DURUŞ
Her bireyin, her ailenin, her toplumun, her ülkenin bir duruşu vardır. Bu duruş bireyin ve toplumun genel karakterini ortaya koyar. Toplumlar da bireyler gibi aldığı kültür ve eğitime göre davranış gösterirler. Bir ülke kral, padişah, diktatör ya da bir dini lider tarafından yönetiliyorsa o ülkenin halkı kul olarak bilir kendisini. Malı mülkü evi tarlası yoktur. Ne verirlerse onunla yaşamını devam ettirir. Ne istenirse onu kutsal görev bilir ve ölümüne onu yerine getirir. Bu tür toplumlarda akıl ve bilim yerine dogma düşünce ve metafizik inanış etkindir. Bireyler bir konu hakkında fikir beyan etmezler. Başkaları düşünür ve karar verir. Sorgulamazlar çünkü inançları buna engeldir. Ezbere dayalı ilim sadece tekrar edilerek gerçek yaşamla hiçbir bağı olmayan öteki dünya sanal yaşamı öğretilmektedir. Böyle toplumlar dışa bağımlı edilgen olarak yarı vassal varlıklarını sürdürürler. Ancak laik demokrasilerde yöneteni halk seçtiği için kişi özgürdür. Yöneticiye biat yoktur. Yurttaşlık gibi yüce bir değerle yasalar önünde eşittir. Irk, inanç, etnik kimlik, mezhep gibi ilkel tabuları yoktur.
Tarihe baktığımızda bir yöneten toplum bir de yönetilen toplum vardır. Yöneten toplumlar akıl ve bilimi kullanarak yönetirler. Yönetilen toplumlar isse kendileri yerine başkaları düşündüğü ve karar verdiği için yönetilirler. Kalkınmanın, uygarlaşmanın, çağdaşlaşmanın refah ve huzurlu bir toplum olarak yaşamanın en geçerli yolu ve yöntemi aklın ve bilimin ışığında pozitif düşüncenin geçerli olduğu bir eğitimle sağlanabilir. Eğitim üretime dönüştüğünde katma değer yaratır. Dünyada en gelişmiş ülkelerde laboratuvarlar, atölyeler, fabrikalar bilimsel araştırmalar yaparak katma değeri yüksek üretim sayesinde elde ettikleri gelirlerle halklarını refah içerisinde yaşatmaya çalışmaktadır. Geri kalmış ülkelerde din merkezli bir eğitim insanların her alanda sömürülmeleri için bir araç olarak kullanılmaktadır. Dünyanın en geri kalmış ülkelerinde demokrasi yoktur. Devlet krallar, şeyhler, sultanlar ya da diktatörler tarafından otokratik bir şekilde yönetilmektedir. Bu toplumları yönetenlerin en çok karşı çıktığı laik yaşam biçimi, bilimsel eğitim inceleme, araştırma ve sorgulamadır. Çünkü o eğitimin ana teması dogma düşüncedir.
Ortadoğu’da petrol dışında üretilen bir şey yoktur. Petrolünde çoğu emperyalist ülkeler tarafından üretilmektedir. Dışa bağımlı edilgen bu toplumlar kolay yönetilmektedir. Bu ülkelerde emperyalizme karşı bir dik duruş yoktur. Laik ve demokratik ülke insanları aklın ve bilimin ışığıyla eğitimi üretime dönüştürerek emperyalizme karşı dik durmaktadır. İşte bu nedenle eğitim çok önemlidir. Devletlerin devamı, halkın güvenliği dik duruşla sağlanabilir. Sağlam bir toplum ancak töresi olan devlet geleneğinde hayat bulabilmektedir. Bu kültür aktarımıyla nesilden nesile sürdürülür. Her ferdi asker olan yüce Türk milleti her zaman mazlumun yanında, zalimin karşısında durmuştur.
Sağlam karakterli nesiller yetiştirmek aklın ve bilimin etkin olduğu eğitim ortamında gerçek yerini bulabilir. İnsana ve doğaya saygılı, düşünen, eleştiren, sorgulayan, araştıran, gözlem yapan insan özgür insandır. Yurdunu, yurttaşını, devletini, bayrağını seven, onu koruyan akıl ve bilimden yana üretken bir nesil yetiştirmek devletin asli görevidir. Dindar nesil yetiştirmedeki maksat devleti yönetene kul olmaktır. Artık bu yöntemler orta çağda kalmıştır. Din kul ile tanrı arasındadır ve hiç kimsenin onu sorgulama hakkı yoktur. İçinde yaşadığımız zamanda dört tarafımızı sarmalamış ateş çemberi içindeki Müslüman ülkelerde bir dik duruş göremiyoruz. Halkı kul olan, özgür düşünemeyen bu ülkeler zalimin yanında yer almaktadır. Üreten toplumlara muhtaç olmanın sonucudur bu. Her şeyi satın alabilirsiniz ancak bir şeyi icat etmeyi satın alamazsınız. İcat etmediğiniz hiçbir şey sizin değildir.
Türkiye’de bir zamanlar köy enstitüleri vardı. Yaparak yaşayarak icat ederek üretim yaparak millete önderlik etmek istiyorlardı. Sağlam karakterli, kişilik sahibi insanlardı bunlar. Emperyalizmin işine gelmeyecekti bu okullarda yetişen devrimciler. Çünkü onlar halkı uyanaduracak emperyalizme karşı bir duruş sergileyeceklerdi. Bir milletin bayrağını ayaklar altına almak bir duruştur. O bayrağı yerden alıp katlayıp bayrak bir milletin şerefidir diyen bir komutanınki de duruştur.
Salim DOĞAN 25.03.2026