ARTIK YETER…!
Bu millet susuyor diye herkes her şeyin yolunda olduğunu sanmasın.
Sessizlik bazen sabrın değil, tükenişin adıdır.
Ve bugün o sessizlik, memleketin dört bir yanında çığlığa dönüşüyor.
Sokakta…
Pazarda…
Tarlada…
Fabrikada…
Okulda…
Kahvede…
Aynı cümle yankılanıyor:
“Artık Yeter!”
Emekli geçinemiyor.
İşçi alın terinin karşılığını alamıyor.
Memur ay sonunu getiremiyor.
Esnaf kepenk kapatmamak için direniyor.
Çiftçi üretmekten korkuyor.
Gençler umutlarını bavula koyup yurt dışına bakıyor.
Öğrenci gelecek değil, belirsizlik görüyor.
Anne mutfakta yangını yaşıyor.
Baba evine ekmek götürmenin hesabını yapıyor.
Bu sadece ekonomik kriz değildir.
Bu;
adalet krizidir.
Vicdan krizidir.
Güven krizidir.
Liyakat krizidir.
Devlete olan inancın sarsılmasıdır.
İnsanlar artık lüks istemiyor.
Sadece insanca yaşamak istiyor.
Adalet istiyor.
Eşitlik istiyor.
Huzur istiyor.
Gelecek istiyor.
Onuruyla yaşayabilmek istiyor.
Ama en çok da…
Duyulmak istiyor.
Yıllardır aynı sözler…
Aynı vaatler…
Aynı bekleyiş…
Millet artık beklemek değil, değişim istiyor.
Bıçak kemiğe dayandı.
Sabır taştı.
Sessizlik büyüdü.
Ve o sessiz çoğunluk şimdi tek bir cümle kuruyor:
“Seçim zamanı geldi…
Hem de çoktan geldi!”
Bu milletin kaderini ne dış güçler belirler,
ne masa başı hesaplar,
ne kapalı kapılar ardındaki pazarlıklar.
Kararı verecek olan millettir.
Sandık;
sadece bir oy pusulası değil,
aynı zamanda bir vicdan terazisidir.
Ve o terazide artık herkes kendi payını tartacaktır.
Kim halkın yanında durmuş…
Kim sadece koltuğunu korumuş…
Kim hizmet etmiş…
Kim sadece konuşmuş…
Hepsi görülecek.
Toplumun her kesimi bugün aynı noktada buluşuyor:
Öğrenci de…
Köylü de…
İşçi de…
Emekli de…
Esnaf da…
Genç de…
Aynı şeyi söylüyor:
“ARTIK YETER!”
Bu bir öfke değil.
Bu bir uyanıştır.
Bu bir isyan değil.
Bu bir değişim çağrısıdır.
Ve unutulmasın:
Millet karar verdiğinde,
hiçbir güç onun önünde duramaz.
Çünkü sandığın gerçek sahibi millettir.
Ve millet bugün açıkça konuşuyor:
“Artık yeter…
Değişimin zamanı geldi.
Seçim zamanı geldi.
Hem de gecikmeden…”