Okunma : 314
Tarih : 4.03.2026
E-Mail : mehmed.ok33@gmail.com
Mehmet OK
Savaşa HAYIR! Barışa EVET….!
Savaşa HAYIR! Barışa EVET…..!
Savaş cinayettir.
Bu cümle bir slogan değildir. Bu cümle; tarihin kanla yazılmış sayfalarından süzülüp gelen bir insanlık hükmüdür.
Savaş; yalnızca cephede atılan kurşun değildir. Savaş; bir çocuğun yarım kalan cümlesidir. Savaş; bir annenin dinmeyen gözyaşıdır. Savaş; yıkılan şehirler kadar, yıkılan vicdanlardır.
Bugün dünyaya geniş bir açıdan baktığımızda görüyoruz ki savaşlar çoğu zaman halkların değil; güç hesaplarının, enerji koridorlarının, silah endüstrisinin ve küresel çıkar çatışmalarının ürünüdür. Emperyal politikalar, jeopolitik rekabetler ve ekonomik çıkar hırsı; bedelini masum insanların ödediği trajedilere dönüşmektedir.
Oysa tarih bize başka bir hakikati de öğretmiştir. Hayatının büyük bölümü cephelerde geçmiş, savaşın en ağır şartlarını yaşamış bir lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü boşuna söylenmemiştir:
“Ancak, ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir.”
Bu söz, romantik bir barış çağrısı değil; savaşın ne olduğunu bilen bir komutanın insanlığa bıraktığı ahlaki bir ölçüdür. Atatürk, savaş meydanlarında zafer kazanmış; fakat asıl büyük hedefini “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesiyle barış üzerine kurmuştur. Çünkü gerçek büyüklük, savaşı kazanmak değil; savaşı gereksiz kılacak bir düzen kurabilmektir.
Bugün sorulması gereken soru şudur: 21. yüzyılda hâlâ neden savaş konuşuyoruz?
Teknolojide çağ atlayan insanlık, neden vicdanda aynı ilerlemeyi gösteremiyor? Neden silahlanmaya ayrılan bütçeler, açlıkla mücadeleye ayrılan bütçelerden daha yüksek? Neden çocuklar okula değil, sığınaklara koşmak zorunda kalıyor?
Savaş; yalnızca toprağı değil, hukuku da yakar. Savaş; yalnızca şehirleri değil, insan haklarını da enkaz altında bırakır. Savaş; yalnızca bugünü değil, gelecek kuşakların umudunu da çalar.
Elbette her devletin meşru müdafaa hakkı vardır. Ancak savaşın sıradanlaştırılması, diplomasi yollarının tüketilmesi, öfkenin aklın önüne geçmesi insanlık için en büyük tehdittir. Güçlü olmak; silah üretmek değil, barışı sürdürebilmektir.
Bizler, bu topraklarda Kurtuluş Savaşı vermiş bir milletin evlatlarıyız. Savaşın ne demek olduğunu bilen bir tarihimiz var. Tam da bu yüzden barışın kıymetini en iyi biz bilmeliyiz.
Zalimlerin zulmüne karşı susmayalım. Ama öfkeyi değil, aklı büyütelim. Nefreti değil, adaleti savunalım.
Barış; pasif bir temenni değildir. Barış; aktif bir mücadeledir. Barış; cesaret ister.
Savaşların olmadığı; çocukların korkmadan uyuduğu, annelerin gözyaşı dökmediği, halkların birbirine düşman edilmediği bir dünya hayal değil… İnsanlığın ortak iradesiyle mümkün bir gelecek olabilir.
Savaşa HAYIR demek, insanlığa EVET demektir. Barışa EVET demek, geleceğe sahip çıkmaktır.