Bir Zamanlar Eğitim Vardı…
Bir zamanlar bu ülkede eğitim gerçekten vardı.
En ücra köyde bile okul vardı.
Köyde öğretmen vardı.
Öğretmenin lojmanı vardı.
Ve öğretmenin toplumda saygın bir yeri vardı.
Öğretmen sadece ders anlatan biri değildi;
köyün aklıydı, vicdanıydı, rehberiydi.
Sonra ne oldu?
Devletin damarlarına sinsice sızan Fetullahçı Terör Örgütü eğitim sisteminin içine girdi.
Ve eğitim dediğimiz o köklü yapı, yıllar içinde lime lime edildi.
Köy okulları kapatıldı.
Öğretmen okulları kapatıldı.
Meslek liseleri itibarsızlaştırıldı.
Ziraat okulları kapatıldı.
Teknik okullar kapatıldı.
Üreten, düşünen, sorgulayan bir nesil yetiştiren eğitim anlayışı bir bir tasfiye edildi.
Bugün ise çıkıp bazı yöneticiler geçmişi küçümseyen açıklamalar yapıyor.
Gerçek ise çok farklı.
O yıllarda okullarda tuvalet vardı.
Her okulda hademe vardı.
Disiplin vardı.
Sınıfta kalma vardı.
Liyakat vardı.
Müdür, müdür olduğu için müdürdü;
bir sendikanın, bir tarikatın ya da bir siyasi referansın adamı olduğu için değil.
Öğretmene saygı vardı.
Öğretmenin maaşıyla geçinebileceği bir düzen vardı.
Öğretmen, markette kasaya geldiğinde utanç yaşamazdı.
Siyaset okulların kapısından içeri giremezdi.
Ücretli öğretmen diye bir ucube sistem yoktu.
Öğretmenlik üç kuruşluk güvencesiz bir iş değildi.
Bugünkü gibi öğretmenler Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne şikâyet edilmezdi.
Hiç kimse öğretmeni kamuoyu önünde hedef göstermezdi.
Ve en önemlisi…
Öğretmenler öldürülmezdi.
Bugün geldiğimiz noktada ise tablo ağırdır.
Eğitim sistemi siyasi hesapların, ideolojik mühendisliğin ve kadrolaşma savaşlarının ortasında can çekişiyor.
Bir ülkenin geleceğini yok etmek istiyorsanız tank göndermenize gerek yoktur.
Eğitim sistemini çökertmeniz yeterlidir.
Ne yazık ki Türkiye tam da bunu yaşıyor.
Okul var ama eğitim yok.
Diploma var ama bilgi yok.
Sistem var ama liyakat yok.
Ve en acısı…
Bir zamanlar bu ülkenin en saygın mesleklerinden biri olan öğretmenlik, bugün değersizleştirilmeye çalışılıyor.
Oysa gerçek çok basit:
Bir ülke öğretmenine verdiği değer kadar güçlüdür.
Ve öğretmenini kaybeden bir toplum, aslında geleceğini kaybetmiş demektir.