25 Mayıs 2026 Pazartesi

20:06   KıLıÇDAROĞLU’NUN PROGRAMı BELLI OLDU: 30 MAYıS’TA GENEL MERKEZE GELECEK, PM VE YDK 1 HAZIRAN’DA TOPLANACAK   20:02   EMEP’TEN TBMM’DE ÖZGÜR ÖZEL’E ZIYARET... ASLAN: "BIRLIKTE MÜCADELE IÇERISINDE OLACAĞıZ"   20:01   KEMAL KıLıÇDAROĞLU’NUN BAYRAMLAŞMA PROGRAMı DEĞIŞTI: 30 MAYıS’TA CHP GENEL MERKEZI’NDE BAYRAMLAŞMA PROGRAMıNA KATıLACAK   20:01   BILGI ÜNIVERSITESI YENIDEN AÇıLDı: BUGÜN BILGI’YE YAPıLAN YARıN BAŞKA BIR ÜNIVERSITEYE YAPıLABILIR   19:59   ABD BAŞKANı TRUMP: "İRAN ILE ANLAŞMA SONRASı TÜRKIYE DAHIL BÖLGE ÜLKELERI, ABRAHAM ANLAŞMALARı’NA KATıLMALı"   19:48   CAN ATALAY: "APAÇıK GERÇEĞIMIZ, ANAYASASıZ BIR ÜLKE OLDUĞUMUZDUR"   15:55   DEM PARTI’DEN TBMM’DE ÖZGÜR ÖZEL’E ZIYARET... BAKıRHAN: "SIYASI PARTILERIN KADERI, MAHKEME KORIDORLARıNDA DEĞIL, ÜYELERININ IRADESINDEDIR"   14:54   CHP LIDERI ÖZEL: GRUP BAŞKANVEKILLERI VE MYK ÜYELERIYLE BUNDAN SONRAKI SÜRECI DEĞERLENDIRECEĞIZ   14:40   VAHAP SEÇER’DEN KURBAN BAYRAMı MESAJı: “DAYANıŞMAYı BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞIZ”   13:53   DEM PARTI İMRALı HEYETI ÖCALAN’ıN DEĞERLENDIRMESINI PAYLAŞTı: "BIR SIYASI PARTININ GENEL MERKEZINE KAPıSıNı BALYOZLA KıRARAK GIRMEK DEMOKRASIDE OLACAK ŞEY MIDIR?"   13:23   DÜNYA BASıNı: CHP KRIZI, YALNıZCA PARTI IÇINDEKI ’LIDERLIK KRIZI’ DEĞIL, TÜRKIYE’DEKI DEMOKRASI, HUKUK VE IKTIDAR-MUHALEFET ÇEKIŞMESIDIR   12:39   KEMAL KıLıÇDAROĞLU, 28 MAYıS’TA CHP GENEL MERKEZI’NDE BAYRAMLAŞMA PROGRAMıNA KATıLACAK   11:11   MHP’LI FETI YıLDıZ’DAN SIYASI PARTI SEÇIMLERI İÇIN KRITIK HUKUK ÇıKıŞı: ’MAHKEMELER O NOKTAYA MÜDAHALE EDEMEZ!’   10:55   AYM’DEN KRITIK KARARNAME KARARı: İSTANBUL ÜNIVERSITESI’NDEKI O KADRO İPTAL EDILDI!   10:40   CHP’DE 28 MAYıS HAREKETLILIĞI: KEMAL KıLıÇDAROĞLU GENEL MERKEZ’DE VATANDAŞLA BULUŞUYOR!   09:35   MAHMUTPAŞA’DA BAYRAM SESSIZLIĞI: ’ESKIDEN GÖZLERDE IŞıK VARDı, ŞIMDI HERKES KENDI DÜNYASıNDA BIR MÜCADELEDE’   01:01   İSTANBUL BILGI ÜNIVERSITESI HAKKıNDAKI KARARDA YENI GELIŞME! RESMI GAZETE’DE YAYıMLANDı: O KARAR İPTAL EDILDI   22:53   AVRUPA’DAN ANKARA’DAKI O OLAYLARA ÇOK SERT TEPKI! ’ÖZGÜR ÖZEL’IN YANıNDAYıZ’   21:49   ANKARA’DA TARIHI YÜRÜYÜŞ! ÖZGÜR ÖZEL FOTOĞRAFLARı PAYLAŞıP MESAJı VERDI: "BUGÜN BIR MILATTıR, SONRASı OLACAK..."   21:46   CHP’DE KURULTAY İPTALI SONRASı SıCAK GELIŞME! İL BAŞKANLıĞı RESMEN DUYURDU:   
 
     
 
 
image

Okunma : 1264  Tarih : 1.11.2025  E-Mail : fatihberkil@hotmail.com

 
Emre  Türk

Kim Kendi Ülkesine Böyle Bir Kötülük Yapar?

Türkiye, son on yılda tarihinin en ağır sosyoekonomik yüklerinden birini sırtlanıyor.

Yükün adı “mülteci krizi”. Ama aslında mesele bundan çok daha derin: plansızlık, öngörüsüzlük ve sessiz kabulleniş.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre, Türkiye 2025 itibarıyla 3 milyon 200 binin üzerinde kayıtlı Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bunun yanı sıra Afganistan, Irak, İran ve diğer ülkelerden gelenlerle birlikte toplam yabancı nüfusun 4 milyon 500 bini aştığı tahmin ediliyor.

Bu tablo, Türkiye’yi dünyada en fazla mülteci barındıran ülke yapıyor. Yani gezegen üzerindeki her 8 mülteciden biri Türkiye’de yaşıyor. Kâğıt üzerinde “insani yardım” olarak anlatılan bu durum, sahada artık sosyal, ekonomik ve kültürel bir kırılma noktasına dönüşmüş durumda.

Mülteci Politikası: Yardım mı, İhmal mi?

Bu kadar büyük bir nüfus hareketinin yükü, yalnızca vicdanla taşınamaz.

Bugün Türkiye’de yaklaşık 1 milyon yabancı öğrenci Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda eğitim görüyor.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre, yalnızca 2024 yılında sığınmacılara yönelik sağlık hizmetleri için harcanan bütçe 120 milyar TL’nin üzerine çıktı.

Birçok şehirde konut kiralarının fırlamasında, düşük gelirli işgücünün baskılanmasında ve kamu hizmetlerine erişimde yaşanan tıkanıklıkta bu yükün etkisi açıkça görülüyor.

Bu tabloyu görmek için “yabancı düşmanı” olmaya gerek yok; yalnızca matematik bilmek yeterli.

Bir ülke, altyapısını güçlendirmeden milyonlarca yeni nüfusu sistemine dahil ederse, sonunda tıkanır.

Bu tıkanma, yalnızca sokaklarda değil, devletin damarlarında hissediliyor.

Nüfus Artışı Durdu, Gençlik Eriyor

TÜİK verilerine göre Türkiye’nin nüfus artış hızı 2024 itibarıyla %0,22’ye kadar düştü.

Bu, Cumhuriyet tarihinin en düşük oranlarından biri. 2000’li yılların başında %1,5 civarında olan bu oran, bugün neredeyse durgunluk seviyesinde.

Yani Türk nüfusu yaşlanıyor, genç nüfus oranı azalıyor.

Bir başka deyişle, “yük artıyor ama taşıyacak omuzlar azalıyor.”

Bu, sadece demografik bir mesele değil; geleceğin ekonomik, askeri ve sosyal dinamiklerini de belirleyecek kritik bir kırılma.

Bir ülke gençliğini yitirirken, dışarıdan gelen milyonlarca yeni nüfusu entegrasyon programı olmadan barındırmaya çalışırsa, o ülkenin geleceği sosyolojik bir mayın tarlasına döner.

Enflasyonun Görünmeyen Yüzü: Halkın Yorgunluğu

Ekonomik tablo, bu yükün en ağır sonucunu gösteriyor.

TÜİK’e göre 2024 Aralık ayında yıllık tüketici fiyat endeksi (TÜFE) artışı %44,38.

Merkez Bankası’nın 2025 Eylül verilerine göre ise bu oran %33,3 civarında seyrediyor.

Karşılaştırmak gerekirse, OECD ortalaması %4, Avrupa Birliği ortalaması %2,8.

Yani dünya enflasyonu kontrol altına alırken, Türkiye hâlâ yüksek fiyatlar girdabında.

Kira, gıda, enerji ve ulaşım gibi kalemlerde yıllık artışlar %100’ü buluyor.

Bir ailenin temel geçim maliyeti son beş yılda dört katına çıktı.

Yüksek enflasyon, artık sadece cebimizi değil, toplumsal huzurumuzu da eritiyor.

Bir ülkede sabit gelirli kesim sürekli yoksullaşırken, siyasetin gündemi hâlâ “kurtuluş hikâyeleriyle” doluysa, orada gerçek bir ekonomik programdan söz etmek mümkün değildir.

Yükü Kim Taşıyor?

Bu yükün faturası kime çıkıyor?

Ne yazık ki en çok emekçiye, küçük esnafa, memura ve emekliye.

Kira ödeyemeyen öğretmen, artan gıda fiyatlarıyla boğuşan emekli, iş bulamayan genç...

Devletin kasasındaki açık, vatandaşa vergi, harç ve zam olarak dönüyor.

Üstelik bu vergiyle finanse edilen hizmetlerin bir kısmı, vatandaşın değil, sisteme entegre edilmeyen yabancı nüfusun yararına harcanıyor.

Sorunun kaynağı “insanlık görevi” değil, yönetim hatasıdır.

Çünkü insani sorumluluk akılla yönetilir; akılsızca yüklenilen iyilik, sonunda kötülüğe dönüşür.

Kötülük bazen savaşla gelir, bazen suskunlukla.

Bugün Türkiye’de yaşanan, sessiz bir yıpranmadır.

Devletin kaynakları plansız harcanıyor, demografik denge bozuluyor, halkın refahı eriyor.

Bütün bunlar olurken siyaset hâlâ “dış güçler”, “küresel oyunlar”, “milli duruş” gibi kalıpların arkasına saklanıyor.

Oysa asıl mesele dışarıda değil içerideki yönetim anlayışında.

Kendi vatandaşını ikinci plana itip, kendi emeğini değersizleştiren bir ülke, kendi kendine kötülük yapıyor demektir

Sonuç: Hesap Verilmeden Gelecek Kurulmaz

Türkiye’nin bugün en acil ihtiyacı, hamasi söylem değil; soğukkanlı veriyle yönetilen politika.

Mülteci politikası bilimle, ekonomi planlamayla, nüfus politikası sürdürülebilirlikle yürütülür.

Yoksa bir gün gelir, yardım eli uzattığınız sistem sizi omuzlarınızdan aşağı iter.

Kim kendi ülkesine böyle bir kötülük yapar?

Cevap belki bir kişide değil ama sessiz kalan milyonlarda gizli.

Çünkü kötülük bazen yapanın değil, seyredenin eliyle büyür.




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz :

Güvenlik Kodu : Güvenlik Kodu
Kod :

 



  GÜNCEL HABERLER

 
  FLAŞ HABER
   
 
  EN ÇOK OKUNANLAR
  • Bu Ay
  • Bu Hafta
  • Dün
  • Bugün
 
 


  SOSYAL MEDYA


  GAZETELER
 
 

 







mersinerji.com
ANKA Haber Ajansı
Abonesidir

 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE HABER ARŞİVİ GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinerji.com © Copyright 2017-2026 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA