ULUSAL EGEMENLİK VE DİL
Ulusal egemenlik bir evrensel kavramdır. Bu evrensel kavramın içini dolduran argümanlar tarihsel süreç içerisinde binlerce yıl bir toplumsal uzlaşmanın sonucunda oluşmaktadır. Bunların başında dil birliği gelmektedir. Daha önceki makalelerimde de yazdığım gibi dil adı millet adıdır. İngilizce bir dil adı aynı zamanda bu dilin adı İngiliz milletinin de adıdır. Almanca, Almanya gibi, Fransızca, Fransa gibi Türkçede Türkiye adıyla yüce Türk milletiyle bütünleşmiş ve egemenliğimizin temelini oluşturmuştur.
Bir millet kendi kültürünü, dilini, tarihini ve töresini unuttuğu zaman egemenliğini kaybetmiş demektir. Onun için emperyalizm ulus devletlere saldırmaktadır. Onun için emperyalizm ulus devletleri etnik köken ve inanç temelinde ayrıştırarak zayıflatıp kendisine bağlı bir eyalet konumuna getirmeye çalışmaktadır. Eyaletle yönetilen devletlerde ulusal birlik yoktur. Amerika henüz uluslaşamamış bir devlettir. Eyaletler arası çıkar ilişkilerinin olduğu bir birleşik devlettir.
Tarihe baktığımızda Türkçe bu gün de en çok kullanılan beş dilden biridir. Türklerde dil birliğe yanında yazı birliği de vardı ne yazık ki bir gecede bu dil ve yazı değiştirilmiştir. Yerine kılıç zoruyla ve bir dizi katliamlarla Arapça dil olarak alfabe olarak kabul ettirilmeye çalışılmıştır. Kimi art niyetli Arap milliyetçisi kişiler alfabenin bir gece değiştiğini ve dedelerinin mezar taşlarını okuyamadıklarını söylemektedirler. İşte asıl gerçek Türkler Araplar sayesinde bir gecede kendi dilinden alfabesinden ve kültüründen koparılmıştır. Türk milletinin egemenliğini, kültürünü, alfabesini, gelenek ve göreneklerini ve töresini unutturarak mankurtlaştırmışlardır. Her millet kendi dili ile kendi alfabesi ile gelişme gösterirken, ibadet ederken Türk milleti Arapça okuyup Arapça yazmaya ve Arap gibi yaşamaya zorlamışlardır.
Tarihte bir biriyle husumet içerisinde başsız kalan Türkler puluçkacı Araplara yem olmuşlar egeminkilerini kaybetmişlerdir. Dönemin en zengin şehirlerinde gönenç içerisinde yaşarlarken Yezit İbni muhellep, Kuteye, Haccac hile ile birliği bozulmuş Türk beyliklerine, obalarına, şehirlerine teker teker çökerek malına mülküne el koymuşlar, Türk milletinin evlatlarını köle ve cariye etmişlerdir. Şehirlerde yazılı kitaplar, bilgiler, belgeler ve bunların dışınca Türk tarihini ve töresini belleklerinde saklayan tüm insanlar toplanarak hiçbir bilgi belge kalmayacak şekilde imha etmişlerdir. Bu mücadele üç yüz yıl devam etmiştir. Binli yıllarda kurulan devletlerin halkı Türk ancak yaşam biçimi alfabesi Arap ve Fars olarak saraylarda devam etmiştir. O dönem kurulan tüm Türk devletlerinin dilleri, alfabeleri, yaşam tarzları, inançları Arap kültürünün etkisinde kalmıştır. Bu durum Osmanlı devletinde de devam etmiştir. Binli yıllardan sonra güneyden akın akın gelen Arap misyonerleri Türk birliğini, dirliğini, töresini ve kültürünü asimle etmişlerdir.
İşte bu bin yıllık aradan sonra yeniden bir milletin tarih sahnesine çıktığı Türkiye Cumhuriyeti bir yıldız gibi bulunduğu coğrafyada etrafına ışık saçmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün öndeliğinde başlatılan Ulusal Kurtuluş Savaşıyla bin yıldır Mankurtlaşmış Türk birliği sağlanarak yeniden tarihine, töresine kültürüne kavuşmuştur. Bütün dünyanın üzerimize çullandığı Çanakkale savaşında yurdunu savunan Türkler her olumsuzluğa rağmen düşmana geçit vermemiştir. Osmanlı devletinin çökmeye başlamasıyla birçok devletin iştahını kabartmış ve Türkiye toprakları Sevr antlaşmasıyla aralarında paylaşılmıştır.
Ulusal Kurtuluş Savaşı Türk milletinin yokluklar içerisinde kanıyla kazandığı bir savaştır. Bu savaş aynı zamanda Türklerin yeniden tarih sahnesine çıktığı savaştır. Tarihini, töresini, kültürünü, dilini, özgürlüğünü ve tam bağımsızlığını kazandığı bir savaştır. Bu savaş milletin egemenliğini binlerce yıldır elinde tutan bir kabileden Millete geçtiği gündür. Türk adıyla kurulan tam bağısız devlet laik demokratik bir sosyal devlet olarak ve ebediyete kadar devam edecektir. Türkiye Cumhuriyeti devleti dünyadaki tüm Türkleri bir araya getirecek ve onlara önderlik ederek Türk birliğini yeniden sağlayacaktır.
Salim DOĞAN 23.NİSAN.2026