12 Haziran 2026 Cuma

19:09   CHP SÖZCÜSÜ SARı: MEZITLI BELEDIYE BAŞKANı SERKAN TUNCER ILE BOLU BELEDIYE BAŞKANı TANJU ÖZCAN TEDBIRLI OLARAK KESIN ÇıKARMA CEZASı ISTEMIYLE YÜKSEK DISIPLIN KURULU’NA SEVK EDILDI   16:50   CHP MYK, GENEL BAŞKAN KEMAL KıLıÇDAROĞLU BAŞKANLıĞıNDA TOPLANDı   16:50   MEZITLI’DE DEZAVANTAJLı BIREYLER SU SPORLARı ILE BULUŞUYOR   16:49   BENJAMIN NETANYAHU: BAŞBAKAN OLDUĞUM SÜRECE İRAN NÜKLEER SILAHA SAHIP OLMAYACAK   14:30   FATOŞ PıNAR TÜRKER’IN "ÇıPLAK ARAMA" IDDIASı: İÇIŞLERI BAKANLıĞı SORUŞTURMA BAŞLATTı   10:01   MERSIN’DE ’KIMSE YALNıZ KALMAYACAK’ DEDI, 13 ILÇEDE O HIZMETI BAŞLATTı! BAŞVURANLARıN EVINE GIDIYORLAR   23:36   PM TOPLANTıSı ÖNCESI PEŞ PEŞE İSTIFALAR: ’TARIHIN DOĞRU TARAFıNDAYıZ’   23:21   AKDENIZ İÇIN TARIHI ZIRVE: MERSIN’IN İKLIM VIZYONU TÜRKIYE’YE ÖRNEK GÖSTERILDI!   16:58   DEM PARTI’DEN ’MUTLAK BUTLAN’ ELEŞTIRISI VE SÜREÇ YASASı ÇAĞRıSı   16:57   İMAMOĞLU’NDAN KıLıÇDAROĞLU TEPKISI: "KAYYıM ATANAN KIŞIYI KıNıYORUM"   16:55   AĞRı’DA YAŞAMıNı YITIREN ÖĞRETMEN IRMAK AYŞE KOPARAN, İZMIR’DE SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDı   16:53   SILIVRI’DEN SESLENEN DILEK KAYA İMAMOĞLU: ÇıPLAK ARAMA IŞKENCEDIR   14:57   DEM PARTI MERSIN MILLETVEKILI ALI BOZAN, TARSUS’TA SU KANALLARıNı INCELEDI: BU IHMAL ÖLÜME DAVETIYE ÇıKARıYOR!   14:56   ÜNLÜLERE YÖNELIK UYUŞTURUCU SORUŞTURMASı... EMEP GENEL BAŞKANı ASLAN: "ÖNCELIKLE UYUŞTURUCU BARONLARıNıN YAKALANARAK GÖZALTıNA ALıNMASı GEREKIR"   14:55   CHP PARTI MECLISI TOPLANDı   14:28   ALI MAHIR BAŞARıR: "BUNLARıN 80 DARBECILERINDEN HIÇBIR FARKı YOKTUR"   13:52   RTÜK’TEN 6 KANALA IDARI PARA CEZASı: ÖZGÜR ÖZEL YAYıNıNA    13:50   ZEYNEL EMRE’DEN CHP PM’DEN 28 ISTIFAYA DAIR AÇıKLAMA:    22:45   KıLıÇDAROĞLU 9 VEKILI DISIPLINE SEVK ETTI, ÖZEL CEPHESINDEN ’GEÇERSIZ’ ÇıKıŞı!   19:11   CHP’DE DEPREM! 9 MILLETVEKILI İÇIN KESIN İHRAÇ İSTEMI: ’ARıNMA SIYASETI BAŞLADı’  
 
     
 
 
image

Okunma : 23  Tarih : 12.06.2026  E-Mail : mehmed.ok33@gmail.com

 
Mehmet OK

Pazar Filesini Dolduramayan Vatandaşın İtirazı Ayaklanma Değildir…!

Geçim Çığlığı Ne Zaman Ayaklanma Sayıldı?

Korkulan Şey Protesto Mu, Yoksa Halkın Konuşması Mı?

Hayat pahalılığı her geçen gün daha fazla insanın omuzlarına yük bindirirken, vatandaşların yaşadıkları sıkıntıları dile getirmesi artık bir tercih değil, bir zorunluluk haline gelmiştir. Boşalan mutfak dolapları, eriyen maaşlar, artan faturalar ve geleceğe dair büyüyen kaygılar karşısında sessiz kalmak, yalnızca bireysel bir tutum değil; dayatılan bir gerçekliktir.

İnsanlar konuşur.
İnsanlar itiraz eder.
İnsanlar yaşadığı yoksulluğu gizleyemez.

Ve tam da bu noktada demokrasi tartışması başlar.

Çünkü demokrasi, yalnızca sandık günü hatırlanan bir kavram değildir. Demokrasi, vatandaşın her gün konuşabildiği, eleştirebildiği ve hesap sorabildiği bir düzendir. Eğer bir ülkede vatandaş konuşurken gerilim oluşuyorsa, sorun konuşanda değil; konuşulmasından rahatsız olan anlayıştadır.

Son yıllarda ise tehlikeli bir eşik giderek daha sık aşılmaktadır: Eleştiri ile tehdit, protesto ile ayaklanma arasındaki sınır bilinçli ya da bilinçsiz şekilde bulanıklaştırılmaktadır. Bu durum, demokratik hakların alanını daraltan en kritik araçlardan biri haline gelmiştir.

Oysa gerçek nettir:
Geçinemeyen insanın sesi tehdit değildir.
Boş tencerenin sesi provokasyon değildir.
Pazar filesini dolduramayan vatandaşın itirazı ayaklanma değildir.

Bunları öyle göstermek, sorunu çözmek değil; sorunun üzerini örtmektir.


Ama tarih göstermiştir ki örtülen hiçbir gerçek ortadan kalkmaz. Sadece birikir. Ve biriken her toplumsal gerçek, eninde sonunda daha sert bir şekilde geri döner.

Bugün yaşanan tablo da tam olarak budur.

İnsanlar keyiflerinden konuşmuyor.
Rahat oldukları için sokakta değiller.
Memnun oldukları için ses yükseltmiyorlar.

Aksine, konuşmak zorunda bırakılıyorlar.


Ve bir toplumda insanlar konuşmak zorunda kalıyorsa, orada artık yalnızca ekonomik değil, siyasal bir sorun da vardır.

Çünkü mesele yalnızca geçim değildir. Mesele, geçinemeyen insanın sesinin nasıl karşılandığıdır.

Bir ülkede vatandaşın sesi “rahatsız edici” bulunuyorsa, sorun vatandaşta değil, yönetim algısındadır.

Asıl kritik soru şudur:
Halk neden konuşuyor?

Değil.

Halk neden bu kadar yüksek sesle konuşmak zorunda bırakılıyor?

Tarih boyunca hiçbir iktidar halkın sesini tamamen susturarak güçlenmemiştir. Tam tersine, sesi bastırmaya çalışan her yapı, o sesi büyüterek karşısında bulmuştur.

Sorunlar konuşulmadığında bitmez.
Eleştiriler bastırıldığında yok olmaz.
Sadece biçim değiştirir.


Bugün görünmeyen yarın daha görünür olur.

Bugün duyulmayan yarın daha sert duyulur.

Bu yüzden mesele protestoyu tanımlamak değil; protestoyu doğuran koşulları inkâr etmemektir.

Çünkü bir ülkede meydanlar konuşuyorsa, önce neden evlerin sustuğu sorulmalıdır.

Ve unutulmamalıdır:
Halk sustuğunda “istikrar” denilen şey çoğu zaman sessizliktir.
Ama o sessizlik gerçek değildir.

Sadece ertelenmiş bir toplumsal karşılıktır.
Ve hiçbir erteleme sonsuza kadar sürmez.

Çünkü sonunda değişmeyen tek gerçek şudur:
Halkın sesi susturulmaz.

Sadece ertelenir.
Ve ertelenen her ses, bir gün mutlaka daha gür geri döner.
 
 



 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz :

Güvenlik Kodu : Güvenlik Kodu
Kod :

 



  GÜNCEL HABERLER

 
  FLAŞ HABER
   
 
  EN ÇOK OKUNANLAR
  • Bu Ay
  • Bu Hafta
  • Dün
  • Bugün
 
 


  SOSYAL MEDYA


  GAZETELER
 
 

 







mersinerji.com
ANKA Haber Ajansı
Abonesidir

 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE HABER ARŞİVİ GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinerji.com © Copyright 2017-2026 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA