SOSYAL YAŞAM, ADALET, AKIL, BİLİM ve DİN
Canlıların ortak özelliği doğar, yaşar ve ölürler. Evrendeki varlıkların kendilerine özgü enerjileri vardır. Ben bu enerjileri iki kategoride ele almak istiyorum. Birincisi statik enerji; cansız cisimlerin enerjileri cismin yapısı, bileşenleri ve kütlesiyle doğrudan ilgilidir. Gök cisimleri cansızdır ancak bu cisimlerin kendi özelliklerine göre enerjileri vardır bu enerji kozmik enerji olarak betimlemektedir. İkincisi dinamik enerji; bu enerji fiziksel enerji, kimyasal enerji, biyolojik enerji olarak tanımlanmaktadır. Enerjilerin birbiriyle ilişki içerisinde ve bir birini tetikleyen bir karakteri vardır. Doğadaki en zor iş bu enerjileri yönetmektir. İşte bu enerjiler akılla, adaletle, bilimle ve din ile yönetilmek istenmektedir.
Sosyal yaşamın adalet, akıl ve bilimle buluşması huzur, güven, sevgi ve hoşgörüyü getirir. İnsanlar birbirlerine muhtaçtır. O nedenle ortak yaşamın kuralları vardır. Bu kurallar insan ilgi, ihtiyaçlarına ve günün gereğine göre değişim gösterebilir. Kurallara uymak sosyal yaşamın vazgeçilmezi olmalıdır. Binlerce yıldır biriken toplumsal istençler güncelleştirilerek yasalar olarak içselleştirilip uygulanmalıdır. Ancak bu talepler toplumu ayrıştıracak, toplumdaki etnik, inanç faylarını aktifleştirecek etkide olmamalıdır. Ulus devletler emperyalizme karşı en sağlam kalelerdir. O nedenle üniter yapıya sahip ulus devletler sağlam yapılıdır. Bu tür devletleri yıkmak kolay değildir. Ancak iç cephede bir gedik açılıp genişletildiğinde oradan sızan emperyalizm başarılı olmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Ulusal Kurtuluş Savaşıyla emperyalizmi yenen bir devlettir. O nedenle Amerikan emperyalizmi Türkiye ile ilişkilerinde son derece temkinli yaklaşmaktadır. Elinde etnik kimlikleri indüklemekten başka bir silah bulunmamaktadır. Bu koz İran savaşıyla kadük olmuştur. Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında dört devlet topraklarında bulunan Kürtlerin üzerinden İsrail’in sinsi amaçlarına ulaşması olanaksız bir duruma gelmiştir. Bölgedeki Kürtler bu oyunu bozmuştur. Amerika’nın verdiği silahları İran’a karşı kullanmamışlardır. Kuzey Irak’ta Amerika ve İsrail’in desteğiyle ayakta duran bir aşiret yapılanması var. Bu yapı Kürtleri temsil etmemektedir. Suriye’de İran savaşına endekslenmiş PYD, YPG Terör örgütleri bir belirsizlik içerisindedir. Amerika Kürtlere verdiği desteği çekmiştir, daha doğrusu terör örgütlerini kullanıp sonrada ortaya bırakmıştır.
Mareşal Fevzi Çakmak cemaatler ve tarikatlar haçlıların Anadolu’da kurdukları ileri karakollar söylemi bu gün yaşanan olaylara ışık tutmaktadır. İsrail devletinin stratejisini açıklayan raporda Odet Yinon’un yazdığı makalede Ortadoğu ülkelerinin bölünme stratejisini ayrıntılı olarak açıklamaktadır. Bu raporda Kürt, Şii, Sünni gurupların nasıl çatıştırılacağı ile ilgili ayrıntılar yazmaktadır. Ayrıca Siyonizm’in 22 Maddelik ilkesinde bir milletin, bir devletin, bir kültürün nasıl aşağılanacağı, değerlerinin nasıl yozlaştırılacağı, haysiyetinin, onurunun, şerefinin nasıl ayaklar altına alınacağı, kurumların nasıl yozlaştırılacağı, ordusunun, yargısının ekonomisinin nasıl çökertileceği madde madde yazılmıştır.
Devletler akıl ve bilimle yönetildiğinde bağımsızlığını koruyabilir. Aksi durumda parçalanarak yok olurlar. Türkiye Cumhuriyeti terör örgütlerine kırk yıldır harcadığı para trilyonlarca dolar olmuştur. Bu para Türkiye’yi yıkıp yeniden inşa edecek kadar çoktur. Onca emek, para toplum enerjisi boşa gitmiştir. Emperyalizmin boş vaatlerine aldanan terör örgütleri, tarikatlar ve cemaatler millete ihanet etmişlerdir. Toplumun bilinçlenmesi kendisini koruması açısından önemlidir. Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında yurttaşlık dersleri zorunlu olarak verilmeli. Bu kurslara katılım zorunlu olmalıdır. Yurttaşlık bilgisi sertifikası olmayanlar bir devlet kurumunda çalıştırılmamalı, oy kullanmamalı. Çünkü eğitim düzeyi düşük insanları yönetmek çok kolay olmaktadır. Otoriter ve totaliter yönetimler bilinçli yurttaş istemezler. En tehlikeli insan cahil bırakılmış insan topluluklarıdır. Otokratik bir yönetimde bu insanlar içinde yaşadığı toplumun aydınlarına karşı davranışı görev saymaktadır. Bu insanlar kötü niyetli kişiler, gruplar tarafından kullanılmaktadır. Yalan söylemekte, iftira atmaktadır. “En büyük savaş cehaletle yapılan savaştır” diyen Mustafa Kemal Atatürk’e saygıyla minnetle..
Salim DOĞAN
6 Mayıs 2026