MİLLİ EĞİTİM Mİ?
Devlet ve millet nedir, demokrasi ne için vardır nasıl örgütlenir, Dünyadaki örneklemleri nelerdir? Tarih bu konuda neler yazmış, bütün bu soruların cevabını tek tek açıklayarak sonuca varmak istiyorum. Devletler kuruluş aşamasında milletin birlikte yaşama iradesini koyar ve tartışırlar. Kurucu unsur çoğunluk olarak tek milletten oluşuyorsa bu tür devletler sağlam yapılı modern ulus devletlerdir, uzun ömürlüdür, kolay kolay yıkılamazlar. Çoğu devletin içerisinde birçok etnik unsur bulunabilir. Bu tür devletler federasyon sistemiyle yönetilirler. Modern bir ulus devlet içindeki etnik kimliklere vereceği en yüce değer yurttaşlık hakkıdır. Bu hakkın üstünde bir hak yoktur. Kurucu unsurun sahip olduğu tüm haklara sahip olmak demektir. Türkiye cumhuriyeti içindeki etnik unsurlara kısıtlı azınlık hakkı yerine yurttaşlık hakkı verirken modern bir devlet olduğunu da kanıtlamış oldu.
Devlet soyut bir kavramdır. Bu soyut kavram halkıyla ordusuyla, üzerinde yaşanılan toprak parçasıyla, kurumlarıyla, meclisiyle ete kemiğe bürünerek somutlaşmaktadır. Devlet kuran milletlerin sayıları bellidir. Devletler İbn Haldun’un dediği gibi doğarlar, büyürler ve ölürler. Ancak her halk millet değildir. Millet olabilmek için üzerinde yaşadığı bir toprak parçası, tarih birliği, kültür birliği ve en önemlisi ordusunun olması gerekir. Devlet olmanın en belirgin özelliği ordusunun olmasıdır. Ordu devletin devamı, halkın güvenliği, milletin egemenliği için vardır. Devletin devam etmesi ya da uzun süre yaşayabilmesi için kendi kültürünü gelecek nesillere aktarabilmelidir. Bunu eğitim kurumlarıyla okullarda yapmaktadır. Atatürk’ün dediği gibi iki ordu vardır bu iki ordunun da Milli olması olmazsa olmazdır. Birisi Milli Eğitim ötekisi ise Milli Savunmadır. Bu ordulardan biri devlet kurarken ötekisi devleti yaşatır. Bir millet kendi kültürünü, tarihini, töresini unutursa o unuttuğu unsurların yerini başka bir milletin kültürü doldurur. Türk millet tam da bin yılı aşkındır bu sosyolojik tehlikeyle iç içe yaşamaktadır.
Günümüzde emperyalizmin dayattığı kimi halklar için tarih yazma modası başlatılmıştır. Böylece bir algı oluşturularak kültürlerin ve haritaların arasına yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Emperyalizm kendi çıkarları için başka bir ülkeyi sudan sebeplerle kolay bir şekilde işgal edebilmektedir. Ancak sahip olunması ve korunması çok zor olan Türkiye emperyalizmin korkulu rüyasıdır. Türklerden başka dünyada emperyalizmi yenen bir millet ve bir komutan var mıdır? Onun için Türkleri kendi tarihinden ve kültüründen uzaklaştırıp Arap kültürü din adı altında Türk milletine dayatılmaktadır. Peki, bunun sebebi nedir buradan nasıl bir çıkar sağlanmak istenmektedir.
Türkler gök ten griye inanmaktadır. Gök ten gri aslında mevcut dinlerden oldukça farklıdır. Gök Ten gri de kutsama vardır, minnet duyma vardır doğaya saygı vardır. Türklerde Güneş’e, Ay’a, Dağa, denize, ağaca ve toprağa tapılmamaktadır, bu durum Türklerin doğada alabildiğine özgürce bir yaşam sürmesine sebep olmaktadır. Doğayı gözlemekte ondan gelecek olan olumsuzluklara karşı tedbir almaktadır. Çünkü yaşadığı ortamı somut olarak görmektedir, ondan korkmamaktadır. Türkler geleceklerini göklerden ve gaipten aramamaktadır, doğrudan doğruya hayattan almaktadır. Onun için kimsenin kulu olmamışlardır. Bu durum Türklerde yurt sevgisi, millet sevgisi, bayrak sevgisine neden olmaktadır.
Ancak Ortadoğu halkları dünyada en geri kalmış bir toplum olarak gelişmemektedir. Çünkü bu insanlarda sorgulama, gözlem yapma, düşünme, imceleme, araştırma yetisi gelişmemiştir. Düşünmüyorlar çünkü onların yerine başkaları düşünüyor. Özgür değiller kendilerini kul olarak görüyorlar. Akıl ve bilim yerine geleceklerini başkalarının iradesine bırakmış durumdalar. Bilim ve teknik gelişmeye bu nedenle karşı durumdalar. Hayatlarını bin dördüyüz yıldır bir takım söylemleri tekrarlamakla geçirmektedirler. İnançları gereği statik bir yaşama sahiptirler. Eğitimleri metafizik felsefenin ve dogma düşüncelerin kıskacında ezber ve tekrardan ibarettir.
Milli Eğitim bir milletin geleceği için son derece önem arz etmektedir. Mustafa Kemal Atatürk akıl ve bilimi rehber olarak kabul etmiştir. Türk milletinin geleceğinin sağlam temellere dayanan düşünen, üreten, sorgulayan, araştıran bir eğitim sistemiyle yapılandırarak kalkınmanın, huzurun ve refahın sağlanacağını görmüştür. Milli Eğitimin Milletimizin kültür yapısıyla bağdaşması bu nedenle önem taşımaktadır. Başka milletlerin yaşam biçimi ve köhneleşmiş kültürleri din adı altında yüce Türk milletine dayatılmamalıdır Yurttaşlık bilinci almamış kişilerin devletin üst kademelerinde ve eğitimci olarak ya da rütbeli asker olarak görev almalarının bedeli hep ödenmiştir. Okullarımızda yurttaşlık bilgisi dersinin yeniden okutulması son derece önemlidir.
Salim DOĞAN