla yönetime ortak olmaya çalışmak çatışma doğurur. Türkiye Cumhuriyeti kırk küsur yıldır böyle bir emperyalist uydurmayla mücadele etmektedir.
Tarihte kurulmuş devletlerin hepsi bağımsız olarak yaşamamıştır. Bu devletlerin çoğu bozuk ekonomi yüzünden ordusunu besleyememiş güçlü devletler tarafından yıkılmışlardır. Kimileri de güçlü devletlerin vassalı olarak varlıklarını devam ettirmişlerdir Dünyada devlet kurma kültürüne sahip olmayan milletler vardır. Bu milletler güçlü orduları olan devletlerin yanında onların egemenliğini[S1] kabul etmişlerdir. Baskın kültür sayesinde kaybolmuş asimile olmuşlardır. Rusya’da yüz seksen, Çin’de elli altı Amerika birleşik devletlerinde yüzlerce etnik kimlik bulunmaktadır. Amerika’da yerli halkın nüfusu altmış milyonun üzerindedir. En kalabalık halk ise elli milyonun üzerinde Almanlardır. Afrikalılar, İskoçlar, İrlandalılar, İngilizlerin, İtalyanların nüfusları yirmi milyonun üzerindedir. En kalabalık millet Almanlar ancak Amerika’nın resmi dili İngilizcedir.
Türkiye cumhuriyeti kuruluş yıllarında Lozan’da yapılan görüşmelerde Lort Curzon; “şimdi zaferin etkisiyle istediğinizi alıyorsunuz, sonra içinizdeki azınlıkların eline bir alfabe veririz kırk yıl uğraşırsınız” demişti. Evet, Türkiye Cumhuriyeti Amerikan emperyalizmini maşası bir terör örgütüyle kırk yıldan fazla mücadele etti ve ediyor. Şimdi de yazar ve tarihçi kılıklı kimileri yine emperyalizmin istediği doğrultuda ellerine verilen sahte belgelerle tarih yazmaya çalışıyorlar. Devletler savaşlar sonucunda kurulur ve ortaya çıkarlar. Yani sınırlar kanla çizilir. Emperyalizm kendisine vassallık yapacak ya da kendisine uydu olmayan bir millete devlet kurmaz. Zaten bu tür devletler de zamanla yıkılıp giderler. Libya 26 Aralık 1951 de, Irak 14 Temmuz 1958 de, Suriye 14 Mayıs 1930 da İngilizler, İtalyanlar ve Fransızlar tarafından kuruldu. Afrika’da, Asya’da ve Ortadoğu’da kurulan devletlerin birçoğu emperyalizmin isteği ile kurulmuşlardır. Şimdi hiç birisinin geleceği yoktur. Bu devletler emperyalizmin vassalı olarak kurulmuşlardı. Büyük Ortadoğu Projesi kapsamındaki devletlerin çoğu zaten ikinci dünya savaşı sonucunda emperyalistler tarafından kurulmuşlardı. Emperyalizm kendi ihtiyaçları doğrultusunda kurduğu bu devletleri yeniden yapılandırılmaktadır. Kuzey Kafkaslarda Ermenistan’ın gelişmesi ve kalkınması Rusya’ya bağlıdır. İngilizlerin kurduğu İsrail geleceği olmayan bir devlettir. Kurulmak istenen Kürdistan emekleme aşamasındadır. İran ve Türkiye bölgenin iki büyük devleti burada oynanan oyunları bozmaktadır. Bu iki devlet yıkılmadan İsrail’in güven içerisinde yaşaması ve bir uydu devlet kurulması olanaksızdır.
İçinde yaşadığımız süreç bunu kanıtlamaktadır. Amerika ve stratejik ortağı İngiltere Kurdukları İsrail devletinin yaşaması için Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmişlerdir. İran kolay lokma sanılmış ve emperyalizmin Çanakkale’deki hezimetine uğramışlardır. İran yönetim biçimi İran halkı tarafından asla tasvip edilmemiştir. Mollaları İran halkının başına emperyalizm bela etmiştir. Ancak bu durumdan kurtulmak için İran halkı mücadele etmek zorundadır. İran ve Türkiye gibi ülkelerde dışardan yapılan müdahaleler ters tepmektedir. Bu durum iç cephenin birleşmesine neden olmaktadır. Bu da egemen devlet olmanın bir özelliğidir. Türkiye cumhuriyeti egemen bir devlettir dışardan yapılacak herhangi bir müdahale ile asla yıkılamaz. Ancak vatanın bütün kaleleri ele geçirilir, bütün tersanelerine girilir. Ordusu dağıtılır ekonomisi çökertilirse işte o zaman içinde bulunduğumuz ahval ve şeriat ne olursa olsun birinci vazifen cumhuriyeti savunmaktır öğretisi istendik bir davranış olarak devreye girer.