Salim DOĞAN
Gazeteci Yazar
Kayseri Pınarbaşı
salimdogan38@gmail.com
AKREP MİSALİ DEMOKRASİ
Demokrasi sanal bir kavramdır; devlet gibi, cumhuriyet gibi. Ama bu üçünün de bir biriyle bağlantısı bulunmaktadır. Biri olmadan diğerinin bir anlamı yoktur. Devlet insanların bir arada yaşamaları için örgütlenmeyi sağlayacakları sanal bir kavramdır. Cumhuriyet, halkın kendi kendisini seçilip seçerek yönettiği bir yönetim biçimidir. Demokrasi insan hak ve özgürlüklerini savunan bir terimdir. Bütün bu kavramların zırhı ise laikliktir. Demokrasi akrep gibidir kendi kendisini sokar. Çünkü insan hak ve özgürlüklerinin sınırsız bir şekilde uygulanmasını savunur demokrasi. Bu durumdan yararlanmak isteyen kimi kötü niyetliler demokrasiyi bir basamak gibi kullanarak kendi ideogramlarını hayatta geçirmeye çalışırlar. İşte o nedenledir ki akrep gibi kendi kendisini sokar.
Çoğu geri kalmış üçüncü dünya ülkelerinde demokrasi ya yoktur ya da yarım yamalak uygulanmaktadır. Bu tür ülkelerde demokrasi kültürü kolay kolay yerleşemez. Halkın kendi yaşamını sağlaması için verdiği mücadele demokratik ortam olsun ya da olmasın onlar için fark etmez. Çünkü bu türden kavramlar onların ilgi alanları dışındadır. Demokrasi kültürü olmayan toplumlarda sık sık darbelerle karşılaşılmaktadır. Bu darbeler askeri darbe olduğu gibi sivil darbe olarak ta karşımıza çıkmaktadır. Ancak toplum her zaman darbe yapanları sorgulamaktadır. Darbeye zemin hazırlayan siyasi ortam masummuş gibi anlatılmaktadır. Sivil darbelerde durum biraz daha farklıdır. Sivil darbe yapan siyasi[S1] otorite kendi iktidarını güçlendirmek için ihtiyaç duyduğu yasaları böylesi bir ortamda geçirmektedir. Başlangıçta halkın acil taleplerine çözüm getirmek için solcu söylemlerle iş başına gelinmektedir. Bu arada kimi ikinci cumhuriyetçiler, Amerikan emperyalizminin stratejik ortağı sahte solcular yetmez ama e vetçiler de bu tür iktidarlara destek vermektedir. Demokrasiyi daha ileri boyutlara taşıyacağını demokratik bir toplum adına yenilikleri ve yasaları destekleyeceklerini söyleyen bölücüler ve gericiler de bu kervana katılmaktadır. İşin garip tarafı bütün bu siyasi aktörlerin arkasında dış güçler bulunmaktadır. Gevşek demokrasilerde Müslümanlık alabildiğine yozlaştırılmaktadır, onun yerine kökü dışarda ne idiğü belirsiz tarikatlar efendilerinin talimatlarıyla devleti yıkmaya kalkışmaktadır.
Kralları destekleyen ordu silahlı güç ortadan kalkınca devlet yıkılır. Kralın söz geçiremediği beyler olmayınca devlet diye bir şey kalmaz. Dünyada birçok devlet silahlı gücünü kaybettiği için yıkılmıştır. Tarihte devletler arsında yapılan savaşlar sonucunda yenilen ordunun devletinin de yıkılmasıyla sonuçlanmıştır. Demokrasiyi kullanarak demokratikleşme talebi, sınırsız istekleriyle devletin zayıflamasına neden olmaktadır. Böylece devlet disiplini zayıflatmaktadır. Disiplinli toplum yerine gevşek toplum düzeni hakim olmaktadır.
Devlet kurumlarıyla bir bütün halinde vardır. Ordusu, jandarması, polisi, yargısı, sendikaları, birlikleri, dernekleri, bürokrasisi, hapishanesiyle bir bütün halindedir. Devlet bu kurumlarıyla ve kurumların baskısıyla ayakta durmaktadır. Ordusu olmayan devlet dış güçlerin etkisi altında vassal duruma düşürülmüş ve yıkılmış demektir. Dünyada ordusu güçlü devletler ayakta durabilmekte uluslararası ortamda söz sahibi olabilmektedir. İşte demokrasiyi tam olarak özümseyememiş kökü dışarda sivil toplum örgütleri özellikle de tarikatlar bir kanser hücresi gibi toplumu sarmalamaktadır. Her ortamda insan hakkı, demokratik toplum istençleriymiş gibi bölücü, gerici taleplerini dayatmaktadır. Bu gerici tarikatlar devletin her kademesine sızarak güçlenmişlerdir. Özellikle ordu içinde on beş temmuz gibi bir kalkışmaya zemin hazırlanmıştır. Devlet kurumları içerisine demokrasinin sağladığı olanaklarla yerleşmişlerdir. Her türlü çağ dışı gerici taleplerini insan hakkıymış gibi toplumsal algı oluşturarak yasallaştırmaya çalışmışlardır. Demokrasi basamaklarından tırmanarak demokrasi ortadan kaldırmaya çalışılmıştır. Çünkü demokrasinin atmosferi laiklik onlar için en büyük engeldir. Onun için demokratik bir hakmış gibi hep laikliğe saldırılmıştır. O nedenle demokrasinin sınırlarını bilen bilinçli yurttaşlar çoğalmalıdır. Bu da ancak disiplinli bir yurttaşlık bilinciyle aşılabilir. Yoksa demokrasi bir akrep gibi kendi kendisini sokarak ortadan kaldırır. 01.01.2026