ÇAĞDAŞ YURTTAŞ SORUMLULUĞU
Bir ülkenin en büyük zenginlik kaynağı insandır. İnsandan sonra petrol, doğal gaz, alttın, değerli madenler su ve toprak gelir. Öyleyse bu en büyük ve kıymetli kaynağı bilinçli yurttaş haline getirmek devletin asli görevidir. Devletin milletiyle gönenç içerisinde yaşaması insanların aldığı eğitim ve kültürle paralellik gösterir. Eğitim üretimde verimlilik ve standardizasyonu da artırır. Tarımda, sanayide, eğitimde, sağlıkta ve her alanda insan eğitimi ülke de huzurun ve mutluluğun kaynağıdır. Pozitif bilimle eğitim, tüm yurttaşların temel eğitim dışında mesleki eğitimle de donatılması modern devletlerin vazgeçilmezidir. İnsan yaşamı devingendir. Hiçbir yönetim sürgit devam etmez, mutlaka çağın gereğine göre insan ihtiyaçları doğrultusunda devingenlik gösterir. Toplumlar geriye doğru evirilmez eğer böyle bir durum varsa o toplum cahil bırakılmış demektir.
Cumhuriyetten önce köylerde okul ve eğitim denen bir kavram yoktu. Cumhuriyet öncesinde millet değil ümmet, özgürlük değil kulluk vardı. Her şey padişahın malı tüm insanlarda onun kulu idi. Kulluk sadece Padişaha değil, Allaha da kulluk etmenin koşulları vardı. Müslümanlığın gereği kulluğu yerine getirmek çok zor değildi. Ancak padişahın kulluğunu yerine getirmek için gerekirse canını vereceksin, askere gideceksin, vergi vereceksin savaşa gideceksin. Özellikle kadınların hiçbir haklarının olmadığı bir yaşam sürülmekteydi. Bu durum diğer dini inançlarda da çok farklı değildi.
Cam merceğin bulunmasıyla teleskopların icadı, insanoğlunun karanlıkları aydınlatan soran, sorgulayan, inceleyen, araştıran heyecanlı bir serüvene sürüklemişti. Çünkü teleskopla gökyüzüne bakıldığında birçok tabu yıkılmıştı. Gök cisimleri yuvarlaktı, dünya güneşin etrafında dönüyordu. Kavramlar değişmişti kavramlarla birlikte tüm inançlar değişmişti. Bu değişim dünyanın her yerinde çok derin izler bırakmış statik yaşam biçimi yerine devingen bir yaşam olan cumhuriyet anlayışı yerleşmeye başlamıştı. İnsanlar birilerinin kulu, kölesi olmadığının farkına varmıştı. Özgürlük rüzgârı dünya toplumlarını kasıp kavurmaktaydı. Eski köhne yönetimler yıkılıyor yerine insanların kendi kendisini yönettiği seçtiği, seçildiği adına da demokrasi denen yönetimler yerleşiyordu. İnsan hakları ve demokrasi fikri gün geçtikçe cinsiyet farkı gözetmeksizin hayatın her alanında uygulanıyordu.
Türk milleti Müslümanlıktan önce demokrasiyi yaşamaktaydı. Kurultaylarda hakanlar ve kağanlar eşleriyle birlikte aldıkları kararla devleti yönetiyorlardı. Kadın erkek arasında bir fark yoktu. Müslümanlıkla birlikte Türk töresi yerine Arap kültürü Türk milletinin milli dokusunu bozdu. Dinin siyasete alet edilmesiyle Sünni İslam devlet yönetiminde etkili olmaya başladı. Pozitif bilim yerine sürekli bir şeylerin tekrarına dayalı araştırmadan, incelmeden, deneyden gözlemden uzak metafizik felsefenin ve dogma düşüncenin etkin olduğu bir eğitim süreci dayatıldı. Bu durum toplumun geri kalmasına neden oldu. Hiçbir konuda ilerleme sağlanamadı.
Ulusal kurtuluş savaşıyla birlikte Cumhuriyet devrimleri süreci başladı. Halkın katkılarıyla her köye bir okul projesi yaygınlaştı. Okullarda pozitif bilime dayalı dersler okutuluyordu. Yurttaşlık bilgisi dersiyle her bireyin yurduna, yasasına bağlı, insan haklarına saygılı, tarihini ve kültürünü bilen bilinçli yurttaş olarak eğitiliyordu. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet uygar ve çağdaş dünyada yerini almıştı. Günümüzde okullarımızda yeniden yurttaşlık bilgisi dersi okutulmalı bilinçli insanların cumhuriyete ve cumhuriyet devrimlerine sahip çıkacağı bir eğitim süreci başlatılmalı. Cumhuriyet yönetimi halkın kendi kendisini yönettiği bir yönetim biçimidir. Yurttaşlık bilinci ve sorumluluğu almış insanlar kendisini temsil edecek kişileri bu anlayışla seçtiği zaman ülkede güven ve huzurun yanında kalkınmayı da sağlamış olur. Bir ulusun geleceğini belirleyecek seçmenin akıl ve bilimi kendisine rehber ettiği zaman o toplum her alanda başarılı olacaktır.
Salim DOĞAN
15.4.2026